4. Hukuk Dairesi 2021/17108 E. , 2024/1910 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/107 Esas - 2021/350 Karar DAVALILAR : 1. ... 2... Haber Ajansı Basın ve Yay A.Ş. vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 25.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Ret/İstinaf talebinin reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 11.05.2017 SAYISI : 2016/452 Esas - 2017/197 Karar Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle m…
**4. Hukuk Dairesi 2021/17108 E. , 2024/1910 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/107 Esas - 2021/350 Karar DAVALILAR : 1. ... 2... Haber Ajansı Basın ve Yay A.Ş. vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 25.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Ret/İstinaf talebinin reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 11.05.2017 SAYISI : 2016/452 Esas - 2017/197 Karar Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve yayın davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Haber Ajansı Basın ve Yay A.Ş.'nin sahibi olduğu diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nde 21.05.2016 tarihinde 1. ve 12. sayfalarda yayınlanan "Orman İçinde Yandaş Okulu" ve "Beykoz Ormanı Yandaşa Feda Oldu" başlıklı haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haberin tamamen gerçek dışı olduğunu, yazıda kullanılan söz ve ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkili kurumun kamuoyu nezdinde itibarının zedelendiğini, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2885 D.İş sayılı kararı ile tekzip taleplerinin kabulüne karar verildiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile verilecek kararın tirajı en yüksek iki gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen yayında kullanılan söz ve ifadelerin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığını, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğunu, o anda var olan ancak sonradan gerçek dışı olduğu anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağını, toplumu ilgilendiren bir konu ile ilgili haber yapılmasından basının sorumlu olduğunu, haberin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberde, davacı vakfın kişilik haklarına saldırı teşkil eden herhangi bir söz ve ifadenin kullanılmadığı, haberin tümüyle görünen gerçeğe uygun olduğu, haber başlığında yer alan "yandaş" nitelelendirmesinin ise çarpıcı başlık kavramı içinde değerlendirilmesi gerektiği, öz ve biçim arasındaki dengenin bozulmaması halinde okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanılmasının bir gazetecilik tekniği olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haberin gerçek dışı olduğunu, müvekkili olan vakfa ait okulun orman ya da doğal sit alanı üzerinde inşa edilmediğini, kurgu haber ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarının zedelendiğini, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2885 D.İş sayılı kararı ile tekzip taleplerinin kabulüne karar verildiğini, haberin gerçek olmadığının tespit edildiğini, mahkeme tarafından çarpıcı başlık olarak nitelendirilen "yandaş" kelimesinin hakaret kabul edilmesi gerektiğini, haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunmadığını, ölçülülük ilkesine uyulmadığını, haberde kullanılan söz ve ifadelerin bir bütün olarak küçük düşürücü olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, haberin yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, yine haber içeriğinde dava konusu okulun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan izin alınarak bu anlamda yasal olarak yapıldığının belirtildiği, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberin gerçek dışı olduğunu, müvekkili olan vakfa ait okulun orman ya da doğal sit alanı üzerinde inşa edilmediğini, basit bir araştırma ile bunun tespit edilebileceğini, kurgu haber ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarının zedelendiğini, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2885 D.İş sayılı kararı ile tekzip taleplerinin kabulüne karar verildiğini, haberin gerçek olmadığının bu karar ile tespit edildiğini, mahkeme tarafından çarpıcı başlık olarak nitelendirilen "yandaş" kelimesinin hakaret kabul edilmesi gerektiğini, haberin verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunmadığını, kamuoyunu aydınlatmaya yönelik bir amaç olmadığını, ölçülülük ilkesine uyulmadığını, haberde kullanılan söz ve ifadelerin bir bütün olarak küçük düşürücü ve provokatif olduğunu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı şirketin sahibi olduğu diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nin 21.05.2016 tarihli nüshasında yayınlanan "Orman İçinde Yandaş Okulu" "Beykoz Ormanı Yandaşa Feda Oldu" başlıklı haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat ve yayın istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı ...Haber Ajansı Basın ve Yay. A.Ş.'nin sahibi olduğu diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu Cumhuriyet Gazetesi'nde 21.05.2016 tarihinde yayınlanan "Orman İçinde Yandaş Okulu" ve "Beykoz Ormanı Yandaşa Feda Oldu" başlıklı haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, haber bir bütün halinde incelendiğinde davacı vakfa ait okulun inşa edildiği yerin konumundan yola çıkılarak eleştiri niteliğinde söz ve ifadeler kullanıldığı; haberin toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı; kaldı ki basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması karşısında, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan da söz edilemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etttiği, haberin yayın tarihi itibari ile güncel olduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu; basının somut gerçeği değil, o anda belirlenen, var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamak durumunda olduğu, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından sorumlu tutulamayacağı, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacı kurumun kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.