8. Hukuk Dairesi 2019/6212 E. , 2021/4427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Babalığın Hükmen Tespiti Ve Nafaka İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 12. Aile Hukuk Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ve 2015/411 Esas, 2019/33 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı çocuk adına kayyım ile davalı v
**8. Hukuk Dairesi 2019/6212 E. , 2021/4427 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Babalığın Hükmen Tespiti Ve Nafaka İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 12. Aile Hukuk Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ve 2015/411 Esas, 2019/33 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı çocuk adına kayyım ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı çocuk adına kayyım ile davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Küçük ... adına atanan kayyım tarafından açılan davada, evlilik birliği dışında doğan çocuğun biyolojik babasının davalı ... olduğu ileri sürülerek babalığın hükmen tespiti ile çocuk için iştirak nafakası istenmiştir. Mahkemece, çocuğun babasının davalı olduğunun tespiti ile çocuk için aylık 7.000,00 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karar, kayyım ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, Davacı-kayyımın faize yapmış olduğu istinaf talebinin kabulüne, diğer istinaf taleplerinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin ise tamamen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesinin nafakaya ilişkin hükümlerinin kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile "Davacının nafaka talebinin kısmen kabulü ile, dava tarihinden geçerli olmak üzere takdir edilen aylık 4.500 TL iştirak nafakasının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak küçüğe harcanmak üzere velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiş; hüküm, kayyım ve davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301.madde kapsamında kapsamında çocuk adına atanan kayyım tarafından açılan babalığın hükmen tespiti ile aynı Kanun'un 327 ve devamı maddeleri kapsamında çocuk için iştirak nafakası istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul kararı verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi durumunda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde de yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, davanın esasına yönelik herhangi bir hüküm kurulmadan İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının sadece nafaka ve hükmedilen nafakaya kararın kesinleşmesinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin olarak düzeltilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması ve yeniden tüm talepler hakkında hüküm kurulmamış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (38.) Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene ayrı ayrı iadesine, 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.