T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1955 KARAR NO : 2026/131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI : 2023/831 E - 2024/968 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1955 KARAR NO : 2026/131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI : 2023/831 E - 2024/968 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 31.12.2016 tarihine kadar “Maltepe Mah. Aile Çay Bahçesi ... Yolu Sokak ..Bayrampaşa/İstanbul” adresinde faaİiyet gösteren firmalar olması nedeni ile 2015 yılı 3.ayında davalı firmanın ... no.lu tesisat numarası ile abonesi olduğunu, ancak bu aboneliğin davacının 1.12.2016 tarihinde işyerini devretmesinin ardından sonlandırıldığını, ... ... San. İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ile yeni abonelik sözleşmesi imzalanmış olmasına rağmen davacı aleyhinde Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile başlatılan icra takibi ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde içeriği anlaşılamayan Kaçak| Kullanım Bedeli adı altında 53.174,91 TL'nin davacıdan tahsilinin istendiğini, tebligatın 21. Madde uyarınca muhtıra yapılmasından davacının haberi olmadığı için itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini. davacının 31.12.2016 tarihinde ilgili işyerini devrettiğini, ilgili adresteki işyeri ile ilgili bağlantısı kalmadığını, bu tarihten itibaren davalı şirketin abonesinin ... .......Ltd.Şti. olduğu hususunun sabit olmasına ve esasen bu hususun davalının kabulünde olmasına rağmen davalı şirketin 2017 yılı Ocak ayından itibaren bu tarihten sonraki bütün faturaları dava dışı ... ... ...Ltd.Şti.'ne kesmiş olmasına rağmen icra takibini davacıya yönelttiğini, davacıdan işyerini devralan dava dışı firma ile abonelik sözleşmesi yapıldığını ve bu firma tarafından düzenli olarak faturaların ödendiğini, bu hususun ilgili icra dairesi haciz zaptı ile sabit olduğunu, 03.11.2017 tarihli haciz zaptında işyerinde çalışanın beyanı ile borçlunun bu adresle Herhangi bir ilgisinin bulunmadığı ve ilgili işyerinde res'en yapılan araştırmada bu borçluya ait hiçbir bilgi. belge ve emareye rastlanmadığının haciz zaptına geçtiğini, haciz zaptının resmi ve gerçeği ihtiva eder bir belge olup. davacının ilgili adresle hiçbir ilgisinin bulunmadığını ispatlar nitelikte olduğunu, icra dosyasında hiçbir tutanak dönem tarih belirtilmiş olmamasına rağmen sadece son döneme 2017 Temmuz diye bir ibareden yola çıkarılırsa dahi. Davacının 2016 yılının 12.ayından sonra aboneliğinin sonlandığı düşünülecek olursa, bu borçtan ve/veya kaçak bedelinden sorumlu olamayacağı asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile) ve icra takibinin borçlu sıfatı bulunmayan davacıya yöneltildiğinin açıkça anlaşılmakta olduğunu, Likit bir alacak olmadığını, icra takibine konu hiçbir dayanak belgenin icra takip dosyasında bulunmadığını, davacıya da tebliğ edilmediğini, takip dayanağına Kaçak ... Bedeli yazılmışsa da hangi tarihte ve ne şekilde kaçak ... bedeli tespit edildiği bunun hangi döneme, tarihe ait olduğu, kullanıcının davacı olduğunun nasıl tespit olduğu hususunun vs. hiçbir belge ve bilginin takip dosyasında bulunmadığından bunlara ilişkin beyan ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davalı tarafından bunların sunulması durumunda bu hususta beyanda bulunacaklarını. davalı tarafın kesmiş olduğu birçok faturanın ... piyasasının belirlemiş olduğu kriterlere aykırı olduğu gibi davacı tarafından kullanılmayan ... ve kaçak ... kullanma sebebiyle faturalandırdığı borçlar vs. sebeplerle haksız kazanç peşinde olduğunu, ne dönemi. ne içeriği hiçbir şey belli olmayan gayri ciddi alacak tahakkuklarıyla denetimsiz bir şekilde vatandaşın borçlandırıldığını. daha önce de haksız icra takibi yapıldığını, mükerrer fatura ve kullanım bedelleri tahakkuk ettirildiğini, bununla ilgili İstanbul 9 ATM 2015/791 Esas sayılı dosyanın halen derdest olduğunu. davacının işyerini devrinden ve aboneliği sonlandırıldıktan sonra hiçbir şekilde icra takibi konusu borcun muhatabı ve borçlusu olamayacağını ve böyle bir borcu kabul etmediklerini, bir an için aksi düşünülse dahi davalı şirket tarafından düzenlenen kaçak ... tutanağının icra dosyasında mevcut olmadığını, davacının kabulünü içerir bir imzası da mevcut olmadığından davacı aleyhinde delil olarak kullanılamayacağını, davacının kaçak ... kullandığı ve uğranılan zararın ispat yükünün davalıya ait olduğunu tüm bu nedenlerle emsal yargıtay kararları da göz önünde bulundurulmak suretiyle Bakırköy 9. İcra Dairesi'nin ... Esas no.İu dosya ile başlatılan icra takibinin durdurulmasına ve yargılama neticesinde icra takibindeki kaçak ... bedelinden davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalı hakkında %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili herhangi bir abonelik sözleşmesi bulunmadığını. abonelik sözleşmesinin... ... Satış A.Ş. ile yapıldığını. iki şirketin birbirinden farklı olmakla beraber işleyişleri ve çalışma konularının farklı olduğunu, ... ... A.Ş.'nin kaçak ... tüketimi ile ilgilendiğini, davalı kurum yetkilileri tarafından yapılan tespitte davacının herhangi bir abonelik sözleşmesi olmadan ... tüketiminde bulunduğundan dolayı kaçak ... tahakkuk düzenlendiğini, davacı hakkında bu tespitin cebri icrası için Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takip yoluna gidildiğini. davacının dava dilekçesinde husumeti... ... Satış A.Ş.'ne yönelttiğini, oysa icra takibinde takibi yapanın... ... A.Ş. olduğunu, işbu nedenle davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde mağduriyetler zinciri oluşturulduğunu, icra takibindeki tutanaklara bakıldığında davacının davalı kurumu abonelik sözleşmesi olmadan zarara uğrattığının görüleceğini, fiili kullanan ve kira sözleşmesinin ... adına düzenlendiğini, davalı kurum yetkililerinin maddi gerçeği bulma noktasında yaptığı tüm tahkikatların bu gerçekliği doğruladığını tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden akabinde esastan reddini ve davacının % 40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Somut olayda; ... no.lu tesisat numarası ile 07/03/2008 tarihinden itibaren davalı firmanın abonesi olduğu, aboneliğin 27/09/2016 tarihinde feshedildiği ve 03/10/2016 tarihinde de elektriğin kesildiği, ilgili tesisatın 26/12/2016 tarihinde dava dışı şirket tarafından kiralandığı, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında sözleşmenin 20/01/2017 tarihinde imzalandığı, her ne kadar ...’ın 06/11/2018 tarihli yazısında ilgili mahallin 20/12/2016 tarihine kadar davacı tarafından kullanıldığı ve bu sebeple icra takibine başlandığı beyan edilmişse de, belirtilen tarihler arasında kaçak elektriğin davacı tarafından kullanıldığına ilişkin herhangi bir belge ya da tutanak tutulmadığı, dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça ... kullanıldığına yönelik iddianın davalı tarafça ispatlanamadığı, kaçak tutanaklarının doğru ve olaya uygun şekilde tanzim edilmesi halinde kaçak tutanağının aksi ispat edilene kadar geçerli olduğunun kabul edilebileceği, ortada doğru tespite dayalı kaçak tespit tutanağı bulunmadığı" gerekçeleriyle ; 1-Davanın KABULÜ ile, davacının Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu borç yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Koşullar oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda: 16/11/2023 tarih ve 2023/66 E- 2023/3435 K sayılı kararımızla özetle; "somut olayda, davaya dayanak icra takibinin ... tarafından yapıldığı, davacının dava dilekçesinde husumeti hangi şirkete yönelttiğinin açık olmadığı gibi mahkemece bu hususun aydınlatılmadığı, her iki şirkete davalı sıfatıyla dava dilekçesinin tebliğ edildiği, UYAP sistemine ise davalı olarak ...'ın kaydedildiği, bu şirket vekili tarafından yapılan husumet itirazının da değerlendirilmediği " gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada dava dışı ...'ın adresinin Hürriyet Mah.abide-i Hürriyet Cad...... Kağıthane olduğu, dava dilekçesinde davalı olarak ...'ın gösterildiği ve dava dilekçesi ve eklerinin davalı ...'ın Hürriyet Mah.dr.cemil Bengü Cad....Kağıthane adresine tebliğ edildiği, her ne kadar ... adına vekaletname sunulmuş ve davaya devam edilmişse de davalı ... tarafından dosayaya ibraz edilen vekaletname olmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin 23/10/2019 tarihli duruşma ara karar gereğince sunduğu 30/10/2019 tarihli beyan dilekçesi ile ...'ın davalı olarak gösterildiğini ve husumetin ...'a yöneltildiğini beyan edilmiştir. İstinaf kaldırma kararından sonra davacı vekiline HMK m. 124 kapsamında beyanda bulunmak üzere süre verilmiş davacı vekilince takibin ... tarafından başlatıldığı ve davanın menfi tespit davası olması sebebiyle husumetin ...'a yöneltilmek istendiği beyan edilmiş ise de dosyanın geldiği aşama, yapılan tebligatlar ve yargılama sırasında sunulan beyanlar dikkate alındığında husumetin yanlış kişiye yöneltildiği, tarafta iradi değişikliğin ilgili yasa maddesi uyarında kabul edilebilir nitelikte olmadığı davaya konu icra takibinin dava dışı ... tarafından başlatıldğı, ...'ın davada husumeti olmadığı anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle1-Davanın pasif husumet nedeniyle reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; Davanın, başlatılan icra takibi sebebiyle açılan menfi tespit davası olduğunu, ... kaldırma kararında davacı yana husumetin kime yöneltildiğinin açıklattırılmasının istenildiğini,12.03.2024 tarihinde bu hususu aydınlatmak üzere süre verildiğine ve sundukları yazılı beyanda ...'a yöneltmiş olduklarını açıkladıklarını, davalı vekilinin de icra takibini yapan şirket adına vekalet sunduğunu ve davayı takip ettiğini, BAM 3. Daire kaldırma kararına uyarak beyanlarını soran yerel mahkemenin usulü eksikliği beyanları doğrultusunda gidermek ve buna göre hüküm kurması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak ... kullanımına dayalı başlatılan takip nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı dava dilekçesinde husumeti ... ... ... ... A.ş.'ne yöneltmiş, davaya her iki şirket tarafından da cevap verilmiş, UYAP kayıtlarına davalı olarak ... kaydedilmiştir.Davalı ... husumete ilişkin itirazda bulunmuştur.Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Sıfat, davanın tarafı ile dava konusu hak arasında "hak ilişkisine dayalı bağ" dır. Taraf ve dava ehliyeti; davanın tarafları ile ilgili olduğu halde, sıfat, dava konusu hakka ilişkindir. Dava, İİK 72/3 md ne dayalı menfi tespit talebine ilişkin olup pasif husumet yokluğu nedeniyle red hükmü verilmiştir.Konuya ilişkin olarak Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 24.02.2025 tarih ve 2024/1509 E- 2025/1045 K sayılı kararında " 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesinde; “ Bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür, ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmaz. Temsilcide yanılma halinde, gerçek temsilci belirlenip, dava dilekçesi tebliğ edilerek, yargılamaya devam edilmesi zorunludur. Buna göre verilecek ara kararla, davanın doğru hasma yöneltilmesi için davacıya imkan sağlanması gerekir. Somut olayda, davalı ... ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin davacı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, bu halde davalı ve dava dışı ... arasındaki ilişkinin niteliği gözetilerek, davanın abonelik sözleşmesinin feshinin iptali ve abonelik sözleşmesinin devamına ilişkin talepler yönünden ...'a yöneltilmesinin hasımda değil hasmın belirlenmesinde (temsilcide) yanılgı olduğu benimsenmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2022 tarihli ve 2019/3-179 E., 2022/186 K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.)Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; abonelik sözleşmesinin feshinin iptali ve abonelik sözleşmesinin devamına ilişkin talepler yönünden hata sonucu ...'a husumet yöneltilerek açılan davada, verilecek bir ara karar ile davanın belirlenmesine, gerçek taraf durumundaki ...'a davanın yöneltilmesi için imkan sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." denmiştir. Buna göre, davacı tarafın husumete ilişkin açıklamaları da dikkate alınarak temsilcide yanılma olduğunun kabulüyle husumetin ...'a yöneltilerek esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Bu itibarla, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, husumetin ...'a yöneltilerek esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/01/2026