11. Ceza Dairesi 2022/6393 E. , 2023/6183 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/519 E. 2022/202 K. SUÇ : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlere ilişkin Cumhuriyet savcısı tarafından süresinde temyiz isteğinde bulunulduğu ancak daha sonra temyiz isteğinden vazgeçildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında bozma …
**11. Ceza Dairesi 2022/6393 E. , 2023/6183 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/519 E. 2022/202 K. SUÇ : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlere ilişkin Cumhuriyet savcısı tarafından süresinde temyiz isteğinde bulunulduğu ancak daha sonra temyiz isteğinden vazgeçildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2009 tarihli ve 2009/128 Esas, 2009/304 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi, 35, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6'şar ay hapis, 4.000,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2009 tarihli ve 2009/128 Esas, 2009/304 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.06.2014 tarihli ve 2012/17703 Esas, 2014/11200 Karar sayılı kararı ile "...Sanıklardan ...'ın yetkilisi ve ortağı olduğu Satıroğlu Kağıt Kırtasiye Nakliye Dayanıklı Tüketim Mal. Gıda İhr. İth. Şti'ye ait 58 AH 887 plakalı çekici ve 53.DK 887 plakalı dorse (tır)'nin katılan Başak Groupama A.Ş. nezdinde 17.10.2007 tarihinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, sanık ...'ın da bu aracın şöförü ve ortağı olup 10.03.2008 tarihinde İçerenköy Polis Karakoluna müracaat ederek 03.03.2008 tarihinde bu araç ile Azerbeycan 'a mal götürmek üzere İstanbul'a geldiğini, ancak Gürcistan'daki bir davası nedeniyle avukatı tarafından acele olarak ifade vermek üzere çağrılması üzerine söz konusu tırı Erenköy Gümrük Garajı'nın giriş kapısının yukarısına park ederek gittiğini, 10.03.2008 tarihinde İstanbul'a dönüp tırın yanına geldiğinde yerinde olmadığını gördüğünü, tırın çalınmış olduğunu beyan ederek ihbarda bulunduğu, katılan şirket tarafından hırsızlık olayının şüpheli bulunduğu gerekçesiyle aracın gizlenerek sigortadan para almaya çalışıldığından bahisle bedelin ödenmediği, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin sigorta bedelini tahsil amacıyla dolandırıclığa teşebbüs suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda, suça konu araca ilişkin hırsızlık ihbarı üzerine yürütülen soruşturmanın daimi arama kararı verilerek devam ettirildiği ile gizlendiği iddia edilen aracın soruşturma ve kovuşturma aşamasında bulunamadığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçu ihbarı ile Cumhuriyet Savcılığı'na yapılan müraacatın sonuçlanması beklenmeden, çalıntı iddiasında bulunup belli süre bekledikten sonra sigorta şirketine tazmin hususunda başvurup bedelin ödenmemesi üzerine Ticaret Mahkemesinde alacak davası açan sanıkların yasal haklarını kullanma şeklindeki davranışlarının aleyhe değerlendirilerek oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2014/298 Esas, 2014/312 Karar sayılı kararı ile sanıkların sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2014/298 Esas, 2014/312 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 03.11.2020 tarihli ve 2017/32374 Esas, 2020/11005 Karar sayılı kararı ile "...Sanıklardan ...'ın yetkilisi ve ortağı olduğu Satıroğlu Kağıt Kırtasiye Nakliye Dayanıklı Tüketim Mal. Gıda İhr. İth. Şti'ye ait 58 AH 887 plakalı çekici ve 53.DK 887 plakalı dorse (tır)'nin katılan Başak Groupama A.Ş. nezdinde 17.10.2007 tarihinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, sanık ...'ın da bu aracın şöförü ve ortağı olup İçerenköy Polis Karakoluna müracaat ederek bu araç ile Azerbeycan 'a mal götürmek üzere İstanbul'a geldiğini, ancak Gürcistan'daki bir davası nedeniyle avukatı tarafından acele olarak ifade vermek üzere çağrılması üzerine söz konusu tırı Erenköy Gümrük Garajı'nın giriş kapısının yukarısına park ederek gittiğini, İstanbul'a dönüp tırın yanına geldiğinde yerinde olmadığını gördüğünü, tırın çalınmış olduğunu beyan ederek ihbarda bulunduğu, katılan şirket tarafından hırsızlık olayının şüpheli bulunduğu gerekçesiyle aracın gizlenerek sigortadan para almaya çalışıldığından bahisle bedelin ödenmediği, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin sigorta bedelini tahsil amacıyla dolandırıclığa teşebbüs suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda, sanık ...’nun savunmasında şoförü olduğu 58 AH 887 plakalı tırı Gürcistan ülkesindeki bir dava nedeniyle ifade vermek için Erenköy Gümrük Kapısı önüne bırakarak yurtdışına çıktığını, suça konu aracın bir adet orginal anahtarının kendisine verildiği, başkaca bir anahtarının verilmediğini belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi açısından, sanık ...’nun suç tarihindeki yurtdışı giriş çıkış bilgilerinin celbedilerek incelenmesi, suça konu araca ait orginal yedek anahtarının akibetinin araştırılması, suça konu araca ait tescil belgelerinin celbedilerek incelenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2022 tarihli ve 2020/519 Esas, 2022/202 Karar sayılı kararı ile sanıkların sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna, delillerin takdirinde hata edildiğine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mahkemece; bozma kapsamına uygun şekilde, sanık ...'ın suç tarihindeki yurtdışı giriş çıkış bilgileri ve suça konu araca ait tescil belgelerinin celbedilerek incelendiği, getirilen belgelerin sanığın savunmasını doğruladığı, suça konu araca ait orijinal yedek anahtarın akıbetinin araştırılması bakımından tanık beyanına başvurulduğu ve şirketin satış müdürü olduğunu beyan eden tanık İ.K.nin suça konu araca ait anahtarların bulunduğu kolinin şirketin taşınması sırasında kaybolduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar sanıklar hakkında sigorta bedelini tahsil amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmedikleri, savunmalarının tanık beyanları ile de desteklendiği, söz konusu aracın çalınmayıp sanıklar tarafından gizlenerek sigorta bedeli talep edildiğine dair kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açık bir delilin de bulunmadığı, kaldı ki anılan aracın gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında ve halen dahi bulunamadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15/09/2015 gün ve 2014/14-824 esas ve 2015/276 sayılı içtihatında da belirttiği üzere ceza yargılamasında en önemli ve evrensel ilkelerinden birisinin şüpheden sanık yararlanır ilkesi olduğu, bu ilkenin özü ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerektiği, sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartının suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesi olduğu, yüksekte olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmanın ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceğinin anlaşılması karşısında, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, cezalandırmaya elverişli, anayasal masumiyet karinesinin aksini ispat eder mahiyette kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 2. Sanıkların üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri belirlenmiştir. 3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları, tanık beyanı, sanıkların nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur. IV. GEREKÇE 1. Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere, sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Cumhuriyet savcısının, kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra dava dosyasında mevcut 28.04.2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2022 tarihli ve 2020/519 Esas, 2022/202 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde karar verildi.