Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1989 yılında mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ... Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, 2001 yılında aynı Müdürlükte kadrolu daimi işçi statüsüne geçtiğini, 2005 yılında Köy Hizmetlerinin lağvedilerek İl Özel İdareye devredildiğini, davacının Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, Ocak 2013'te emekli olduğunu, davacının 2001 yılında daimi kadroya geçirilirken geçici mevsimlik işçi statüsün
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1989 yılında mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ... Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, 2001 yılında aynı Müdürlükte kadrolu daimi işçi statüsüne geçtiğini, 2005 yılında Köy Hizmetlerinin lağvedilerek İl Özel İdareye devredildiğini, davacının Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, Ocak 2013'te emekli olduğunu, davacının 2001 yılında daimi kadroya geçirilirken geçici mevsimlik işçi statüsünde geçirilen sürelerin dikkate alınmadığını, yanlış intibaktan dolayı davacı emekli olurken kıdem tazminatının da eksik ödendiğini ileri sürerek davacının 2001 yılında daimi işçi statüsüne geçirilirken yapılan intibakın yanlış olduğunun tespitine, davacının geçici işçi statüsünde geçirdiği sürelerin kıdem olarak derece ve kademesine yansıtılması gerektiği ve en son emekli olduğu tarihteki ücretine esas derece/kademesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; ... davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. ... davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi davanın her aşamasında Mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Bu şartların bulunmaması hâlinde, Mahkemece davanın esas hakkında inceleme yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmektedir. Tespit davaları ... davalarının öncüsüdür; bu nedenle ... davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Dosya kapsamına göre; davacının 14.01.2013 tarihinde emekli olarak işten ayrıldığı ve fiilî çalışmasının sona erdiği, talebinin sadece tespite yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Tespit davalarında davacı, ... davasından ve inşai davadan farklı olarak bu davayı açmakta korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğunu, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır (..., ..., S. ..., Medeni Usul Hukuku, ..., Üçüncü Baskı, 2017, s.296-297). Oysa davacı, bu davayı açmaktaki güncel hukuki yararını ortaya koymadığı gibi diğer dava türlerine nazaran neden tespit davası açmak zorunda kaldığına yönelik bir gerekçe de ileri sürmemiştir. Şu hâlde dava tarihi itibarıyla fiilen çalışması bulunmayan davacının, derece ve kademe intibakının yanlış yapıldığının tespiti yönündeki talebinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Diğer yandan Mahkemelerce karar başlığında, davalı ... İl Özel İdaresinin ... olarak yazılması da doğru olmamıştır.