Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/2400 E. , 2024/4540 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2400 Karar No : 2024/4540 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bitlis İl Emniyet…
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2022/2400 E. , 2024/4540 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2400 Karar No : 2024/4540 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bitlis İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapmakta iken, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası uyarınca re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; kurullarda personelin rütbe terfisinin görüşülebilmesi için, personelin; bulunduğu rütbedeki en az bekleme süresini tamamlaması, bekleme süresi içindeki yıl sayısı kadar iyi veya çok iyi performans değerlendirme puanı alması, 4. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi için ilgili Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olması, Polis Akademisi Başkanlığınca dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi için düzenlenecek yöneticilik eğitiminde başarılı olmasının şart olduğu, kurullar tarafından rütbelere terfilerin liyakate göre yapılacağı, liyakatin ise, personelin bir üst rütbedeki görevlerin gereklerini yerine getirebilme niteliği olarak tanımlandığı, yapılacak olan liyakat değerlendirmesi sonucunda, ilgili kurul tarafından personelin terfi edip etmeyeceğine karar verileceği; bakılan uyuşmazlıkta, davacının, son terfisini 08/09/2011 tarihinde gerçekleştirdiği sabit ise de, malulen emekliye sevk edildiği 26/07/2013 tarihi ile Mahkeme kararı uyarınca görevine iade edildiği 13/04/2020 tarihi arasında fiilen görev yapmadığı ve anılan tarih aralığı içinde yalnızca geriye doğru son beş yıl içerisinde terfi edememesi göz önünde bulundurularak işlem tesis edildiği, bu durumda; davacının, yargı kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konularak iptaline karar verilen süreç içerisinde yer alan, fiilen görev yapmadığı dönemde, kurullarda rütbe terfisinin görüşülebilmesi için gerekli olan şartların varlığı ve terfiye dair mevzuatta belirlenen liyakat koşullarını taşıyıp taşımadığı hususlarının değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı kanaatine varılarak, son beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemediği gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 29/07/2020 tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrasında, 5 yıl içerisinde bir üst rütbeye terfi edemeyen ve görev süresi uzatılmayan emniyet amirlerinin kadrosuzluktan emekliye sevk edileceklerinin düzenlendiği, davacının son olarak 08/09/2011 tarihinde emniyet amiri rütbesine terfi ettirildiği, 26/07/2013 tarihinde ise malulen emekliye sevk edildiği, 13/04/2020 tarihinde ise yargı kararı gereği memuriyete iade edildiği, dolayısıyla 3201 sayılı Kanun'un anılan düzenlemesi uyarınca emekliye sevk edilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının gerekçesi değiştirilerek onanmasına, parasal haklarının ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken, 08/09/2011 tarihinde Emniyet Amiri rütbesine terfi ettiği, 26/07/2013 tarihinde ise malulen emekliye sevk edildiği, bu işleme karşı iptal davası açtığı, açılan dava neticesinde son olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2018 tarih ve E:2016/2633, K:2018/2751 sayılı kararı üzerine, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, akabinde Mahkeme kararı gereği 13/04/2020 tarihinde Kayseri İl Emniyet Müdürlüğündeki görevine iade edildiği, 28/04/2020 tarihinde Bitlis İl Emniyet Müdürlüğüne naklen atandığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ondukuzuncu fıkrası uyarınca kadrosuzluktan emekliye sevk edildiği, bunun üzerine temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun, 27/03/2015 tarih ve 6638 sayılı Kanun'la değişik, "Terfi ve atama" başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasında, rütbeleri sayılan polis amirleri arasında emniyet müdürüne de yer verilmiş; ikinci fıkrasında, polis amirlerinin rütbelerde ve meslek derecelerinde zorunlu en az bekleme süreleri gösterilmiş; üçüncü fıkrasında, her amir rütbesinde bulunması gereken kadro sayısına esas alınacak oran azami olarak gösterilmiş; dördüncü fıkrasında, bu rütbelere terfilerin, yetkili kurullarda kıdem sırasına göre görüşüleceği ve liyakata göre yapılacağı belirtilmiş; beşinci fıkrasında, kıdem sırasının tespitinde, bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı, aynı tarihte terfi edenlerden sicil notu yüksek, sicil notlarının eşitliği halinde ödül ve takdirnamesi fazla, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise, sicil numarası daha küçük olanların diğerlerine göre kıdemli sayılacağı öngörülmüş; onbirinci fıkrasında da, rütbe terfiinin yetkili kurullarda görüşülebilmesi için gerekli koşullar ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Aynı maddenin diğer fıkralarında da, rütbeler, bu rütbelere terfi esasları, terfi ve atama zamanı gibi hususlarda doğrudan Kanun hükümleriyle belirlenen çerçeve dahilinde kalmak koşuluyla, liyakat koşullarını belirlemek, üst rütbedeki boş kadro sayısına göre terfileri ve atamaları önermek, kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilecek personeli belirlemek veya hizmetine ihtiyaç duyulan personelin görev süresi uzatmak gibi hususlarda, değerlendirme yapmak ve öneride bulunmak üzere Genel Müdürlük Merkez Değerlendirme ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının oluşturulması öngörülmüştür. 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinde değişiklik yapan 6638 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde, "Polis amirlerinin rütbe terfilerinde, tüm çağdaş ülkelerin aksine kıdeme dayalı bir sistem benimsenmiş, liyakat ikinci plana bırakılmıştır. Polis amirleri bulundukları rütbede zorunlu en az bekleme süresini tamamlamaları ve herhangi bir ceza almamaları halinde mesleki yeterliliklerine bakılmaksızın otomatik olarak bir üst rütbeye terfi etmeye başlamışlardır. Bu sistem, ihtiyaç duyulan amir rütbelerinde sayısal azlığa ve ihtiyaç duyulmayan rütbelerde ise aşırı yığılmalara neden olmuştur. Yapılan düzenleme ile bozulan personel piramidinin görev ve hizmet gereklerine uygun hale getirilmesi amacıyla; her rütbede yer alacak amir sayısı/oranı belirlenmekte, her rütbe terfiinde yazılı ve sözlü sınav şartı getirilmekte ve terfi için öngörülen asgari şartlara sahip personel arasından en kıdemli olanın değil en liyakatli olanın terfi etmesi öngörülmektedir. Ayrıca ihtiyaçtan fazla sayıdaki Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürlerine ve emniyet amirlerine belli bir miktar ek ödeme yapılmak suretiyle re'sen emeklilik sistemi getirilmektedir." değerlendirilmesi yapılmıştır. Öte yandan, 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrasında; "Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile emekliye sevk edilirler." kuralı yer almakta iken; 06/12/2019 tarih ve 7196 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle söz konusu fıkra, "Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen Emniyet Amirleri ile Dördüncü, Üçüncü ve İkinci Sınıf Emniyet Müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olmaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile hizmet ihtiyacı sebebiyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler. Ancak bunlardan, hizmet ihtiyacı nedeniyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyenlerin fiili hizmet süreleri aynı usul ile iki yıl uzatılır. Bu şekilde göreve devamı uygun görülenlerin durumu, iki yıl sonra tekrar değerlendirilerek en fazla bir defa daha uzatılabilir, görev süresi uzatılmayanlar ise kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler.” şeklinde değiştirilmiştir. 06/12/2019 tarih ve 7196 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle ondokuzuncu fıkrada yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemenin gerekçesinde, "Mevcut durumda bulundukları rütbede 5 yıl süreyle terfi edemeyen Emniyet Amiri ve Emniyet Müdürü rütbesindeki personel re’sen emekli edilmektedir. Yapılan düzenleme ile yetişmiş personel kaybının önüne geçmek için, hizmet ihtiyacı sebebiyle emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyen personelin fiili hizmet sürelerinin Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararı ve Bakan onayı ile ikişer yıl periyotlarla toplamda dört yıl olmak üzere uzatılabilmesine imkan sağlanmaktadır." ibarelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda açık metinlerine yer verilen Kanun hükümleri ve gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde, Kanun'un amacının; emniyet hizmetlerinin, hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan polis amirlerinin azami kadro sayılarının belirlenmesi ve sınırlı sayıdaki bu kadrolara atama yapılması, bunun sonucunda da ihtiyaç fazlası durumunda kalacak olan polis amirlerinin kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilmesi ve hizmetine ihtiyaç duyulan personelin emekliye sevk edilmeyip görev sürelerinin uzatılması hususlarında, liyakat ilkesi çerçevesinde objektif bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin ondokuzuncu fıkrası uyarınca, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıf emniyet müdürlerinin, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları taşımaları kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile kadrosuzluktan emekliye sevk edilmeleri yasal zorunluluk olarak öngörülmüş ise de; söz konusu fıkrada 06/12/2019 tarih ve 7196 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren beş yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen personelden, hizmet ihtiyacı nedeniyle kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi uygun görülmeyenlerin, Yüksek Değerlendirme Kurulunun teklifi ve Bakan onayı ile fiili hizmet sürelerinin iki yıl uzatılabilmesine imkan sağlanmıştır. 2019 yılında ondokuzuncu fıkrada yapılan değişiklik sonrasında; davalı idarenin, söz konusu fıkrada belirtilen koşulları taşıyan personeli "kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk etme" veya "hizmet ihtiyacı sebebiyle iki yıl süreyle çalıştırmaya devam etme" konusunda takdir yetkisine sahip olduğu açık olmakla birlikte; bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin de sebep ve maksat yönünden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Buna göre, söz konusu düzenleme kapsamında, idarenin görev süresi uzatılacak personelin belirlenmesinde esas alınacak objektif değerlendirme ve seçme kriterlerini tespit etmesi ve uygulamayı ona göre yürütmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarenin bu konudaki takdir yetkisini, hangi objektif değerlendirme ve seçme kriterlerine göre kullandığını, şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut bilgi ve belgelerle ortaya koyamadığı anlaşıldığından, davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının gerekçesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de; bu husus, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ve bu nedenle hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan söz konusu kararın anılan kısmına yönelik olarak davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize konu (iptale ilişkin) kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Kararın, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmı incelendiğinde; Davalı idarece, davacının re'sen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağından, doğrudan görevine başlatılması söz konusu olmayan davacının, bu aşamada parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi özlük haklarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde hüküm kurulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz isteminin kısmen reddi ile dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 2. Davalı idarelerin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının; dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta iken, 08/09/2011 tarihinde emniyet amiri rütbesine terfi ettiği, 26/07/2013 tarihinde ise malulen emekliye sevk edildiği, bu işleme karşı iptal davası açtığı, açılan dava sonucunda son olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2018 tarih ve E:2016/2633, K:2018/2751 sayılı kararı üzerine, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, akabinde Mahkeme kararı gereği 13/04/2020 tarihinde Kayseri İl Emniyet Müdürlüğündeki görevine iade edildiği, 28/04/2020 tarihinde Bitlis İl Emniyet Müdürlüğüne naklen atandığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 19. fıkrası uyarınca kadrosuzluktan emekliye sevk edildiği, bunun üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 19. fıkrasında, "bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren" ibaresi ile personelin resen emekliye sevk edilmesinde bulunulan rütbede fiili olarak çalışmaya başlanılan tarihin değil, bulunulan rütbeye hukuki olarak terfi edilen tarihin esas alınacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, kıdeme esas alınan ve üst rütbeye terfiin hak edildiği tarihin geriye çekildiği durumlarda, polis amirlerinin resen emekliye sevk koşulları değerlendirilirken, bulundukları rütbelerde kıdemlerine esas alınan tarih dikkate alınacak ve zorunlu en az bekleme süreleri de bu tarihten itibaren hesaplanarak, takip eden yıllarda rütbe terfi değerlendirmesine alınmaları gerekecektir. Davacının malulen emekliye sevk edilmesine ilişkin olarak verilen yargı kararının, idari işlemin tüm sonuçlarını ortadan kaldıracağı ve idari işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri geleceği hususu dikkate alındığında, 08/09/2011 tarihinde emniyet amiri rütbesine terfi eden davacı bakımından "5 yıl içinde bir üst rütbeye terfi etmeme" koşulunun gerçekleştiği ve buna bağlı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 29/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bu gerekçeyle bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyoruz.