11. Hukuk Dairesi 2021/3663 E. , 2022/7076 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.09.2019 tarih ve 2016/659 E- 2019/613 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/2519 E- 2020/1803 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi dav…
**11. Hukuk Dairesi 2021/3663 E. , 2022/7076 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.09.2019 tarih ve 2016/659 E- 2019/613 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/2519 E- 2020/1803 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı banka ile dava dışı Varlı Börek Gıda Unlu Mam. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte borçlu şirketin yetkilisi veya ortağı olmadığını, o sırada kendisinin Antalya SGK bölge müdürü olarak görev yaptığını, usulüne uygun olarak eşinin rızasının alınmadığını, kredi kefalet limiti ve imzanın yer aldığını sözleşme metninde rakamla " 220.000,00 TL " ibaresinin davacı tarafından yazılmadığını, kefalet limitinin arttırılmasına dair işlemleri ve anlaşmaları imzalamadığını, kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek, genel kredi sözleşmesindeki kefaleti geçersizliği sebebi ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının kefaletinin geçerli olması için alınması gereken eş muvafakatinin alındığını, davalı kendi eli yazısıyla kefalet tarihi, kefalet limiti ve kefaletin niteliğine ilişkin ibareleri yazdığını ve ilgili banka personeli huzurunda imzaladığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kullanılan krediden sorumluluğuna esas kredi sözleşmesinin eki niteliğindeki 15.04.2014 tarihli eş rıza belgesindeki imzanın davacının eşinin eli ürünü olmadığı, kefalete ilişkin eş rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğu, daha sonra borcun yapılandırılması sebebi ile 05.05.2016 tarihinde alınan ve inkar edilmeyen eş rıza belgesindeki imzanın başlangıçtaki geçersizliği telafi etmesi, geçerli hale getirmesi de mümkün olmadığı, TBK’nın 584/1. maddesine göre eş rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şart olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının genel kredi sözleşmesindeki kefaletten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.