Başvuru, kira sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kira sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, uyuşmazlık tarihinde mülkiyeti Samsun Büyükşehir Belediyesine (Belediye/İdare) ait olan Bafra Sebze ve Meyve Hali'nde 6l No.lu dükkânda kiracı olarak Alataşlar Ticaret isimli işyerinin sahibi olarak komisyoncu ünvanı ile faaliyet göstermektedir. Belediye ile başvurucu arasındaki kira sözleşmesi 31/12/2023 tarihine kadar geçerli olacak şekilde düzenlenmiştir. 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 9/11/20l6 tarihli yazısı ile başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan soruşturma başlatıldığı Belediyeye bildirilmiştir. Bunun üzerine Belediye Encümeni 17/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun kira sözleşmesini 667 sayılı KHK'nın maddesi uyarınca feshetmiştir. Ardından başvurucu 19/12/2016 tarihinde işyerini boşaltmıştır.A. Başvuru Konusu Dava Süreci Başvurucu; kira sözleşmesinin 31/12/2023 tarihine kadar geçerli olduğunu, özel hukuk hükümlerine tabi kira sözleşmesinin idari işlemle iptal edilemeyeceğini ve hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını belirterek sözleşmenin feshine ilişkin işlemin iptali talebiyle 24/1/2017 tarihinde Samsun İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. Mahkeme 23/11/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın devam etmekte olduğu belirtilerek 667 sayılı KHK'nın maddesi uyarınca kira sözleşmesinin feshedilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucunun istinaf talebi üzerine Samsun Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 11/5/2018 tarihinde istinaf talebinin kesin olarak reddine karar vermiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 27/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Ceza Yargılaması Süreci Başvurucu, Samsun Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında 2014 yılından itibaren sebze komisyonculuğu yaptığını belirtmiştir. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada 6/3/2018 tarihinde beraat kararı verilmiştir. Cumhuriyet savcısının istinaf talebi, Samsun Bölge İdare Mahkemesi Ceza Dairesince 7/5/2019 tarihinde başvurucu yönünden esastan reddedilmiştir. Temyiz edilen istinaf kararı, Yargıtay Ceza Dairesince başvurucu yönünden 21/4/2021 tarihinde onanmıştır. A. Ulusal Hukuk 667 sayılı KHK'nın "İrtifak ve İntifa hakları ile kira sözleşmelerinin iptali" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Mülkiyeti 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçe kapsamındaki idarelere, düzenleyici ve denetleyici kurumlara, sosyal güvenlik kurumlarına, mahalli idarelerle bu idareler tarafından kurulan birlik ve işletmelere, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklara ve vakıflara ait olan her türlü taşınmazın yararlanıcıları ile kiracılarının, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatının değerlendirilmesi halinde irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmeleri ilgili kurum ve kuruluş tarafından resen iptal edilir. Bu durumda, ilgili kurum ve kuruluşlara ait ve sözleşme tarihinde mevcut bina, yapı ve tesisler hariç olmak üzere, taşınmazların üzerinde yapılan bina, yapı ve tesisler ile her türlü taşınır, alacak ve haklar, belge ve evrak 23/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere bedelsiz olarak Hazineye devredilmiş sayılır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129). AİHM, tahsis veya bu anlama gelebilecek uzun süreli kira sözleşmeleri kapsamında kullanılan işyerlerinin oluşturduğu ticari itibar ve müşteri çevresi nedeniyle birçok açıdan şahsi bir hak niteliği taşıdığı ve ekonomik bir mal varlığı değeri oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün birinci maddesi anlamında işyerlerini (Iatridis/Yunanistan, B. No: 31107/96, 25/3/1999, §§ 51-55), ayrıca meslek ünvanının kazandırdığı müşteri çevresini mülk olarak kabul etmektedir (Van Marle ve diğerleri/Hollanda [GK], B. No: 8543/79- 8674/79-8675/79-8685/79, 26/6/1986, § 41). Stretch/Birleşik Krallık (B. No: 44277/98, 24/6/2003) kararına konu olayda başvurucu, bir yerel yönetimden yirmi iki yıl süreyle bir arazi kiralamıştır. Kira sözleşmesi gereğince başvurucu, kira bedeli ödeyecek ve bu araziye sanayi işletmesi için altı bina inşa edecektir. Kira sözleşmesi ayrıca kira süresinin bitiminde yirmi bir yıllık dönem için kira sözleşmesinin yenilenmesi ihtimaline de yer vermektedir. Sürenin sonunda yerel yönetimin kira sözleşmesine yenileme hükmü koymak suretiyle yetkisini aştığı gerekçesiyle kira sözleşmesi yenilenmemiştir. Bu başvuruda AİHM, başvurucunun kira sözleşmesinin yenileneceğine olan güvenle yaptığı yatırımlara ve bu sözleşmenin yenilenmesinin geçersizliğinin oldukça geç bir tarihte ileri sürüldüğüne dikkat çekerek sözleşmede yer alan yenilenme seçeneğinin kiralayan açısından mülkiyet hakkı kapsamında en azından meşru bir beklenti olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir (Stretch/Birleşik Krallık, § 35). Iatridis/Yunanistan kararına konu olan olay, başvurucunun işlettiği sinemayı tahliye süreci ile ilgilidir. Başvurucu, özel şahıs ile devlet arasında mülkiyeti konusunda uyuşmazlık olan bir sinemayı kiralamış ve 1978 yılından itibaren işletmeye başlamıştır. Taşınmazın mülkiyeti ile ilgili davalar ulusal mahkemeler önünde sürerken 1984 yılında Maliye Bakanlığının kararı ile sinemanın da yer aldığı taşınmaz, Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 1985 yılında başvurucudan işgal bedeli istenmiştir. Başvurucu, 1989 yılında sinemadan tahliye edilmiştir. Sinema, belediye tarafından işletilmeye başlanmıştır. Başvurucu bu işleme karşı açtığı davayı kazanmış ve tahliye işlemi iptal edilmiştir. Bu karara rağmen belediye, sinemayı tahliye etmemiştir. Bunun üzerine başvurucu hem sinemanın kendisine devredilmesi hem de uğradığı zararların tazmini için dava açmıştır. Diğer yandan idare, yerel mahkemenin başvurucunun sinemadan tahliyesine ilişkin kararı iptal ettiğini ancak bu kararın sinemanın başvurucuya geri verilmesini emretmediğini belirterek sinemayı tahliye etmemiştir. Davalar ve idarenin sinemayı tahliye etmeme yönündeki tutumu sürerken başvurucu, AİHM’e başvurmuştur (Iatridis/Yunanistan, §§ 6-30). Bu kararda AİHM ilk olarak sinema işletmecisi olan başvurucunun Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün birinci maddesi çerçevesinde bir mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığını incelemiştir. AİHM, başvurucunun sinemayı kanunlara uygun bir kira akdine dayanarak on bir yıl boyunca işlettiğine ve bu sürede belirli bir müşteri çevresi oluşturduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkının mevcut olduğunu kabul etmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 54). Başvurucu, bir sinema işletmecisi olarak idare tarafından sinemadan tahliye edilmiş ve bu tahliye işleminin iptaline karşın sinema kendisine iade edilmemiştir. AİHM’e göre başvurucu sinemanın yalnızca işletmecisi olduğu için bu müdahale mülkiyetten yoksun bırakma olmayıp mülkiyetin kullanılmasının kontrolü olarak da değerlendirilemez. Bu sebeple müdahale, birinci kural çerçevesinde incelenmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 55). AİHM, Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün birinci maddesinin mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin özellikle ve öncelikle hukuki bir temelinin bulunmasını gerektirdiğini ifade etmiştir. Olayda ise tahliye işlemi ulusal mahkeme tarafından iptal edildiğinden bu mahkeme kararından itibaren başvurucunun tahliye işleminin bütün hukuki temeli ortadan kalkmıştır. Bu gerekçeyle AİHM, kanunilik ölçütü yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Iatridis/Yunanistan, §§ 56-62).