8. Hukuk Dairesi 2013/10558 E. , 2013/14460 K. MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mülkiyet ve muhtesatın aidiyetinin tespiti ... mirasçıları ... ve müşterekleri ile ... , dahili davalı ... aralarındaki mülkiyet ve muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.03.2013 gün ve 356/218 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili ile dahili dav…
**8. Hukuk Dairesi 2013/10558 E. , 2013/14460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mülkiyet ve muhtesatın aidiyetinin tespiti ... mirasçıları ... ve müşterekleri ile ... , dahili davalı ... aralarındaki mülkiyet ve muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.03.2013 gün ve 356/218 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili ile dahili davalı ... tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ... ... geldi, başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... mirasçıları vekili, 597 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın ... ile ... tarafından yaptırıldığını, binanın mülkiyetinin 3/4'ünün ... ’e, 1/4'ünün ... ’e ait olup 2007 yılı başlarında binayı inşa ettirmeye başladıklarını, binanın bodrum katı ve birinci ve ikinci katının inşaasının bitmesinden sonra davalı ...’ın davacının 2/4 hissesini satın aldığını, satış sırasında pazarlıkta taşınmaz üzerindeki binanın arzdan ayrı tutulduğunu, binanın mütemmim cüzü kabul edilemeyeceğini, satış tarihinden sonra 4 kata ruhsatlı bina tamamlanmış olup inşaasına ilişkin tüm masrafları davacının yaptığını, ... ile ilgili davacıya binanın inşaasına ilişkin yapmadığı ödemelerle ilgili dava açma hakkını saklı tuttuklarını, dava konusu taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılı muhtesatın fiilen zeminde yok bulunduğundan hukuki kıymetini kaybettiğini açıklayarak taşınmaz üzerinde inşa edilmiş bulunan binanın 3/4 hissesinin davacıya ait olduğunun kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, taşınmazın 4 katlı olup 4 bağımsız bölümden oluştuğunu, paydaşların her birine bir bağımsız bölüm tahsis edilmesi mümkün olduğu halde paydaş olan davacı ...’ın buna yanaşmadığını, bu sebeple taksim olmazsa satış ile ortaklığın giderilmesi için dava açtığını, o davanın sürüncemede kalması için bu davanın açıldığını, TMK’nun 684.m.ne göre bir şeye malik olanın bütünleyici parçasına da malik olduğunu, ayrıca davacı vekili taşınmaz üzerindeki 1. ve 2. katın önceden 3 ve 4. katın sonradan yapıldığını iddia etmiş ise de davalının 4 katı da yapılı iken bina ile birlikte satın aldığını, şehrin merkezinde 4 katlı binanın ayrı, arsanın ayrı satılmasının olamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Katılan davalı ..., verdiği ilk dilekçede ... satın aldığında inşaatın kısmen bittiğini söylerken, daha sonra bu dilekçesini inkar ederek 13.3.2013 tarihli dilekçe ve aynı tarihli yargılama oturumunda ... satın aldığında inşaatın 2. ve 3.katlarının da bittiğini ifade etmiştir.Mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararı davacı vekilinin temyizi sonunda Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 08.05.2012 tarih 2011/6651 Esas 2012/3256 Karar sayılı ilamı ile kısaca “…dava konusu muhdesatın bodrum, zemin ve zemin üstü birinci katının satıştan ayrık tutulduğunun yazılı delille ispatlanamamış olmasına göre muhdesatın anılan bağımsız bölümlerine yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Muhdesatın ilave ikinci ve üçüncü katlarının pay satışından sonra meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Şu halde; sonradan meydana getirilen katlar yönünden davanın sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. ...’ın da davaya dahil edilmesi ve geldiği takdirde delillerinin sorulup toplanması gerekir. O halde ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası getirtilerek taraflar dışındaki tapu paydaşının dava konusu muhdesatların davacı tarafa ait olduğunu açık biçimde kabul edip etmediği duraksamasız belirlenmeli, dava konusu muhdesatın davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen tüm paydaşların (ölmüşse mirasçılarının) davada taraf olarak yer almasının sağlanması, yargılamaya geldiğinde göstereceği delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek binanın az yukarıda açıklanan ikinci ve üçüncü katları yönünden sonucuna göre bir hüküm verilmelidir…” gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, ... İlçesi ... Mahallesi 597 ada 10 parselde bulunan taşınmazın bodrum, zemin ve zemin üstü birinci kata ilişkin talebin reddine, aynı taşınmazın 2. ve 3. katları yönünden ise, davanın kabulü ile, taşınmazın 3/4'nün davacı ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili, davalı ... vekili ile katılan davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine, dava konusu muhdesatın bodrum, zemin ve zemin üstü birinci katı yönünden verilmiş olan ilk red kararının doğru olduğunun bozma ilamında açıklandığına, sonradan meydana getirildiği belirlenen ikinci ve üçüncü katlarla ilgili olarak da toplanan deliller, özellikle inşaat ruhsatları, belediye ile yapılan yazışmalar ve yapı kullanım belgesi karşısında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı ... vekili ile katılan davalı ...’ın tüm, davacı ... vekilinin aşağıda yazılı husus dışındaki esasa ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Davacı vekili reddedilen bölümle ilgili yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından da temyiz isteğinde bulunmuştur. Dava, harcı da yatırılan 13.000 TL ile açılmış, keşifte belirlenen değer sonrası Mahkeme tarafından 386.445 TL değerin tümü üzerinden harç tamamlattırılmıştır. Dosya incelendiğinde, davacı vekili tarafından 3/4 hisse ile ilgili talepte bulunulmuş ise de dava konusu taşınmazdaki paylar gözetildiğinde davacıya ait 1/4 payın dava konusu olmadığı, ...’a ait diğer 1/4 payın da ... ’e ait olduğunun davacı vekili tarafından açıklanması sebebiyle dava konusu yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda esasen uyuşmazlık konusu payın ... ’ye ait 2/4 pay olduğu açıktır. Mahkeme tarafından keşifte belirlenen değerin tümü dikkate alınarak harç tamamlattırılmış, kabul ve reddedilen bölümler dikkate alınarak harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hesaplanmış ise de gerek kabul gerek reddedilen bölümler açısından bu hesaplamalarda 3/4 payın gözetilmesi doğru olmamıştır. Kabul edilen kısımla ilgili Eşe vekilinin açık temyizi olmadığından kabul edilen kısımla ilgili hükmedilen 11.927,19 TL harç ve 14.926,24 TL. vekalet ücreti ile ilgili bozma sevk edilmemiş, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Ancak reddedilen bölümle ilgili kısmın toplamı 538 m2 ve dava konusu taşınmazda davacı da paydaş olup, ... ’in 1/4 payının dava konusu yapılmadığının davacı vekili tarafından açıklandığına, uyuşmazlık konusunun ... ’ye ait 2/4 payına isabet eden muhdesat değeri olduğuna göre, yargılama sonunda hükmedilecek reddedilen bölümle ilgili yargılama gideri ve vekalet ücretinin muhdesatın toplam veya 3/4 payın değeri üzerinden değil, muhdesatın davalı ...’nin payına isabet eden 2/4 bölümü üzerinden belirlenmesi gerekirken, hatalı şekilde 3/4 pay gözetilerek davacı aleyhine fazla yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerindedir. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün reddedilen bölümle ilgili hükmedilen yargılama gideri ile vekalet ücreti ile ilgili bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan ... hariç davacıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya, 2.982,00 TL peşin harcında davalı ... ve dahili davalı ...'a iadesine 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.