Başvuru, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâlde basmakalıp gerekçelerle tutukluluğunun devam ettirilmesi ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi ile görgü tanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadan delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâlde basmakalıp gerekçelerle tutukluluğunun devam ettirilmesi ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi ile görgü tanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadan delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulması nedenleriyle Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/9/2013 tarihinde Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 26/03/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık tarafından 9/4/2013 tarihinde, başvurucunun şikâyetlerine benzer şikâyetlere ilişkin daha önceden yapılan başka başvurularda, incelemede göz önüne alınacak kriterlere ilişkin görüş bildirildiğinden bu başvuru yönünden görüş sunulmasına gerek duyulmadığı belirtmiştir. Yapılan incelemede 2015/2029 numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2013/6942 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga maddesi ile görevli bölümü) 2008/2994 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 1/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 4/9/2009 tarihli ve 2009/103 sorgu sayılı kararıyla “suç örgütüne üye olma, tefecilik, birden çok kez adam öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2009 tarihli ve E.2009/1126 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında “silahlı suç örgütüne üye olma, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, yağmaya teşebbüs, tefecilik ve 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) 15/3/2013 tarihli ve E.2013/319, K.2013/51 sayılı kararı ile başvurucunun “suç örgütüne üye olma, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, yağmaya teşebbüs, tefecilik ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından toplamda yaklaşık 66 yıl 55 ay 15 gün hapis ve 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucunun “tutuklulukta geçen süreleri, verilen ceza miktarları ve haklarında mahkûmiyet konu suçların CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan olması da dikkate alınarak” tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Anılan karar başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Başvurucu, hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna başvurmadığını bildirmiştir. Başvurucu, mahkûmiyet kararını temyiz etmiş olup Yargıtay Ceza Dairesinin 17/11/2014 tarihli ve E.2014/4982, K.2014/5266 sayılı ilamı ile eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 21/02/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/459 sayısına aktarılmıştır. Başvurucu, 16/12/2014 tarihinde Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesine başvurarak tahliye talebinde bulunmuş ancak Mahkemenin 24/12/2014 tarihli ve E.2009/459, K.2013/426 sayılı kararı ile başvurucunun talebi reddedilmiştir. Başvurucu 31/12/2014 tarihinde karara itiraz etmiş, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 6/1/2014(5) tarihli ve 2015/7 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu anılan kararı 16/1/2015 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu; 2013/6942 numaralı bireysel başvurusunu 6/9/2013 tarihinde, 2015/2029 numaralı bireysel başvurusunu ise 3/2/2015 tarihinde yapmıştır. Dava dosyası, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay Ceza Dairesi kararında belirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra 10/2/2015 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş olup inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Yağma suçunun; ... c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde, ... f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, ... İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.” 5237 sayılı Kanun’un “Tefecilik” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),... (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),... Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”