Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerek görevden alınma nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; özel hayat kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerek görevden alınma nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam olarak görev yapan başvurucu hakkındaki şikâyetler nedeniyle gerçekleştirilen idari soruşturma sonucunda müfettiş tarafından düzenlenen 29/3/2012 tarihli soruşturma raporunda özetle aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir:i. Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy camisinde 29/4/2004 tarihinde göreve başlamasından sonra aynı köyde ikamet eden Ö.A.nın evine gittiği zamanlarda kızı E.A.ya "seni seviyorum, senden hoşlanıyorum" diyerek laf attığı, yalnız olduğu zamanlarda eve gelmek istediği, bazen de hiç sormadan ve izin istemeden evine giderek bu kadınla defalarca öpüştüğü, bu kadının karşı çıkması üzerine "evlendiğin erkeği kandırırsın" diyerek cinsel ilişkiye girmek için ikna etmeye çalıştığı,ii. E.A.nın başvurucuyu eve almak istemediği veya evde buluştuklarında taleplerini yerine getirmek istemediği zamanlarda "beni evlerine davet ediyor, sen kimseyi ikna edemezsin, ancak bana herkes inanır, ben evliyim kendimi kurtarırım." diyerek şantajda bulunduğu, ayrıca kadına tehdit ve hakaret içeren, kendisinden cinsel yönden faydalanmayı hedefleyen mesajlar attığı,iii. Başvurucunun kayınpederi beyanında; damadının masum olduğunu söyleyemeyeceği, damadının telefonla görüştüğü ve mesaj attığı iddia edilen kadının geçmişte de iffetli biri olmadığını ifade ettiği görülmüştür. Ayrıca başvurucunun görev yaptığı köyün muhtarı tarafından; başvurucunun görevden uzaklaştırılmasından sonra birçok kadını telefonla taciz ettiğine ve kadınların sesini çıkaramadığına ilişkin duyumlar aldığı şeklinde beyanda bulunulduğu,iv. Öte yandan başvurucunun müftülükte savunması alınırken intihar girişiminde bulunduğu, ihtiyar heyetinin Gümüşhacıköy Kaymakamlığına "başvurucunun taciz iddiaları nedeniyle 2012 yılında görevinden uzaklaştırılmasına rağmen aynı köyde yaşamaya devam etmesinden köylünün rahatsız olduğu, huzur ve sükunetin daha fazla bozulmaması için köyden ayrılması" yönünde başvurusunun bulunduğu belirlenmiştir. Anılan soruşturma raporu gereğince 15/4/2015 tarihli ve 29327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşler Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şartını kaybettiğinden bahisle 14/6/2012 tarihinde başvurucunun görevine son verilmiştir. Başvurucu, bu işlemin iptali ve işlem nedeniyle uğradığı maddi zararlarının tazmini talebiyle 13/7/2012 tarihinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 24/7/2012 tarihli kararıyla dosyasının yetkili Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Samsun İdare Mahkemesi (Mahkeme) 4/4/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Bu karar Danıştay Onikinci Dairesince dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karar düzeltme aşamasında bozulmuştur. Gerekçede; soruşturma raporunda başvurucuya isnat edilen cinsel taciz, cinsel saldırı ve tehdit suçları kapsamında E.A.nın beyanından başka bir delil bulunmadığı, anılan kişinin cinsel nitelikteki eylemler nedeniyle şikâyetçi olmadığını ifade ettiği belirtilmiştir. Ayrıca olayların oluş yeri, zamanı ve niteliği konusunda somut olgulara yer verilmediği gibi E.A.nın anlatımları arasında çelişkilerin bulunduğu vurgulanarak soruşturmada kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delillere ulaşılamaması ve şikâyet yokluğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ifade edilmiştir. Gerekçede bu tespitlerden hareketle, başvurucunun mesleğinde itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme 3/11/2017 tarihli kararıyla bozma kararına uymamış ve kararında ısrar ederek davayı reddetmiştir. Gerekçede başvurucu hakkındaki ceza davasına da değinilerek, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca (TİB) yapılan incelemede; başvurucunun kullandığı hattan E.A.ya 26/10/2011, 27/10/2011, 28/10/2011 ve 29/10/2011 tarihlerinde hakaret, tehdit ve cinsel taciz içerikli mesajlar gönderildiğinin belirlenmesi nedeniyle anılan suçlardan HAGB kararı verildiği belirtilmiştir. Bunun yanında kararda, başvurucunun imam hatip olarak görev yaparken evli bir kadın ile olağan arkadaşlık ilişkisinin ötesinde bir ilişki kurduğu ve anılan ilişkinin çevresinde bilinir hâle gelmesi nedeniyle ilgili yönetmelikte belirlenen şartı (bkz. § 6) kaybettiği ifade edilmiştir. İdare Mahkemesinin ısrar kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (Kurul) 26/11/2018 tarihli kararıyla onanmış, başvurucunun karar düzeltme talebi Kurulun 2/12/2019 tarihli kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 7/2/2020 tarihinde öğrenmiş ve 20/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. A.T. B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 47; İ.A., B. No: 2016/3423, 14/9/2017, § 31; N.S. B. No: 2015/9155, 10/1/2019, §§ 49, 50; A.K., B. No: 2015/10298, 7/3/2019, §§ 54,