10. Hukuk Dairesi 2024/3215 E. , 2024/5814 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1427 E., 2023/2538 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/78 E., 2022/181 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine,…
**10. Hukuk Dairesi 2024/3215 E. , 2024/5814 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1427 E., 2023/2538 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/78 E., 2022/181 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkil ...'ın davalı işveren Çankırı İl Özel İdare Müdürlüğünün çalışanı olduğunu, müvekkil T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden 66.460.023 emekli tahsis numarası ile gazi aylığı almakta iken, 05.01.2020 tarihinde Çankırı İl Özel İdare Müdürlüğünde geçici işçi statüsünde yemekhanede istihdam edilmek üzere çalışmaya başladığını, bunun üzerine müvekkil 25.01.2000 tarihinde Çankırı İl Özel İdare Müdürlüğüne dilekçe ile başvurarak bütün sigorta kollarına tabi olarak kesintilerinin yapılmasını istediğini, ardından Çankırı İl Özel İdare Müdürlüğü de Çankırı Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğüne ekteki yazı ile durumu bildirdiğini, ancak 01.05.2004 tarihine kadar çalıştığı süreler boyunca müvekkilin SGK primleri yatırılmadığını, ardından müvekkil uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmış olmasına rağmen 01.05.2004 ve 01.07.2012 tarihleri arasında müvekkilin sigortası kısa vadeli sigorta kollarına tabi olarak yatırıldığını, davanın kabulü ile müvekkilin 01.05.2000-01.05.2004 tarihleri arasında davalı işveren yanında sigortasız ve bilfiil çalıştığının tespitini, çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ödenmesini, 01.05.2004 ile 01.07.2012 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışmış olmasına rağmen sigorta primi kısa vadeli sigorta kolları üzerinden yatırılmış olduğu için bu tarihler arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil Kurum cevap dilekçesinde özetle; dava konusu dönem itibarıyla yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi aynen “Yönetmelikte tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıkları hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hükmünü getirmiştir. Bu durumda davacı davasını 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle açılan davanın reddinin gerektiğini, öncelikle usuli itirazlarımız muvacehesinde taraf sıfatımızın fer'i müdahil olarak değiştirilmesine, davanın usülden reddine, esas yönünden sübut bulmayacak davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin de davacıya tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 25.01.2000 tarihinde idaremize uzun vadeli sigortalı kollarına geçmek için vermiş olduğu dilekçe üzerine idaremiz de 26.01.2000 tarih ve 155 sayılı yazı ile 01.02.2002 tarih ve 200 sayılı yazılarımız ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunulduğunu, davacının hukuki dayanaktan yoksun, iyi niyetten uzak haksız davasının reddini, mahkeme harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; işçi bildirim listesinde davacı işçinin 04.01.2000 tarihinde işe girişinin yapıldığı, 03/2002 dönemi sonrasına ilişkin ücret bordrolarının dosya kapsamına sunulduğu, davacı işçinin tüm sigorta kollarına bağlı olarak (uzun vadeli) çalışma istediğine dair 25.01.2000 tarihli dilekçesinin bulunduğu görülmüş, davacı işçinin dilekçesi bulunmasına karşın 01.05.2004 - 01.07.2012 tarihleri arasında kısa vadeli sigorta kollarına tabi tutulduğu ilgili dönemde uzun vadeli sigorta kollarına tabi tutularak prim tahakkuklarının yapılması gerektiği, dinlenen tanık beyanlarıyla da davacının hizmet akdinin belirleyici unsurları olan bağımlılık ve zaman unsurların taşıdığı görülmekle davacının, 01.05.2000-01.05.2004 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı iş yerinde çalıştığının kanaatine varılmakla davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 05.01.2000 tarihinde ilk işe girişi yapıldığında emekli sandığı hükümlerine tabi olması nedeniyle sadece sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapıldığını davacının idarelerine vermiş olduğu dilekçesinde de 3279 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin ( c ) bendine göre gerekli işlemlerin yapılmasını talep ettiğini, davacının görev yaptığı sürelerde kısa vadeli çalışma olarak sigortasının yatırıldığını, sosyal güvenlik destek primi kesildiğini, davacının hizmet dökümünde görünmeyen yılların dekont ve ödeme iade belgeleri Sosyal Güvenlik Kurumuna 04.03.2021 tarih ve 1291 sayılı yazı ile bildirildiğini, müvekkili idarenin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeme dekontları ile kesintisi gönderilmesine rağmen davacının hizmet dökümünde görünecek şekilde işlem yapılmamasında bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafın 25.01.2000 tarihli dilekçesinin akabinde ivedilikle idare tarafından 26.01.2000 tarihli yazıyla SGK'ya bildirimde bulunulduğunu, SGK tarafından müvekkili idareye herhangi bir geri dönüş olmadığını, davanın husumet açısından da yöneltilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, çelişkili tanık beyanlarına itibarla hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tanıklarının beyanlarını kabul etmediklerini, eksik inceleme yapıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, 01.05.2000- 01.05.2004 tarihleri arasında sigortasız çalıştığın tespiti ile 01.05.2004-01.07.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin 506 sayılı Kanun'un 3/II-C maddesine göre tüm sigorta kollarına tabi hizmet olarak değerlendirilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda, işçi bildirim listesinde davacı işçinin 04.01.2000 tarihinde işe girişinin yapılması, 2002 Mart ayı sonrasına ilişkin ücret bordrolarının dosya kapsamına sunulması, davacı işçinin tüm sigorta kollarına bağlı olarak (uzun vadeli) çalışma istediğine dair 25.01.2000 tarihli dilekçesini Kuruma sunması, davacı işçinin dilekçesine rağmen 01.05.2004 - 01.07.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının kısa vadeli sigorta kollarına tabi tutulması, dinlenen tanıkların davacının çalışmasını doğrulamaları, davalı ... İdaresinin işveren olması nedeni ile yasal hasım olduğu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Değerlendirme 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Somut olayda, eldeki davada, davacının, davalı işyeri nezdinde 01.05.2004 ile 01.07.2012 tarihleri arası çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece bu dönem yönünden verilen karar yerindedir. 3- 2000-2004 dönemi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmişse de Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı işverenin kamu kurumu olduğu, kamu kuruluşlarında çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olduğu, davacının kamu kurumu olan işyerinde uzun süre çalıştığını iddia ettiği göz önünde tutulmalıdır. Davacının, kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır. Davacının, kamu kurumu olan İl Özel İdaresi bünyesinde geçen çalışmalarının resmî kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olup davacının bu işyerinde imzalı sözleşmeler ve buna uygun ücret ödemeleri yapılarak çalıştırıldığı anlaşılmakta olup aksinin eşdeğer belgelerle kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece, davacının ara dönemlerde çalıştığı kabul edilmiş ise de sözleşme arasındaki dönemlerde çalıştığına yönelik yazılı belge bulunup bulunmadığı, ücretlerinin ne şekilde kim tarafından ödendiği, buna dair muhasebe kayıtları ve ödeme belgeleri araştırılarak gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya konulduktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.