Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/2909 E. , 2024/1495 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/2909 Karar No : 2024/1495 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Odası VEKİLİ: Av. … DAVACI YANINDA MÜDAHİL: … Birliği VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- … Valiliği VEKİLİ: Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Başkanlığı VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararının tem…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/2909 E. , 2024/1495 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/2909 Karar No : 2024/1495 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Odası VEKİLİ: Av. … DAVACI YANINDA MÜDAHİL: … Birliği VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- … Valiliği VEKİLİ: Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Başkanlığı VEKİLİ: I. Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, …, … Mahallesi, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yapılacak yapı için Muğla Valiliğince verilen … tarihli, … sayılı yapı ruhsatı ile dayanağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli … sayılı oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:..., K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu … ada, … parsel sayılı taşınmazda öngörülen "sosyal kültürel tesis alanı" ile bitişiğindeki … ada, … parsel sayılı taşınmaz için getirilen "dini tesis alanı" plan kararlarının … tarihli, … sayılı oluru ile kabul edilen ve 28/02/2014-31/03/2014 tarihleri arasında ilan edilen dava konusu plan değişikliği ile yer değiştirdiği, bu iki kullanım kararının birbiri ile yer değiştirmiş olmasının kamusal alan miktarını değiştirmediği ve plan ana kararlarını etkileyici bir yönünün bulunmadığı, bu nedenle plan değişikliği işleminde şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık görülmediği; bu planlara dayanılarak verilen yapı ruhsatının ise işlem tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine ve plan kararlarına uygun usulde düzenlendiği, dava konusu alana bölgesel olarak en yakın caminin Gürece ve Akyarlar Köyünde bulunduğu, bu camilerin yürüme mesafesi ile ulaşılabilir durumda olmadığı, söz konusu plan değişiklikleri ile sadece camii yapımının esas alınmadığı, dini ve kültürel tesis amaçlı avan projenin hazırlandığı hususu dikkate alındığında, ayrıca 2.1 sayılı plan notunda belirlenen "plan tadilat alanı içerisinde fonksiyon alanlarını ayıran parsel çizgisi şematik olup ruhsat aşamasında bütün projeler düzenlenebilir" hükmü göz önünde bulundurulduğunda, … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar için ortak yapı ruhsatı düzenlenmiş olmasında 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notlarına ve imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Usul ve yasaya uygun olmayan idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Usul ve yasaya uygun olan idari dava dairesi kararının onanması gerektiği belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı odanın, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğunu ileri sürerek düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planına karşı dava açması ve bu planlar uyarınca düzenlenen uygulama işlemi olan yapı ruhsatının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle dava konusu işlemlerle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu bu nedenle davacının temyiz isteminin kabul edilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Çevre ve Şehircilik" ibaresinin "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği" şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı tarafından, Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …-… sayılı parseller için Muğla Valiliği tarafından verilen 22/01/2016 tarihli 1 sayılı yapı ruhsatı ile dayanağı dini ve kültürel tesis alanı amaçlıÇevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli … sayılı oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin; dava konusu yapı ruhsatının plan ve mevzuata açıkça aykırı olduğu, yapı ruhsatı üzerinde verilen kat ve kot yüksekliğinin imar planına aykırı olduğu, dava konusu yapıda bodrum geleneksel mimari karakterinin esas alınmadığı, üst ölçekli plan kararlarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT Anayasanın 135. maddesinde "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir." hükmü yer almaktadır. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun yukarıda anılan Anayasal hükme paralel olarak düzenlenen 2. maddesinde "(Değişik: 19/4/1983-KHK 66/2 md.) Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir. Birliğin kuruluş amacı: a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek; Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak; b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir. (Değişik: 18/6/1997 - 4276/6 md.) Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14.maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15.maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun; "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanunun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun, "planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu yapı ruhsatı yönünden yapılan değerlendirmede; İdari yargılama hukukunda ehliyet, kişinin medeni hakları kullanabilme yeteneği yanında, idari dava açmakta menfaati olmasını; diğer bir anlatımla iptali istenilen idari işlem ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmiş bulunmasını da ifade etmektedir. Bu bakımdan idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasında, açıklanan nitelikte menfaati bulunmayan kişinin idari dava açma ehliyetinden de söz edilemez. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan birisi olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Olayda, kuruluş amacı Anayasa'da ve yukarıda anılan yasa hükmünde açıkça; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak, meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek olarak sayılmış olan davacı odanın ancak tüzel kişiliğinin ve üyelerinin ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta, dava konusu parsel için verilen yapı ruhsatı yönünden bir değerlendirme yapıldığında, davaya konu edilen yapı ruhsatının, yalnızca yapıdan doğrudan etkilenme durumunda olan komşularının veya aynı sokak yahut aynı mahalledeki insanların hukuki ve kişisel menfaatlerini etkileyebileceği, bu noktada da davacı odanın davaya konu yapı ile ilgili olarak anlatılan şekilde herhangi bir hukuki, kişisel ve güncel bir menfaatinin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu durumda, mülkiyeti hazineye ait olan taşınmaz üzerindeki yapı için davalı yanında müdahil Diyanet İşleri Başkanlığı adına düzenlenen yapı ruhsatına ilişkin işlemin genel düzenleyici bir işlem niteliğinde olmadığı, subjektif bir işlem olduğu, iptali istenilen yapı ruhsatı ile davacı Oda arasında yukarıda tanımlandığı şekilde kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin olmadığı, bu nedenle dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yönünden yapılan değerlendirmede; Dava açma süresine ilişkin yukarıdaki bölümde detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanunun 8-1/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 28.02.2014- 31.03.2014 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içinde planlara itiraz edilmediği, bu imar planlarına dayanılarak 22.01.2016 tarihinde taşınmaza ilişkin olarak yapı ruhsatı düzenlendiği, anılan yapı ruhsatının haricen öğrenilmesi üzerine davacı tarafından söz konusu yapı ruhsatı ile dayanağı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı 22.03.2016 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı Oda tarafından her ne kadar taşınmaz için yapı ruhsatı verilmesi üzerine, bu işleme karşı yasal süresi içinde açılan iş bu davada ruhsat ile birlikte dayanağı imar planları da davaya konu edilmiş ise de; uygulama işlemi üzerine, dayanağı düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için, öncelikle davacının uygulama işleminin iptalini istemekte menfaatinin, diğer bir ifade ile dava açma ehliyetinin bulunması gerektiği açıktır. Bu itibarla, dava konusu yapı ruhsatına karşı dava açma ehliyeti bulunmayan davacı bakımından, söz konusu uygulama işleminin imar planına karşı dava açma süresini canlandırması mümkün olmadığından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacı Oda tarafından, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekmekte iken, bu tarihten sonra 22.03.2016 tarihinde açılan iş bu davada imar planları yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, davanın yapı ruhsatına ilişkin kısmının ehliyet yönünden, imar planlarına ilişkin kısmının ise süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte iken, işin esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) : T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptallleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu gözönüne alınmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacı oda tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmaz için verilen yapı ruhsatının öğrenilmesi üzerine, süresinde anılan yapı ruhsatı ile birlikte dayanağı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin de iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İfa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan imar planına ve bu plan uyarınca düzenlenen yapı ruhsatına dava açabilecektir. Bu durumda, davacı odanın, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğunu ileri sürerek düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planına karşı dava açması ve bu planlar uyarınca düzenlenen uygulama işlemi olan yapı ruhsatının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle dava konusu işlemlerle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabul edilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararın değişik gerekçe ile onanmasına ilişkin Dairemiz kararına katılmıyorum.