T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/825 Esas KARAR NO : 2025/2119 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/656 Esas - 2022/521 Karar TARİH: 14/06/2022 DAVA: Alacak-Tazminat KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/825 Esas KARAR NO : 2025/2119 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/656 Esas - 2022/521 Karar TARİH: 14/06/2022 DAVA: Alacak-Tazminat KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 28/11/2017 tarihinde ... ... A.Ş'den ... şase, ... motor nolu ... plakalı aracı satın aldığını, kısa bir zaman sonra aracın arızalandığını, müvekkili tarafından aracın birden fazla kez ... ... A.Ş'ye servise bırakıldığını, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini devam ettirebilmesi için 3.şahıslara ait K belgesi olan araçları 2 aydır bedel ödeyerek kiraladığını, aracın değişimi konusunda ... ... A.Ş tarafça başvurunun kabul edildiğini, bunun üzerine şirket çalışanı ve davacı müvekkili ... ... izolasyon Ticaret LTD. ŞTİ adına ... arasında ibraname ve feragatname imzalandığını, anlaşılan hususların yerine getirilmesi için davalı yanlara Kadıköy 1.Noterliğinin 02/02/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, ... ... Tic.ve San. A.Ş'nin talepleri kabul etmediğini beyan ettiğini, bunun gerekçesi olarak da gizli ayıplardan üretici sıfatının haiz olmaması nedeniyle sorumlu olmadıklarını beyan ettiklerini, 24/02/2018 tarihinde ... ... San. Ve Tic. A.Ş adına... ile müvekkili şirket adına ...arasında imzalanan teslim tutanağında da aracın arızasının giderilmediği belirtilmiş ve imza altına alındığını açıklanan nedenlerle ayıplı çıkan malın ayıpsız sıfır kilometre araç ile değiştirilmesi, bu durumun mümkün olmaması halinde aracın satış tarihindeki bedelini davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, aracın ayıplı olmasından dolayı kullanılamadığı ve 3. Şahıslardan belgeli araçların kiralandığını ve birtakım masraflar yapıldığı, bu masraflardan doğan 15.000,00 TL maddi ve 25,000,00 TL manevi zararın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Oto. San. Ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının maddi tazminat taleplerinin haksız olduğu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep etmiş olduğu maddi zarara ilişkin harcamaların araştırılması gerektiği, manevi tazminat talepleri bakımından ise davacının saldırıya uğrayan herhangi bir kişilik hakkı bulunmadığını, manevi tazminat talebinin çok fahiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceği, müvekkilinin ticari garanti ile sadece aracın bütün parçalarının garanti kapsamında olduğunu belirterek garanti süresi içerisinde aracın montajından, işçilik, malzeme ve tasarımından dolayı arızalanması halinde herhangi bir bedel almaksızın onarımının yapılacağının taahhüt edildiği, hal böyle iken iddia edilen sorun nedeniyle müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mevzuat uyarınca mümkün olmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı, aracın arızalarının giderildiği, davanın kabulü halinde aracın tramer kaydının sorgusunun yapılarak kazaya karışıp karışmadığının tespitinin gerektiği, davanın kabulü halinde aracın hertürlü borçtan ari bir şekilde devrine karar verilmesi gerektiği bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/06/2022 tarih ve 2018/656 Esas - 2022/521 Karar sayılı kararında; "Dava hukuki niteliği itibariyle davacı tarafça davalı ... ... A.Ş'den 28/11/2017 tarihinde satın alınan ... plakalı aracın ayıplı olduğundan bahisle aracı satan firma ve diğer davalı garanti veren ...'e karşı açılan ayıpsız benzeri ile değişimi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve maddi, manevi zararın tahsili istemli alacak/tazminat davasıdır.Eldeki dava ilk olarak İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi'nde 2018/293 E. Sayılı dosya numarası ile görülmeye başlanmış, Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiştir.Mahkememizce servis kayıtları celp edilmiş, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için dosya makine mühendisi, ... mühendisi ve nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin 29/08/2019 tarihli raporunda özetle:"Dava konusu araç üzerinde yapılan incelemede araçta herhangi bir arızaya saplanmadığı, ancak davacı tarafça arızaların ara ara yaptığının belirtildiği, iş bu arıza ile ilgili olarak dava dosyasında olan belgelerden aracın onarım hakkının kullanıldığının tespit edildiği, bu nedenle zarar tazmini dışında davacının başkaca bir seçimlik hak kullanmasının mümkün olmadığı,dosyada mübrez sözleşmenin imza tarihinin belirsiz olduğu, davalı satının bu borcunu yerine getirmediği, aracın sonradan onarıldığı, aracın ayıp nedeniyle tamir edildiği gün aralığının 05/01/2018-12/01/2018 tarihleri arası olduğu, davacının bu tarihlere ilişkin sadece toplam 1.049,00-TL'lik fatura ibraz ettiği, bu nakliye bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, somut olayda davacının sahip olduğu aracın bozulması ve onarılmasının kişilik hakkını zedeleyecek derecede bir sözleşmeye aykırılık hali oluşturmadığından davacının manevi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı, araca ilişkin garanti belgesinin dosyaya sunulması halinde ... ...'in sorumlu olup olmadığının irdelenebileceği" yönünde rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı tarafça rapora itirazında dava konusu aracın onarım gördükten sonra da arıza vermeye devam ettiği, araçtaki sorunların sürekli devam ettiği, ayıbın devam etmesi üzerine davalıya başvurulduğu ve ibraname hazırlandığı yönünde itirazlarda bulunulmuş, Mahkememizce araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle yeniden rapor tanzim edilmesi için dosyanın İTÜ öğretim görevlilerinden oluşan makine mühendisi bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişi heyetinin 12/07/2020 tarihli raporunda özetle: "Tarafların hazır bulunduğu halde; taşıt ile kampüs içinde yol testi gerçekleştirilerek sonrasında dört sütunlu lifte alınarak incelemesi gerçekleştirildiğinde motor,kavrama,dişli kutusu bölgesinde ciddi miktarda yağ kaçağının oluştuğunun tespit edildiği, laboratuvarda incelenen taşıtın görevini gerektiği gibi ifa edemeyen sızdırmazlık elemanından yağ kaçağı yaptığının belirlendiği, imalat sırasında hasarlı olduğu ortaya çıkan parçanın beklenenden çok erken kaçak yapması nedeniyle sızan yağın kavrama kısmına sirayet ederek baskı balatanın işlevini yerine getirmesine ve yeterli kavrama yapamamasına neden olduğu, taşıtta sızdırmalık elemanı arızasının alıcı tarafından satın alam sırasında fark edilmesinin mümkün olmadığı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, arızanın giderilebilir nitelikte olduğu parça değişimi ile onarımın üç gün içinde gerçekleştirilebileceği, olay tarihinde muadil taşıt kirasının günlük 100,00-TL mertebesinde bulunduğu, bunun dışında kalan mahrumiyet süresinin hukuki değerlendirme gerektiği" yönünde rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora itiraz edilmiştir.Tarafların rapora itirazları ve alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, bilirkişi heyetinin 25/01/2021 tarihli raporunda özetle:"Kamyonet henüz 37 gün ve 504 km iken servo fren arızasının kullanım nedeniyle meydana gelmesinin mümkün olmadığı,kamyonetin servofreninin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, garanti kapsamında onarıldığı normal şartlarda onarım sonrasında konunun kapanması gerekeceği, ancak dosya kapsamından arızanın devam ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacınının kamyonetin serviste kaldığı 8 gün için ikame araç masrafını talep etme hakkının bulunduğu, 24/02/2018 tarihli teslim tutanağında aracın arızalı olarak teslim alındığının not düşüldüğü, kamyonetin ne kadar serviste kaldığının bilinmediği, servis formunun olmadığı, 13/12/2018 tarihinde ise rutin bakım ve kontrollerin yapıldığı, taraflara herhangi bir hak doğuracak işlem veya tespit olmadığı, dosya kapsamından araçtaki arızanın devam ettiğinin anlaşıldığı bu nedenle 09/08/2019 tarihli raporda teknik değerlendirme yapılmamasının eksik olduğu, ikame araç kira faturalarından sadece 3 tanesinin servis dönemine denk geldiği belirtilerek talep edileceğinin belirtildiği, üç faturanın da nakliye bedeli olduğu ve tutarlarının farklı olduğu, söz konusu nakliyelerin servisteki araç ile ilgili olduğunun belirsiz olduğu, 10/07/2020 tarihli rapordaki görüşlere katıldıklarını, 09/08/2019 tarihli raporda teknik inceleme olmadığı, İTÜ labaratuvar incelemsinin somut bir tespit olduğu, fotoğrafların çekildiği, yağ kaçıran sızdırmalık elemanlarının belirlenmesi ve değiştirilmesi gerektiğ, sonra da kavrama sistemindeki yağların silinmesi ve temizlenmesi gerektiği, yağ kaçağı engellendiğinde tekrar yağlanma olmayacağı için aracın tamir edilmiş olacağı, ayıbın gizli ayıplı olduğu, onarım sürecinde davacının eşdeğer bir araç kiralayarak normal işine devam edebileceği, İTÜ raporunda eşdeğer aracın günlük kira bedelini 100,00-tL olduğunun belirtildiği, ve bu görüşe katıldıkları, İTÜ onarımın 3 günde yapılacağını belirttiği ancak otomobilin 05/01/2018-12/01/2018 tarihleri arası serviste kaldığını, bu durumda eşdeğer ikame araç bedelinin 8*100=800-TL olduğu, 10/07/2020 tarihli raporda aracın onarımım mümkün olduğunun tespit edildiği, bu hususun teknik heyetçe de kabul edildiği, bu durumda davacı yanın dava konusu anılan talebinin kabul edilmeyeceği sonucuna varıldığı, mahkemece farklı bir kanaate varılması halinde TBK 227/f-4 hükmünün takdirinin Mahkemeye ait olduğu, üretici ithalatçı firma Ford Otomov A.Ş'nin garanti belgesi incelendiğinde onarımı taahhüt ettiğinin görüldüğü, davacı yanın bu davalıya yöneltilmiş onarım talebinin olmadığı" yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraflarca rapora itiraz edilmiştir. Tarafların rapora itirazlarının karşılanması için aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti 02/11/2021 tarihli ek raporunda özetle: "Araçta servo fren sistemi dışında arızalı başka parça kısım olmadığı, arızalı ayıplı parça ayıpsız eşdeğeri ile değiştirildiğinde arızaların düzeleceği, aracın servise bırakıldığı sırada teslim tutanağı düzenlenmesi gerektiği, heyetçe araç teslim belgeleri ve teslim belgesi olmasa dahi mağdurdan yana olduğu için servis formlarının esas alındığı, dava konusu olayla illiyet bağı ispatlanamayan belgelerin dikkate alınmadığı, söz konusu nakliyenin servisteki araç ile ilgisinin olduğunun belirsiz olduğu, faturaların tutarlarının farklı olduğu ve içeriklerinin belirsiz olduğu, arızalanan aracın yerine eşdeğer araç kiralayarak işine devam edebileceği, bu yolla işini ve bağlantılarını kaybetmeyeceği ve zararın da ikame araç kira bedeli ile sınırlanacağı, dava konusu kazada aracın serviste kaldığı süre kadar ikame araç bedelinin alınabileceğinin kararlaştırıldığı, kök raporda arızanın onarılabilir nitelikte olduğunun tespit edildiği, ancak hali hazırda onarıldığı yönünde bir tespitte bulunulmadığı, davacının onarım bedeli talebi olmadığından bu yönde somut bir tespit yapılamadığı" yönünde rapor tanzim edilmiştir. Taraflar bu rapora da itiraz etmiş hem itirazların karşılanması hem de hangi parçaların onarılması gerektiği hususunda rapor tanzim edilmesi için ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 07/03/2022 tarihli ek raporlarında: "Aracın baskı, balata ve volanının arızalı olduğu, 19/12/2017 tarihinde parça değişimi yapılan arızanın işgünü kaybına neden olmayacağı, onarım süresinin 3 gün olduğu, dosya kapsamından ise aracın 05/01/2018-12/01/2018 tarihleri arası serviste kaldığının tespit edildiği bu nedenle 800,00-TL'lik ikame araç zararının bulunduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. Taraflarca bu rapora da itiraz edilmiş ise de; dosyanın gelinen aşaması, alınan raporlar yeterli bulunduğundan rapora itirazlar yerinde görülmemiştir.Uyuşmazlık konularından biri ... ...'in iş bu davada husumetinin bulunup bulunmadığıdır. Ne var ki davacı vekili 30/09/2020 tarihli dilekçesi ile husumet konusunda yanıldığını ve davayı üretici konumunda bulunan .....A.Ş'ye yönelttiğini beyan etmiştir. Bu nedenle ... ...'in husumet itirazını ayrıca tartışmaya gerek görülmemiştir. Mahkememizce iradi değişiklik talebi kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olduğundan 16/10/2020 tarihli ara karar ile HMK 124/4 uyarınca taraf değişikliğinin kabulüne karar verilmiş ve .....A.Ş 'ye dava dilekçesi, bilirkişi raporları tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesinde aracın bütün parçalarının garanti kapsamında olduğu ve onarımın yapılacağının taahhüt edildiğini belirterek iddia edilen arızadan sorumlu olmadığını iddia etmiştir. Yine cevap dilekçesi ekine sunulan garanti belgesi incelendiğinde; garanti süresinin malın teslim tarihinden itibaren 2 yıl olduğu belirtilmiş, malın bütün parçaları dahil olmak üzere tamamının firmalarının garantisi kapsamında olduğu, malın garanti süresi içerisinde gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı,değiştirilen parça bedeli ya da başkaca herhangi bir ad altında hiç bir ücret talep edilmeksizin tamirinin yapılacağı düzenlemesi mevcuttur. Bilindiği gibi TKHK'da ayıptan dolayı sorumlu olan kişiler daha geniş olarak düzenlenmiş olup, eldeki davada uygulanacak TBK'da ise sadece satıcının sorumluluğu mevcuttur. Ne var ki Yerleşik Yargıtay içtihatları ve taahhüt gereği garanti verenin de ayrıca sorumluluğunun olacağı tartışmasızdır. Nitekim emsal nitelike Yargıtay 19.HD'nin 2018/3104 E. 2019/3159 K. Sayılı ilamında: "Oluşa göre davacının aracının misli ile değiştirilmesi veya aracın bedelinin tahsil talepleri hakkaniyete uygun değildir. Aracın satış bedelinden makul bir indirim yapılması gerekir. Bu makul indirim de davacının aracındaki gizli ayıbın giderilmesi için yaptığı 18.511,34 TL'den ibarettir. Davalı, davacı aracı bu davalıdan almadığından davacının aracı kendisine satan kişiden talep edebileceği bu miktardan araca verdiği garanti nedeniyle tazminat olarak sorumludur. Mahkemece davanın bu şekilde çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile bu hususa değinilmiştir.Davacının dava dilekçesindeki talebi aracın misli ile değişimi mümkün olmadığı takdirde bedelin tahsiline ilişkin olup, Mahkememizce alınan ilk raporda bilirkişilerce araç üzerinde yeterli teknik inceleme yapılmadığı anlaşılmış bu nedenle rapor hükme esas alınamamış, İTÜ makine mühendisleri ise aracın ayıplarını tek tek fotoğraflayarak tespit etmiş ve araçta halen ayıp mevcut olduğu, bu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmış, çelişkinin giderilmesi için oluşturulan yeni teknik heyet de İTÜ mühendislerinin raporunu benimsemiş, ve hükme esas alınan son raporlarda da aracın misli ile değişimine gerek olmadığı, onarım yapıldığı takdirde ayıbın giderilebileceği belirtilmiştir. TBK'nın 227. Maddesinde ayıptan dolayı sorumluluk düzenlenmiş olup, alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Bilirkişi heyetince davacının aracında halen onarılmasını gerektirir ayıp olduğu net biçimde tespit edildiğinden tarafların hak ve menfaat dengelerine uygun olarak çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince Mahkememizce aracın halen ayıplı olan yağ sızdırmalık sisteminin onarılmasına karar verilmiştir. (Emsal nitelikte Yargıtay 13.HD'nin 2015/42450 E. 2018/4291 K. Sayılı ilamında onarım yapılacak arızanın ne olduğu hususunda hükmün açıkça verilmesi gerektiğine değinilmiştir.) Yine davalı ... de onarım konusunda garanti verdiğinden garanti süresi içerisinde çıkan ayıptan dolayı diğer davalı satıcı ile birlikte sorumlu olduğu açıktır. Emsal nitelikte Yargıtay 3.HD'nin 2020/6387 E. 2021/8131 K. Sayılı ilamında:"Davacı, dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar yönünden aracın yenisi ile değiştirilmesini, mümkün olmaması durumunda ise aracın bedel iadesini talep etmiş olup; bilirkişi raporunda trim kapağının esnek oluşu, arka sol çamurluk üst kısmında boya kabarmasının olması ve sürücü koltuğundaki deformasyonun ayıp olarak tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, rapor kapsamında tespit edilen ayıplardan arka sol çamurluk üst kısmındaki boya kabarmasının ve sürücü koltuğundaki deformasyonun, bölge adliye mahkemesince davacı tarafından vakıa olarak ileri sürülmediği ve mahkeme önüne getirilmediği belirtilmiş ise de dava dilekçesinde bu hususların ileri sürüldüğü ve bahsedilen ayıpların aracın değişimini gerektiren hususlar olmasa da "çoğun içinde azı da vardır" kuralı gereğince yukarıda anılan yasa uyarınca davacının ücretsiz onarım ve bedel indirim hakkının olduğunun kabulü gerekeceği açıktır. O halde, ilk derece mahkemesince; davacının ücretsiz onarım hakkının olduğu, mümkün olmadığı takdirde bedel indirimine karar verilebileceği dikkate alınmadan, taleple bağlılık ilkesi gereği davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile bu hususa değinilmiştir. Yine İstanbul BAM 14. HD 2019/1060 E. 2021/1210 K. Sayılı ilamı aynı şekildedir. Her ne kadar dava tarihinden önce tarihsiz olarak tanzim edilen ibraname/feragatnamede aracın değişimine ilişkin bir taahhüt var ise de; bunu imzalayan kişinin... olduğu, davalı şirket sicil kayıtlarında 2017-2018 yıllarında bu isimde bir yetkilinin olmadığı, yine davalının bu taahhüdününden vazgeçtiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında mübrez servis kayıtlarından aracın 05/01/2018-12/01/2018 tarihleri arası 8 gün serviste kaldığı tespit edilmiştir. Bunun dışında başkaca servis kayıtları da mevcuttur. Bu servis kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere aracın olağan bakım için servise bırakıldığı, bir kısmında ise araç bırakılmadan parça sipariş edildiği ve devamında tekrar serviste parça değişimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf bu tarihler dışında da aracın servise bırakıldığı yönünde iddiada bulunmuştur. Ne var ki dosya kapsamında buna ilişkin somut bir delil yoktur. 24/02/2018 tarihli teslim tutanağında da aracın hangi gün servise bırakıldığı, aynı gün mü bırakılıp iade alındığı belli değildir. Bilirkişice tüm servis kayıtları incelenerek aracın onarımı için 8 gün serviste kaldığını tespit etmiş olup, Mahkememizce rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuş aynen benimsenmiştir. Davacı ... sektöründe çalıştığını ve satın aldığı malzemeleri bu araç vasıtasıyla taşıdığını, bu yolla ayrıca nakliye giderinden kurtulduğunu, ancak araçtaki ayıp nedeniyle uzun süre serviste kaldığından ayrıca nakliye bedelini ödemek zorunda kaldığını beyan etmiş ise de; bilirkişi raporunda nakliye giderlerinin dava konusu araç için yapılıp yapılmadığının belirli olmadığı yine ikame araç 100,00-TL'ye kiralanarak nakliye gideri yapılmaktan kurtulunacağı, tespit edildiğinden rapor doğrultusunda toplam 800,00-TL maddi zararın garanti veren ve satıcı olan davalılardan tahsiline karar verilmiş, dava dilekçesinde maddi tazminat talebi için ayrıca faiz talebinde bulunulmadığından terditli talebi olan aracın satış bedeli için faiz talep edildiğinden maddi zararı yönünden faize hükmedilmemiştir. Yargıtay 3.HD'nin 2020/3752 E. 2020/6533 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi hakimin takdiri ile davacının talebinin hakkaniyet gereği değiştirilmek suretiyle kabul edilmiş olması halinde davacı tarafın aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün olmadığından onarım bedeline ilişkin tam kabul gibi, maddi tazminat talebi için ise kısmen kabul gibi yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yine onarıma ilişkin alınması gerekli harç/vekalet ücreti son rapordaki dava tarihi itibariyle onarım bedeli üzerinden tespit edilmiştir. (Emsal Samsun BAM 5.HD 2021/1185 E. 2021/1267 K. Sayılı ilamı). Davacının noter masrafını yargılama gideri olarak talep etmesi nedeniyle HMK 323/ç bendi gereği ihtarnamede adı geçen ... ...'ndan kabul ret oranına göre ihtarname masrafları yargılama gideri olarak değerlendirilmiş, diğer davalı ...'e bu ihtarname tebliğ edilmediğinden, sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir ve kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Bir tüzel kişinin kişisel haklarından olan ( adı, şerefi, onuru ve itibarı gibi) varlıklarına yapılan saldırının; bu manevi değerlerinde bir eksilmeye ( manevi zarara) sebep olacağı kabul edilmektedir. Davaya konu olayda, davacının aracı ayıplı ise de; şirket tüzel kişiliğine yönelik ticari itibarını zedeler nitelikte bir saldırı ya da manevi tazminatı gerektirir bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,1-Dava açılırken davalı olarak gösterilen, ancak daha sonra HMK 124. maddesi gereğince davalı olmaktan çıkarılan ... ... Tic Ve San. A.Ş yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Davaya konu ... plakalı ... şase numaralı aracın yağ sızdırmalık sisteminin arızalı olması sebebiyle bu arızanın davalı taraflarca ÜCRETSİZ ONARILMASINA,3-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 800,00-TL ikame araç bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,4-Davacının manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu şüpheye yer bırakmaksızın tespit edildiğini; ilk derece mahkemesinin onarımın mümkün olduğuna dair kararına katılmak için; üretimden kaynaklı ayıbın davalı ... ... servisinde daha evvel hiç onarılmamış olması gerektiğini; davaya konu aracın onarım gördükten sonra da arıza vermeye devam ettiğini ancak bu hususun, ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da; ''Kamyonetin servo freninin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu anlaşılmaktadır.'' dendiğini; davalı ... ... firması tarafından 15/05/2019 tarihinde dosyaya sunulan servis kayıtlarında; 12/01/2018 teslim tarihli Kapanış Formunda ''Fren servosu garanti kapsamında değiştirildi'' ifadesinin yer aldığını, bu onarımın, araçtaki kronik sorunu çözmediğini; yani araçtaki kronik arızaya sebep olan servo fren ayıbının, onarıma rağmen giderilmediğini; öte yandan; yağ kaçıran sızdırmazlık elemanlarının ise davalılar tarafından hiçbir tarihte tespit edilmediğini; sorunu tespit dahi edemeyen davalıların arızanın onarımı konusunda yetkinlik vaadinde bulunmalarının inandırıcı ve güvenilir olmadığını; bu yönde bir karar oluşturulmasının müvekkili mağduriyetinin devamına sebep olduğunu, Davalı ...'nın aracın yenisiyle değiştirilerek, yeni araç verilmesi yönündeki imzalı ibraname ve feragat yazısı dikkate alındığında; aracın, gizli ayıplı olduğu ve müvekkilin talebinin davalılarca kabul edilerek arızanın giderilmediğini ve yine dosyaya sunulan 24/02/2018 tarihli teslim tutanağında davacı müvekkilin ''dava haklarım saklı kalmak kaydı ile aracı teslim alıyorum'' şeklindeki ihtirazi kaydı dikkate alındığında, aracın ayıpsız sıfır kilometre bir araç ile değiştirilmesi talebinin kanuna ve hukuka uygun olduğunu; ancak ilk derece mahkemesinde söz konusu ibraname ve feragat yazısının yetkili kişi tarafından imzalanmadığı belirtilerek iş bu hükmün kurulduğunu; ilk derece mahkemesinin bu ibranameyi kabul beyanı olarak kabul etmesi gerekmekte iken aksi hükmün doğru olmadığını, Davacı müvekkilinin, dava konusu olan aracı sıfır kilometre olarak satın aldığını; yargılama neticesinde tespit edilen araçtaki gizli ayıp sebebiyle, müvekkilinin iş ve zaman kaybı yaşayıp maddi külfet altına girdiğini, aracın satın alındığı tarihten beri sürekli bir arıza yapması sebebi ile servise başvurduğunu onarımı davalı tarafından gerçekleştirilemeyen ve müvekkilin iş ve zaman kaybına yol açan bu durum karşısında ilk derece mahkemesinin ücretsiz onarımı ilişkin kararının hukuki yarar sağlamadığını, davacı müvekkilinin, dava konusu edilen taşıtı satın aldığından beri beklediği faydayı sağlayamamış olduğundan TBK Madde 227 uyarınca kendisine tanınan ''Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme'' seçimlik hakkını kullandığını, ilk derece mahkemesi tarafından hükümde bahsi geçen Yargıtay kararının somut olaya uygun düşmediğini, ilk derece mahkemesince verilen işbu kararın emsal kararlar ve içtihatlara da bütünüyle aykırılık teşkil etmekte olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/947 Esas, 2019/999 Karar ve 08/10/2019 Karar tarihli ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2016/10464 Esas, 2017/5919 Karar ve 18/09/2017 Karar Tarihi ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/1249 Esas, 2016 /8517 Karar ve 09/05/2016 Karar Tarihi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/13-1086 Esas, 2016/542 Karar ve 20/04/2016 Karar Tarihli ilamı), sızdırmazlık elemanlarının sürekli yağ kaçırması volanın, kavrama diskinin ve baskı diskinin yağlanmasına ve işlevlerinin bozulmasına sebep olduğu gibi; debriyajdaki bu kronik sorunun motorun da tam performans çalışmasını engellediğini, bu zorlamalar neticesinde de motor gücünde kayıp meydana geldiğini, sorun kabul edilen parçalar değişse bile aynı motor performansının varlığından söz edilemeyeceğini; aracın bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkan yeni arızalarının, bir çok kez davalıların servisine götürülmesine rağmen, servis yetkililerince tespit bile edilemediğini; normal arızalarını tespit etmekten yoksun bir servisin diğer arızları tespitini yapmasının ancak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıktığını, Dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar, dava konusu aracın serviste kaldığı süre boyunca bu araçla yapılması gerekirken yapılamayan nakliye hizmeti bedellerine ilişkin olup maddi tazminatın hesabında dikkate alınmamasının hatalı olduğunu; ticari kullanım amacıyla satın alınan aracın üretimden kaynaklı ayıp nedeniyle uzun süre kullanılmadığını, davacı müvekkili şirketin de faaliyetini araç olmaksızın yürütemeyeceğinden, bu hizmet için her taşımada ayrı nakliye ücreti ödemek zorunda kaldığını; gerek taraflarınca dosyaya sunulan gerekse davalı ... ... şirketi tarafından dosyaya sunulan servis formlarından görüleceği üzere, dava konusu aracın serviste kalma sürelerinin; 18/12/2017 - 19/12/2017; 21/12/2017 - 21/12/2017; 26/12/2017 - 05/01/2018; 05/01/2018 - 12/01/2018; 12/01/2018 - 24/02/2018; 13/12/2018 - 13/12/2018 şeklinde olduğunu, dava konusu aracın, 26/12/2017 tarihinde servise bırakıldıktan sonra teslim için haber verilen 05/01/2018 tarihinde aynı sorun azalmadan devam ettiği için serviste bırakıldığını; 12/01/2018 tarihinde yeniden teslim alınabileceğinin söylendiğini ancak araç servisten çıkar çıkmaz tekrar aynı sorun nüksettiğinden aynı gün tekrar servise bırakıldığını; akabinde de 24/02/2018 tarihinde teslim edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı ... firmasının imza ve kaşesine havi teslim tutanağı başlıklı belgede, ''24/02/2018 cumartesi tarihinde ... ... adına Dursun Kaboğlu'na teslim edilmiştir.'' şeklinde ifadesinin de mevcut olduğunu, davalı tarafın ihmalen düzenlemediği yahut kasten eksik sunduğu giriş-çıkış formları nedeniyle dava konusu aracın serviste geçirdiği sürenin hatalı tespit edildiğini, ancak teslim belgesinde yer alan tarihin, aracın servisten çıktığı tarihi açıkça gösterdiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu aracın yalnızca 05/01/2018 - 12/01/2018 aralığında 8 gün serviste kaldığına yönelik tespitinin hatalı olduğunu; dava dilekçesi sunulan ibraname ve feragatname başlıklı belgeye göre de, sadece 8 gün serviste kalan bir araç için değişim vaadinde bulunulmasının olağan olmadığını; bu belge içeriğinde dahi aracın birden fazla kez arızalanmış olduğunun beyan edildiğini; ... sektöründe çalışan davacı müvekkilinin satın aldığı malzemelerini işbu dava konusu araç vasıtasıyla taşımayı amaçladığını ve bu yolla ayrıca bir nakliye giderinden kurtulduğunu; ancak araçtaki ayıp nedeniyle uzun süre serviste kalan aracın, bu amaçla kullanılmadığını; herhangi bir ikame aracın davacı müvekkilin amacına hizmet etmeyeceğini; dolayısıyla da davacı müvekkilinin amacına hizmet edebilecek türde bir araca nakliye bedeli ödemek zorunda kaldığını; dava konusu aracın K belgesine sahip olan bir araç olduğunu; davacı müvekkili tarafından nakliye bedeli ödemiş olduğu aracında K belgesine sahip araç olduğunu; kiralanan araca müvekkili tarafından yapılan ödemelere ilişkin sunulan faturaların tamamında, satın alınan ürünlerle birlikte veya sadece nakliye adı altında yapılan ödemelerin açıkça görüldüğünü, ayıp mevcut olmasaydı davacının tüm nakliyeyi dava konusu araç ile sağlayacağını, bu durumdan kaynaklanan maddi zarara ilişkin de bir hesaplama yoluna gidilmesi gerekirken, hiçbir hesaplama yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi her ne kadar nakliye giderinin dava konusu araç için yapılıp yapılmadığının belirli olmadığı hususunda bir gerekçe oluşturmuşsa da, bu gerekçe bütünüyle hukuka ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu; çünkü müvekkili tarafından dava konusu aracın serviste kaldığı süreler ile yine müvekkili tarafından nakliye bedeli ödenerek işlerini gerçekleştirdiği sürelerinve müvekkili tarafından nakliye bedeli ödenen aracın özellikleri ile dava konusu araç özellikleri de örtüştüğünü, İlk derece mahkemesi tarafından ibranamede adı geçen...'nın yetkili olmadığına ilişkin gerekçesinin taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkilinin yaşamış olduğu sorunlar sebebiyle davalı kuruma başvurduğunu ve karşılıklı ibraname/feragatname akdedildiğini; söz konusu ibranamede davalı şirketin unvanını haiz kaşe ve imza bulunduğunu; davalı şirketin sicil kayıtlarında söz konusu yıllarda bu isimde bir yetkilinin bildirilmemesinin bütünüyle davalı şirketin ihmalinden kaynaklandığını; bu doğrultuda davalı şirketin hukuki ve cezai sorumluluğunun doğduğunu, Manevi tazminat taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, müvekkilinin, güvenilir olduğunu düşündüğü bir markadan araç satın aldığını ancak davalı, müvekkiline gizli ayıplı mal satmış olduğundan, müvekkilinin manevi zarara uğradığını; müvekkili ticaretle uğraştığından aracın ayıplı olması sebebiyle müşterilerinin işlerini zamanında yetiştirilmemesi gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını; bu sebeple yoğun baskı ve stres altında çalışmak zorunda kaldığını; dava konusu aracın da sürekli bir biçimde sorun çıkarması, yoğun baskıyla çalışmak zorunda kalması ve araçtan beklediği faydayı sağlayamaması sebepleriyle de manevi olarak yıprandığını; bu sebeple, müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; tehir-i icra taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yeniden hüküm kurulmasının mümkün olmaması halinde, dosyanın esastan incelenerek hüküm tesis edilmesi için ilk derece mahkemesin iadesine, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Oto. San. ve Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından görülen davada, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile dava konusu aracın ücretsiz onarımı ile 800 TL maddi tazminata hükmedildiğini, manevi tazminat talebi ile birlikte davacı şirketin diğer taleplerinin reddine karar verildiğini, Mahkemenin kabule yönelik kararı hukuka aykırı olup, bu yön itibariyle istinafa başvurduklarını; istinaf itirazlarının kabulü ile davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından ücretsiz onarım ve maddi tazminat yönünden kabul kararına gerekçe olarak son bilirkişi raporunda aracın arızalı olduğu yönündeki tespiti göstermekte olduğunu, aracın ayıplı olduğuna ilişkin tespite itiraz ettiklerini; davada alınan ilk bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere dava konusu aracın onarıldığını ve davacıya teslim edildiğini; araçta halihazırda bir arıza bulunmadığını, davacı onarım hakkını kullandığından artık misli ile değişim ya da bedel iadesi talebinde bulunmasının mümkün olmadığını; mahkeme tarafından bu talebin kabul edilmediğini ancak davacının isteği dışında ücretsiz onarım kararı verilmesinin hatalı olduğunu, gerçekten de, dava konusu araca ilişkin gerekli onarım araç değerinde herhangi bir olumsuzluk doğurmayacak şekilde giderilmiş olup, aracın halihazırda kullanımına engel bir durum bulunmadığını, onarımı sağlanmış bir araca ilişkin davacının misli ile değişim ya da bedel iadesi talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, (Bkz. 9.11.2020 tarihli dilekçe Ek-1, Y.13. H.D.nin 15.3.2012 tarih ve 2012/2756E. 2012/6433K. sayılı karar; Y. 19. H.D.nin 29.5.2013 tarih ve 2013/7236E. 2013/9946K.), her ne kadar, işbu uyuşmazlıkta tüketici mevzuatı uygulanmayacak olsa dahi, seçimlik hakların yenilik doğurucu haklardan olduğunu, bu haklardan birinin kullanılması halinde, bu haktan dönülerek başkaca bir hakkın kullanılmayacağının Yargıtay içtihadı ile sabit olduğunu (Bkz. 9.11.2020 tarihli dilekçeleri Ek-2, Y. HGKnun 20.4.2016 tarih ve 2014/13-1086E. 2016/542K. sayılı kararı; ayrıca Y. 13. H.D.nin 24.12.2015 tarih ve 2015/33568E. 2015/37787K.; Y. 13. H.D.nin 18.6.2012 tarih ve 2012/9616E. 2012/15676K.), davacının misli ile değişim talebi bulunduğu hususu gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Aracın serviste kaldığı süreden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığından maddi tazminat yönünden de ret kararı verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle, davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak davanın tümüyle reddine, yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... San. A.Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceğinin hatalı olduğunu; ... Tic. San. A.Ş.'nin satıcı sıfatına haiz olmayıp, davacı ile akdedilen satış sözleşmesinin de tarafı olmadığını; dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıp bulunmamakta olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenler ile, kamu düzeninden olan hususların da taraflarınca dikkate alınmak suretiyle, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/656E.-2022/521K. sayılı kararına karşı davacı tarafın yapmış olduğu istinaf başvuruların usulden ve esastan reddi ile yukarıdaki başvuru nedenleri ile sınırlı kalmak üzere kararın kaldırılması ile davanın reddi doğrultusunda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının alıcısı, davalı ... ... Oto. San. ve Tic. A.Ş'nin satıcısı ve davalı ... San A.Ş'nin ithalatçısı ve garanti vereni olduğu kamyonet tipi araçta gizli ayıp bulunduğundan bahisle, aracın misli ile değişimi olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi, ayıp nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararların tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece; HMK'nun 124 maddesi uyarınca davalı sıfatı sona eren ... ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu aracın arızalı olan yağ sızdırmazlık sisteminin davalılarca ücretsiz onarımına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00.TL olmuştur. Mahkemece kabul edilen maddi tazminat tutarı 800,00-TL olduğu gibi, ücretsiz onarım kararına ilişkin maliyetin de dava tarihi itibariyle 4.484,00-TL olduğunun 07/03/2022 tarihli son ek rapor ile tespit edildiği, davalılar tarafından maddi tazminat ve ücretsiz onarım kararı istinaf edildiğinden ve maddi tazminat tutarı ve ile ücretsiz onarım değerine toplamı yönünden mahkeme kararı kesin nitelikte olduğundan, davalılar ... ... Oto. San. ve Tic. A.Ş ile ... San. A.Ş.'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; araçtan beklenen fayda elde edilemediğinden misli ile değişim veya satış bedelinin iadesi taleplerinin kabulü gerekirken ve seçimlik hak bu şekilde kullanılmış iken, ücretsiz onarıma hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, aracın serviste kaldığı sürelerde yapılmak zorunda kalınan nakliye giderlerine dayalı maddi tazminat taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğu, manevi tazminat taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin toplandığı, tüm servis kayıtlarının celbediliği, makine mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyeti marifetiyle araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak rapor alındığı, davacı itirazları üzerine İTÜ makine fakültesi öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik bilirlişi heyeti marifetiyle ve araç üniversite laboratuarında incelettirilmek suretiyle yeni bir rapor alındığı, tarafların itirazlarının karşılanması ve iki heyet raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi için iki makine mühendisi ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten yeni bir rapor alındığı, rapora itirazlar üzerinde aynı heyetten ek rapor alındığı, mahkemece ayıbın onarım ile giderilmesinin mümkün olması durumunda onarım maliyetinin tespiti amacıyla son heyetten ikinci ek rapor da alınarak tahkikatın bitirildiği ve istinafa konu kararın verildiği anlaşılmış olup, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin ilk derece yargılaması sırasında bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, itirazların son bilirkişi heyetinin birinci ek raporunda karşılandığı, mahkeme gerekçesinde de istinaf sebeplerinin gerekçeli şekilde karşılandıkları, davacının araçtaki gizli ayıp mahiyetindeki arıza için garanti veren üretici ve ithalatçı ... Şirketi'ne hiç başvurmamış olduğunun, araçtaki ayıbın yağ sızdırmazlık sağlayan parçanın değişimi suretiyle ve üç günlük onarım süresi içerisinde, dava tarihindeki rayice göre 4.484,00-TL onarım bedeli, son rapor tarihindeki rayice göre 11.800,00-TL onarım bedeli ile tamamen giderilebileceğinin tespit edilmiş olması, TBK'nun 227/1-4 maddesinde satılanın misli ile değiştirilmesi talebinin imkan mevcut ise kullanılabileceğini düzenlenmiş olması, yine TBK'nun 227/4 fıkrası uyarında hakime, durumun sözleşmeden dönme hakkının kullanımını haklı göstermemesi halinde onarıma veya bedel indirimine karar verme yetkisi tanımış bulunması, her halde seçimlik hakların kullanımının TMK'nun 2 maddesindeki dürüstlük kuralına tabi bulunması karşısında, mahkemece, aracın iddia olunan arıza nedeniyle serviste kaldığı sürenin kısalığı ve satış bedeli de nazara alınarak ücretsiz onarıma karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu farklı tarihlerde düzenlenmiş çok sayıda nakliye faturalarının mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere dava konusu araçtaki ayıp ile illiyetinin ortaya konulamadığı, yine mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere aracın ayıp nedeniyle serviste kaldığı tarih aralığının servis kayıtları ile sabit olduğu, dosyaya mübrez diğer servis kayıtlarının periyodik bakımlara ilişkin oldukları, davacının gerek raporlara itiraz, gerekse istinaf dilekçesinde ileri ve aracın serviste kaldığını iddia ettiği bazı tarih aralıklarına ilişkin ise dosyada hiçbir servis kaydı vs delil bulunmadığı, davalı satıcı şirket temsil ve ilzama yetkili olmadığı, dairemizce yapılan sicil kaydı araştıması ile de anlaşılan... tarafından imzalanan fotokopi niteliğindeki ve tarihsiz belgenin davalı şirketi bağlamayacağı yönündeki mahkeme kabulünde de isbaetsizlik bulunmadığı, teknik bilirkişiler tarafından davacının aracın serviste kaldığı süre için muadil olarak kiralayacağı araç bedelinin tespit edilmiş olması ve mahkemece bu tutarın maddi zarar olarak kabul edilmesi karşısında, davacının yukarıda belirtildiği üzere ispatlayamadığı nakliye gideri zararına yönelik istinaf sebebinin dinlenebilir olmadığı, sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmeyeceği, davacının TBK'nun 114/2 fıkrası atfı ile aynı Kanunun 58/1 maddesi uyarınca, ticari itibarının zedelendiğini ispat edememiş olması karşısında manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden reddine; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 360,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 254,45-TL'nin davalı ... ... A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ tarafından peşin olarak yatırılan 360,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 254,45-TL'nin davalı ... SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.