11. Hukuk Dairesi 2009/7753 E. , 2011/1012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2006/741 - 2008/679 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, du
**11. Hukuk Dairesi 2009/7753 E. , 2011/1012 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2006/741 - 2008/679 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı kredinin kalan taksitlerini ödeyerek borcun kapatılması için davalı bankanın çalışanı olan diğer davalının bildirdiği hesaba EFT yapmak suretiyle 9.340 YTL para gönderdiğini, ancak davalı banka çalışanının bu parayı müvekkilinin kredi borcunun bulunduğu hesaba aktarmadığını ve zimmetine geçirdiğini, davalı banka tarafından müvekkilinden kredi borcunun gecikme faizi ile birlikte 10.680 YTL olarak mükerrer tahsil edildiğini, aynı zamanda bu olay nedeniyle müvekkilinin manevi olarak da zarar gördüğünü, davalı bankanın adam çalıştıran olarak müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 10.680 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, zamanaşımı defi ile birlikte diğer davalının hesabına para yatırılarak oluşan zimmetten müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’in davacının gönderdiği parayı davacının kullandığı kredi hesabına aktarmayarak zimmetine geçirmesi nedeniyle oluşan zararın tamamından sorumlu olduğu, davacının ise kredi borcuna ait hesaba parayı EFT yapması gerekirken, banka çalışanının hesabına EFT yapması nedeniyle oluşan zarardan %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, manevi tazminatın ise şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, davalı banka yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 5.340 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davalı banka çalışanının davacının parasını zimmete geçirdiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının, davalı bankadan kredi kullandığı ve 04.10.2004 tarihinde kredi borcunun kalan kısmının tek seferde ödenmesi için davalı banka çalışanın hesabına 9.340 YTL EFT yolu ile havale yapıldığı, bu paranın 389 YTL’nın davacının kredi borcuna ödendiği bakiye kısmının ise davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiği hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, meydana gelen zarardan davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece davacının, parayı doğrudan kredi borcunun bulunduğu hesaba değil de davalı banka çalışanının hesabına EFT yapması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, hesabına EFT ile havale yapılan kişinin davalı bankanın çalışanı olması ve daha önce de bu şekilde gönderilen paraların davacının kredi borcu hesabına aktarılması nedeniyle bir güven oluşturulduğu, davalı bankanın tüm işlemlerinde gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği gibi istihdam ettiği kişilerin seçiminde de gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, çalışanın davacı ve pek çok kişi ile ilgili bu tür usulsüzlüklerine davalı bankanın sessiz kalması ve çalışanın yaptığı işlemleri denetlememesi suretiyle zararın oluşmasının önüne geçmede aktif davranmaması karşısında, davalı bankanın tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Esasen, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini, çalıştırdığı kişiler aracılığı ile yapması, diğer anlatımla, mudi ile çalışan arasında BK'nun 55. maddesinde olduğu gibi haksız eylem ilişkisi bulunmaması nedeniyle, bankalar, BK'nun kurtuluş kanıtı öngörmeyen 100. maddesine göre sorumlu olup, aynı Kanun’un 99/2. maddesi, 100/son maddesindeki kurtuluşu hafif kusurlar için dahi kaldırmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, davalı bankanın meydana gelen zarardan tam sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının müterafik kusurlu kabul edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 634,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına, 01.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.