T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/540 - 2026/642 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/540 KARAR NO : 2026/642 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2022/78 E. - 2023/53 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/540 - 2026/642 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/540 KARAR NO : 2026/642 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2022/78 E. - 2023/53 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/07/2023 tarih ve 2022/78 E. - 2023/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” asli unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bunun yanında müvekkilinin "..." ibareli markasının da bulunduğunu, davalının 2021/00739 sayılı 18 ve 35.sınıf mal ve hizmetleri kapsayan "..." ibareli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri itirazın dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, davalının müvekkilinin markalarının tanınırlığından faydalanmayı amaçladığını, başvuru markasında yer verilen “...” harflerinin İsviçre için kullanılan bir kısaltma olması nedeniyle tali nitelikte bulunduğunu, asli unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, karşılaştırmanın “...” ve “...” ibareleri üzerinden yapılmasının gerektiğini, taraf markaları arasında emtia benzerliği de bulunduğundan karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu ileri sürerek, 2022- M-1116 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/00739 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacının açıkça kötü niyetle bu davayı açtığını, davaya konu olan "..." markası ile itiraza gerekçe gösterilen ... markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldıklarında dava konusu “...” kelimesi ile davacı yana ait “...” esas unsurlu marka arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığı, davacı yana ait “...” markası ile dava konusu markanın ilk üç harfi itibariyle harf dizilimsel bir ortaklık mevcut ise de yine bütünsel algı açısından görsel anlamda bir benzerlik bulunmadığı gibi işitsel olarak da aralarında hiçbir benzerlik bulunmadığı, her iki ibarenin nihai algılarının tamamen farklı olduğu, dava konusu markanın davacı yanın her üç esas unsurlu markası ile de bütünsel algıları itibariyle somut bir biçimde ve derhal farklılaştığı, taraf markaları arasında işaret benzerliği bulunmadığı için makul seviyede dikkate sahip olan tüketicilerin bile yanılgı yaşamasının mümkün olamayacağı, dava konusu marka başvurusu için düzenlenen başvuru formu incelendiğinde başvurunun “...” şeklinde bütün olarak başvuru konusu edildiği açık olup TÜRKPATENT güncel sicil kayıtlarında başvurunun “...” şeklindeki açıklamasının bu durumu değiştirmeyeceği, tüketicinin dava konusu markayı bütün olarak anlamlandıracağının tartışmasız olduğu, ancak bir an için davacı iddiası değerlendirildiğinde dahi “...” ve “...” ibarelerinin de üç harfli, kısa ve anlamsız sözcükler oluşu, üçüncü harflerini oluşturan “e-o” harflerinin farklılığının görsel ve işitsel olarak bütüne sağladığı etkiler gözetildiğinde yine işaretlerin birbiri ile herhangi bir şekilde ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmayacağı, ancak bu kapsamda bir incelemenin uyuşmazlığın esasına konu başvuru açısından zaten gerçekçi ve sağlıklı bir inceleme olmayacağı, zira başvurunun ortalama düzeyde zeka seviyesine sahip herhangi bir tüketici tarafından tek başına “...” şeklinde algılanma ihtimalinin bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu "..." ibareli markanın müvekkilinin tanınmış "..." markalarının yalnızca son harfi değiştirilerek oluşturulduğunu, bu durumun markalar arasında bulunan ayniyet derecesindeki benzerlik ve iltibası ortadan kaldırmadığını, başvuru markasındaki "..." harflerinin İsviçre alan adı kısaltması olarak kullanıldığını, tertip tarzı itibariyle de "..." harflerinin yardımcı unsur konumunda bulunduğunu ve başvuruya ayırt edicilik katmadığını, davalının, müvekkilinin tanınmış markalarının sadece son harfini değiştirerek kendisine marka oluşturmaya çalışmasının müvekkilinin markalarının tanınırlığından faydalanma kastını ortaya koyduğunu, müvekkiline ait "..." markasının tüketici nezdinde dikkat çeken ilk üç harfinin dava konusu markada asli unsur olarak kullanıldığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri marka ailesinin içindeki bir marka algısı yarattığını, taraf markalarının aralarındaki benzerlik düzeyi nedeniyle bilinç seviyesi yüksek tüketici nezdinde dahi karıştırılacağını, mahkemece müvekkilinin markalarının ayakkabı sektöründe elde ettiği tanınmışlığın ve "..." ibaresinin müvekkili ile özdeş hale geldiğinin gözardı edildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 18 ve 35.sınıfta tescilinin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. HD.'nin 19/11/2024 gün ve 2024/67 E., 2024/8029 K.sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 01.06.2016 gün ve 2015/11222 E.-2016/6030 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 01.12.2015 gün ve 2015/6173 E.- 2015/13737 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 02.11.2015 gün ve 2015/4471 E.-2015/11398 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 08.05.2015 gün ve 2015/1561 E.-2015/6580 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin , 03.06.2015 gün ve 2015/2863 E.-2015/7598 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 29.04.2019 gün ve 2018/936 E.-2019/3272 K. sayılı kararıyla da "..." ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olmadığının kabul edildiği, davacının "..." asıl unsurlu markaları ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığından "..." ibareli markaların tanınmış olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.