Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1572 E. , 2024/4834 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1572 Karar No : 2024/4834 DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresi ile Kadıköy Belediye Başkanlı…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1572 E. , 2024/4834 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1572 Karar No : 2024/4834 DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresi ile Kadıköy Belediye Başkanlığının 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemlerinin iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/6. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacıların bağımsız bölüm maliki olduğu İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilmesi üzerine, kat malikleri kurulu kararına katılmayan davacıların arsa paylarının satış işlemlerinin durdurulması talebiyle yapılan başvuruların reddine dair Kadıköy Belediye Başkanlığının 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemlerinin ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin iptali istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesinde; İdari dava türleri arasında; İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları gösterilmiş, "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde de dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin; idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başladığı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde, "1.Danıştay ilk derece mahkemesi olarak; a) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere, e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. 2.Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ve ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki dava ve işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkları çözümleyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçeleri üzerine yapılan ilk inceleme sonunda, idari yargının görevli olduğu konularda, görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek, dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği 34. maddesinin 1. fıkrasında da; İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkemenin taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesi olduğu hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; düzenleyici işlemlerin iptalinin, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde, ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde istenebileceği, ancak iptali istenen düzenleyici işleme istinaden bir uygulama işlemi tesis edilmiş ise dava açma tarihinin, uygulama işleminin tebliği ile başlayacağı, bir uygulama işleminin varlığı durumunda; ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği anlaşılmaktadır. Ancak uygulama işlemi ile birlikte düzenleyici işleme de dava açılmak isteniyorsa, iptali istenen düzenleyici işlemin, yürürlükte olması, icrai, uygulanabilir olması gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların bağımsız bölüm maliki olduğu İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Göztepe Mahallesi, 384 ada, 15 parselde bulunan bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilmesi üzerine, kat malikleri kurulu kararına katılmayan davacıların arsa paylarının satışa çıkarıldığı, satış işlemlerinin durdurulması istemiyle yapılan başvurunun Kadıköy Belediye Başkanlığı tarafından 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemler ile reddedilmesi üzerine, anılan işlemlerle birlikte, kat malikleri kurulu toplantısına kendilerinin çağrılmadığı, bu durumun mülkiyet haklarını ihlal ettiği gibi gerekçelerle 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin iptali istenilmiştir. Davanın, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin iptali yönünden incelenmesinde; İptali istenen 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin 06/01/2023 tarihli ve 32065 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesiyle eklendiği, 21/05/2024 tarihli, 32552 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesi ile anılan 15. maddenin değiştirildiği ve değişiklikte kat malikleri toplantısının yapılmasına ve herhangi bir şekil şartına tabi olup olmadığına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği görülmüştür. Bu durumda, yukarıda belirtilen değişiklik dikkate alındığında, dava konusu edilen Yönetmelik hükmünün yürürlükte bulunmadığı, ortada hukuki denetimi yapılacak, yürürlükte olan bir mevzuat hükmünün bulunmadığı anlaşıldığından; davacıların iptalini istediği 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresi hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Davanın, Kadıköy Belediye Başkanlığının 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemleri yönünden incelenmesine gelince; Dava konusu edilen bireysel işlemlerin hukuki denetiminin yapılması aşamasında, bireysel işlemlerin dayanağı mevzuat hükmünün yürürlükte olmaması, bireysel işlemlerin hukuki denetimine engel olmamakla birlikte; görülmekte olan davada, ortada hukuken denetlenebilecek bir düzenleyici işlemin var olmaması karşısında, düzenleyici işlem ile birlikte iptali istenen bireysel işlemlerin de ilk derece yargı yeri olarak Danıştay'da hukuki denetiminin yapılması mümkün değildir. Dava konusu bireysel işlemler, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinde yer alan Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak göreceği işlerden de olmadığından, davanın bu kısmına ilişkin uyuşmazlığın çözümünde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay görevli olmayıp, görevli ve yetkili mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, satışa konu taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesi olduğundan, iptali istenen bireysel işlemler bakımından davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın; 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin iptali istemine ilişkin kısmı bakımından; kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 2. Kadıköy Belediye Başkanlığının 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemleri bakımından ise; davanın kesin olarak GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, dosyanın görevli ve yetkili İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; davacıların bağımsız bölüm maliki olduğu İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Göztepe Mahallesi, 384 ada, 15 parselde bulunan bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilmesi üzerine, kat malikleri kurulu kararına katılmayan davacıların arsa paylarının satış işlemlerinin durdurulması talebiyle yapılan başvuruların reddine dair Kadıköy Belediye Başkanlığının 06/03/2024 ve 12/03/2024 tarihli işlemlerinin ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasındaki "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına tabi olmaksızın" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasında; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, hüküm altına alınmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükmü uyarınca düzenleyici işlemlere karşı iki ayrı yol izlenerek dava açma imkanı tanınmıştır. Buna göre, düzenleyici işlemin ilanı üzerine dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de, uygulama işleminin tebliğ tarihinden itibaren düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabilecektir. Olayda ise; uygulama işlemi tesis edilmesi üzerine uygulama işlemi ile birlikte düzenleyici işleme de dava açıldığı, yargılama sırasında 21/05/2024 tarihli, 32552 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesi ile anılan 15. maddenin değiştirildiği ve değişiklikte dava konusu edilen kat malikleri toplantısının yapılmasına ve herhangi bir şekil şartına tabi olup olmadığına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği görülmüştür. Her ne kadar yargılama sırasında dava konusu edilen düzenleyici işlem ortadan kalkmış ise de; davaya bakmaya görevli ve yetkili yargı yerinin belirlenmesinde davanın ilk açıldığı tarihteki hukuki durumun belirleyici olduğu, dava konusu işlemlerden birinin dava sürecinde kesinleşmesi ya da işlemlerden birisi yönünden davanın konusuz kalması halinde, buna bağlı olarak görevli yargı yerinin değiştirilemeyeceği, bu duruma göre bakılan davada, davanın açıldığı tarih esas alındığında uygulama işlemi ile düzenleyici işleme karşı birlikte dava açıldığı, yukarıda bahsi geçen mevzuat hükmü gereğince davanın açıldığı tarihte her iki işleme karşı birlikte dava açılmasında herhangi bir hukuki engelin bulunmadığı görüldüğünden, davanın açıldığı tarihte görevli olan Dairemizin davanın sonuçlanmasına kadar da görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda; Dairemiz tarafından her iki işlem birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, işlemler ayrılmak ve buna bağlı olarak görevli yargı yeri değiştirilmek suretiyle uygulama işlemi yönünden görev ret kararı verilmesine yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.