İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Müteveffa ........ ile müvekkili banka arasında iki adet Tüketici Kredisi Sözleşmesi akdedildi…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 09/09/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ..... VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av..... Av...... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Müteveffa ........ ile müvekkili banka arasında iki adet Tüketici Kredisi Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeler kapsamında dava tarihi itibariyle işlemiş faizler ve BSMV dahil toplam borcun 37.840,96-TL’yi aştığını, müteveffa ........'ün, davalı sigorta şirketi tarafından ........ poliçe numarası ile hayat sigortası ile sigortalandığını, davacı müvekkili banka ile imzalanan Tüketici Kredi Sözleşmesi için Dain-i Müterhin şerhi konulduğunu, 24/07/2020 tarihinde akdedilen poliçe ve kredi sözleşmesi incelendiğinde poliçe ile davalı yanın; davacı müvekkilin alacaklarını 5 senelik bir koruma altına aldığını, bu koruma sürecinde teminat limitlerini düşürerek üst limit belirlemesine gittiğini, buna göre ölüm rizikosunun ilk sene gerçekleşmesi halinde 60.839,04-TL'lik limitle bir koruma, ikinci sene gerçekleşmesi halinde 49.439,35-TL'lik limitle bir koruma, üçüncü sene gerçekleşmesi halinde 35.546,70-TL'lik limitle bir koruma, dördüncü sene gerçekleşmesi halinde 19.697,56-TL'lik limitle bir koruma, beşinci sene gerçekleşmesi halinde ise 1.617,04-TL'lik bir koruma öngörüldüğünü, poliçe tanzim tarihinin 24/07/2020 iken, kredi çeken ........'ün 17/05/2022 tarihinde vefat ettiğini, koruma limitinin 49.439,35-TL olduğunu, mirasçılar aleyhine ihtarname akdedildiğini, sonrasında icra takip işlemleri yürütüldüğünü fakat mirasçıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, sigorta şirketinin müteveffa tarafından hastalığının gizlendiği ve rizikonun müteveffanın bu rahatsızlığını gizlemesinden kaynaklandığından bahisle başvuruyu reddettiğini, başvuru sonrasında sigorta şirketine karşı zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru yapılarak toplantı yürütüldüğünü ancak toplantı sonunda da anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketten poliçe limitleri kapsamındaki 37.840,96-TL'nin sigortaya başvuru tarihi olan 06/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alınarak davacı müvekkilini tüketici kredisinden kaynaklanan alacağının tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Murisin davaya konu edilen 24.07.2020 başlangıç tarihli 01.08.2024 bitiş tarihli 49.439,35 TL vefat teminatlı Hayat Sigortası Sözleşmesi ile sigorta kapsamına alındığını, işbu sigorta, müteveffa sigortalıyı vefat riskine karşı güvence altına alan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup kredi hayat sözleşmesi, özel şartları ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere- kredi borcu dain-i mürtehin bankaya, varsa teminatın kalan kısmı sözleşmede belirtilmişse 2. Sıradaki lehtarlara, lehtar belirtilmemişse kanuni mirasçılara ödendiğini, sigortalı murisin vefatından sonra mirasçıların şirkete başvurduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunduğunu, mirasçılardan riziko değerlendirme için gerekli evraklar talep edilmiş olup, evrakların incelenmesi akabinde müteveffa sigortalının sözleşmesinin başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan SVO (Serebrovasküler Hastalığı) hastalığını poliçesinin başlangıç tarihinden önce beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini, sigortalıya ait sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporları dosya kapsamında incelendiğini sigorta başlangıcından evvel sigortalının SVO hastalığının mevcut olduğunu, Sigorta Sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen svo hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalı, sigorta öncesinden gelen svo hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müteveffa sigortalının sigortanın başlangıcından önce mevcut olan ve uzunca bir süre de tedavi gördüğü SVO hastalığını beyan etmeyerek gizlemek suretiyle şirketi yanılttığı, bu nedenle davacılara herhangi bir ödeme yapılması hukuken de mümkün olmadığından davacıların dava dilekçesinde ileri sürdüğü haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; dava dışı müteveffa ........ ile davacı banka arasında iki adet tüketici kredisi sözleşmesi akdedildiği, müteveffanın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, 24/07/2020 tarihli sözleme ve poliçe içeriğinde "dain-i müterhin" kaydı bulunduğu, poliçe içeriğine göre beş senelik kademeli koruma sağlandığı, buna rağmen ödemenin davacıya yapılmadığı iddiasıyla iş bu davanın dermeyan edildiği, davalı sigorta şirketinin müteveffanın hastalığını gizlediği bu sebeple ödeme yapılmadığı ve ilgili hastalığın da teminat kapsamı dışında olduğu savunmasında bulunduğu, dosyanın uzman bilirkişiye tevdii sonrasında, müteveffanın rahatsızlığını beyan etmediğinin belirlendiği, bu duruma ilişkin olarak davacı bankanın üçüncü kişi konumunda bulunması ve sözleşmede "dain-i müterhin" şerhinin de bulunduğu dikkate alındığında davacıya herhangi bir yükümlülük yüklenemeyeceği, davalının ödememeye ilişkin savunmasını ancak müteveffanın mirasçılarına karşı ileri sürebileceği ve rücu istemine ilişkin baz alınabileceği değerlendirilmiş; DAVANIN KABULÜ İLE; 37.840,96 TL alacağın temerrüt tarihi olan 06/10/2023'den itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalının sigortacı tarafından poliçe tanzim edilirken kendisine yöneltilen sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun takdirine etkili olacaklardan kendisince bilinenleri de beyan etmekle yükümlü olduğunu, sigortalının beyan yükümlülüğünün kasten ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olması halinde sigortacının tazminat borcunun ortadan kalkacağını, sigortalının sorulan soruları yanıtlayıp daha önce herhangi bir sağlık problemi yaşamadığını ifade ettiğini, hastalığının ciddi ve ölümcül bir hastalık olduğunu, sigortalının hastalığını bilmeme ihtimalinin olmadığını, kanserin vefata hiçbir surette etkisinin olmadığı sonucuna varılır ise doğrudan sigorta bedelinin ödenmesi değil sigorta bedelinde indirim yapılması gerekeceğini, kararın kaldırılmasını, davanın reddini dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. İlk derece mahkemesince verilen ilk karara ilişkin olarak Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 01/03/2024 ... Esas ... KararKarar sayılı dosyasında verilen kararının eksik araştırma nedeniyle HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava, krediye dayalı olarak yaptırılan hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan dain mürtehin davacı bankanın kredi alacağına istinaden davalı sigorta şirketinden poliçe alacağı istemine ilişkindir. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Yine poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın C.2 maddesinde "Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü: 2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır. 2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci,sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır. Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer. 2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir. 2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, kredi borçlusu ........ ile davalı sigorta şirketi arasında 24/07/2020 başlangıç ve 01/08/2024 bitiş tarihli olmak üzere hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş, muris 17/05/2022 tarihinde vefat etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde murisin kredi hayat sigortası başvuru formunda sigortalının sözleşmelerinin başlangıç tarihinden önce gelen, mevcut bulunanSVO(SEREBROVASKÜLER HASTALIĞI) ........ nolu poliçesinin başlangıç tarihi olan 24/07/2020 tarihinden önce sağlık beyan formlarında beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini savunmuştur.Mahkemece , murisin hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda rapor almaksızın yazılı şekilde hüküm kurulduğu, davacı tarafın itirazı üzerine İtiraz Mahkemece de eksik inceleme ile itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. O halde, Mahkemece e ATK’dan iddia edilen hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün beyan edilmeyen hastalıktan meydana gelip gelmediği hususunda rapor alarak yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. (YARGITAY 4. Hukuk Dairesi ESAS NO : ... KARAR NO : ...) Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatırana iadesine, 4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 7- Beyşehir İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ........ Anonim Şirketi, tarafından sunulan ........ / Beyşehır/Konya Şubesine ait 13/10/2025 tarih ........ numaralı 165.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.26/11/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.