T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/425 Esas KARAR NO : 2025/1658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2019/958 Esas, 2021/766 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/425 Esas KARAR NO : 2025/1658 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2019/958 Esas, 2021/766 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.06.2014 tarihli temizlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirket nezdinde çalışan personellerin ...'ya ödenmesi gereken prim borçları ve işsizlik primlerini ödemediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine ... tarafından soruşturma başlatıldığını ve kurum tarafından müvekkilinden çalışan personellerle ilgili bilgi ve belge talep edildiğini, müvekkilinin mevzuat gereğince davalı ile birlikte sorumlu olduğundan müvekkiline idari para cezası uygulandığını, müvekkilinin tüm borçların ödendiğini, müvekkili tarafından ödenen tutarların tahsili için davalı adına 31.08.2018 tarihli e-fatura düzenlenerek tebliğ edildiğini, davalı tarafından fatura borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı ...'in ... tarafından gerçekleştirilen tahakkuklarda şirketin halefi olması nedeniyle bahse konu icra takibinde ...'in de borçlu olarak gösterildiğini, davalılar tarafından borca itiraz edilmesi nedeniyle davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, çalışanların ... primlerinin yatırılması ve idari başvurular ve bildirimlerin yapılmasını, bordrolama hizmeti aldığı ... Tem. Sosyal Faaliyetler Tic. Ltd Şti ye devrettiğini, bordrolama işlemlerini tahsis ve takibini yapıp primlerini ödemesini gereken dava dışı bu firmanın iş bu kayıt ve prim yatırma işlemlerini yapmayıp müvekkiline yapmış gibi sahte evrak düzenlemesi nedeniyle müvekkillerinin mağdur olduğunu ve amme alacağı ile karşı karşıya kaldıklarını, müvekkilinin dava dışı firmadan aldığı kayıt ve ödeme bilgilerini sözleşme gereğince derhal davacıya incelemeye sunduğunu, sözleşme gereğince ... borcu yoktur vs evrakı kontrol etmekle görevli olan davacının üzerine düşen sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmeyerek müvekkilinin çok yüksek meblağlarda ... prim ve ceza borcu zararına uğramasına sebep olduğunu, davacının her hakediş ödemesiyle müvekkilini ibra etmiş sayıldığını, ... tarafından ...'in halef olarak gösterilmiş ise, bu hususun hatalı olduğunu, hatalı işleme belki de yazım yanlışına dayanarak müvekkili ...'ın borçlu olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın sözleşmede bir taahhüdünün bulunmadığını, garanti sözleşmesi de imzalamadığını, sözleşmede halefiyetinin düzenlenmediğini, davacının 6183 sayılı AATUHK hükmündeki halefiyete dayanarak müvekkili ...'a husumet yöneltemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere ortada bir sorumluluk varsa davacı ile müvekkili arasında eksik teselsül ilişkisi bulunup buna göre hüküm verilmesi gerektiğini, tarafların kanun anlamında müteselsil sorumluluğunun kuruma karşı olduğunu, alt-üst işveren ilişkisi gibi iç ilişkide davacının kurum gibi rücu hakkını kullanamayacağını, icra takibine dayanak faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkillerine yüklenmek istenen meblağda tutarsızlık bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin faturalanan bu aşırı meblağ kadar prim ve/veya ceza sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kanuna aykırı olarak eksik bilgili bir fatura düzenlediğini, faturanın içeriğinde sadece ceza yazmasının faturayı geçersiz kıldığını, KDV açısından düşünüldüğünde prim ve cezaların ayrı ayrı fatura edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı şirket tarafından davalı şirket ve yöneticisi hakkında davalı alt işveren şirketin çalışanlarına ilişkin ödeme ve bildirimlerin yapılmamasından dolayı ...'ya ödenmek zorunda kalınan miktarın taraflar arasındaki sözleşme kapsamında rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı ve davalı şirket arasında alt-üst işveren ilişkisinin bulunduğu bu kapsamda davalı ... ... Yönetimi ve Personel Destek Hizm San. Tic. Ltd. Şti. ile davacı ... Mağazacılık Tekstil San. Tic. A.Ş. arasında 01.06.2014 tarihli Temizlik Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince davalı şirket personeli tarafından ... Mağazacılık şirketinin mağazalarında temizlik hizmeti verilmeye başlandığı, Temizlik Hizmet Sözleşmesinin 4.10. maddesinde; "Yüklenici, bu iş kapsamında çalıştırdığı işçilerin maaş, fazla mesai ücreti, prim, yemek, SSK, vergi, stopaj, kıdem ve tüm özlük haklarını ödeyeceğini ve her türlü iş kazası ihtimaline binaen gerekli her türlü iş güvenliği tedbirlerini alacağını, buna rağmen kendi kusurundan kaynaklı iş kazası- olması halinde tüm sorumluluğun kendine ait olduğunu ve ayrıca maaş. fazla mesai ücreti, prim. yemek, SSK, vergi, stopaj ve tüm özlük hakları ve diğer işçilik hakları da dahil hiçbir şekilde ...'a rücu edemeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir." 6.3. maddesinde; "Görevlendirilen personele her türlü ücret, vergi, kıdem, işsizlik sigortası primleri kesintilerinden yüklenici sorumludur." şeklinde düzenleme yapılmış olup, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan 02/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği, kayıt dışı sigortalı çalıştırılması, sahte işyeri dosyalarından bildirim yapılması nedeniyle ... tarafından düzenlenen idari para cezası ve prim borcunun davacı üst işveren şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığı sabit olup taraflar arasındaki sözleşmenin 4.10 ve 6.3 maddeleri gereğince çalıştırılan işçiler yönünden ...'ya yapılması gereken bildirim ve ödemelerden dolayı doğacak sorumluluğun açıkça davalı şirkete ait olduğunun belirtilmesi nedeniyle davacı tarafça ...'ya yapılan ödemelerin davalı şirkete rücu etmekte haklı olduğu, ancak davacı tarafça takip talebinde iptal edilen teşvik bedeli alacağa konu edilmediğinden ve bu yönde bir açıklama bulunmadığından bu alacak kalemi dava ve takip konusu olmadığından dolayı her ne kadar bilirkişi raporlarında rücu edilebilecek alacak olarak belirtilmiş ise de itirazın iptali davasında takip konusu olmayan alacak hakkında karar verilmesi mümkün olmadığından iptal edilen teşvik bedeli dışında kalan alacaklar yönünden davacı tarafın davalıdan 512.776,68-TL prim, 44.186,85-TL işsizlik, 1.082.157,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 1.639.120,53-TL asıl alacak ve 6.852,44-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.645.972,97-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile bu kısımlar yönünden yapılan itirazın iptaline, takibin ... ... Yönetimi ve Personel Destek Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden belirtilen miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına ve davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, ayrıca alacağın likit ve takibe itirazın haksız olması nedeniyle asıl alacağın (1.639.120,53-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalı ... ... Yönetimi ve Personel Destek Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, davacı tarafça her ne kadar halefiyet gereği davalı ... aleyhine de dava yöneltilmiş ise de taraf şirketler arasındaki sözleşme gereği sorumluluğun davalı şirkete ait olması, davalı şirket yöneticisi ...'in doğrudan sorumluluğu bulunmadığı ve halefiyet söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı ...'e yönelik açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece Mahkemesi tarafından İstanbul 31 icra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra dosyasına konu olan 667.028,06 TL asıl alacak tutarına yönelik yanlış ve eksik hüküm kurduğunu, 667.028,06 TL tutarının, 512.776,68 TL sinin prim ve 152.986,65 TL sinin iptal edilen teşvik bedeli olduğunun açık olduğunu, bu iki kalemin toplanarak hesaplanmasıyla elde edilen 667.028,06 TL tutarı içinde prim ve iptal edilen teşvik borcunun bulunduğunu, bilirkişi incelemesinde de hesaplamanın bu şekilde yapıldığını, ilk derece Mahkemesinde yargılama aşamasında bu konuda muğlaklık yaşandığının belirtilmediği ve müvekkilinden herhangi bir açıklama talep etmediğini, ilk derece Mahkemesi tarafından verilen pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararının 5510 sayılı yasanın 12. Maddesi ve 88. Maddesi gereğince hukuka aykırı olduğunu, ...'ın doğrudan sorumluluğunun bulunduğunu, ilk derece Mahkemesinin davalıların ...'ya birlikte sorumluluklarını yok sayarak verdiği husumetten ret kararının hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu, 6183 sayılı kanun uyarınca davalı ...'in davalı şirketin borçlarından müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, taraflar arasında imzalanan mevcut sözleşme gereğince de davalıların iş bu borçtan birlikte sorumlu olduklarını, ...'ya ödeme yapan müvekkilinin ...'nın haklarına halef olduğunu, ... kimlere başvurabilecekse müvekkilinin de ona rücu etme hakkı bulunduğunu, ilk derece Mahkemesi tarafından verilen bu kararın uygulanmasının müvekkili nezdinde telafisi güç hatta imkansız zararlara yol açacağını, benzer nitelikteki İstanbul 21 ATM 2019/960 E-2021/804 K sayılı dosyasında şirket yetkililerinin ... ödemelerinden sorumlu olduğu, ...'nın haklarına halef olduğu şeklinde hüküm kurulduğunu, bu emsal karardan yola çıkarak ilk derece Mahkemesinin vermiş olduğu kısmen kabul ve pasif husumet yokluğu sebebiyle ret kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, davanın kısmen reddi neticesinde taraflarına yüklenilmiş olan arabuluculuk ücretinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ...'ya yapılan ödemelerin rücusuna ilişkin başlatılan icra takibine yönelik İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Mağazacılık tarafından borçlu davalılar aleyhine 667.028,06-TL prim borcu, 2.788,55-TL işlemiş faiz, 44.296,82-TL işsizlik primi, 185,19-TL işlemiş faiz, 1.142.930,61-TL idari para cezası, 4.778,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.862.007,31-TL rücuen tazminat alacağına ilişkin başlatılan ilamsız icra takibine davalılar tarafından süresinde itiraz edildiği ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğine ilişkin bir evraka rastlanmadığından davanın İİK 67 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, iptal edilen teşvik bedeli dışında kalan alacaklar yönünden davacı tarafın davalıdan 512.776,68-TL prim, 44.186,85-TL işsizlik, 1.082.157,00-TL idari para cezası olmak üzere toplam 1.639.120,53-TL asıl alacak ve 6.852,44-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.645.972,97-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne ve icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, diğer davalı yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık, davacının 152.986,65 TL iptal edilen teşvik bedelinden kaynaklı alacaklı olup olmadığı, bu miktarın icra takibine konu edilip edilmediği, davalı gerçek kişi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddi kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir.Mahkemece alınan 02/09/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; raporun ... yönünden inceleme ve tespitler başlıklı incelemelerinde açıkça izah edildiği üzere; İşlemiş Faiz Yönünden İnceleme prim tutarı 512.776,68-TL, prim işlemiş faiz alacağı 2.143,69-TL, işsizlik tutarı 44.186,85-TL, işsizlik işlemiş faiz alacağı 184,73-TL, İPC tutarı 1.082.157,00-TL, İPC işlemiş faiz alacağı 4.524,02-TL, iptal edilen teşvik tutarı 152.986,65-TL, iptal edilen teşvik işlemiş faiz alacağı 639,57-TL olduğunu, davacı ile Davalı arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olduğu, taraflar arasında yer alan sözleşmede kararlaştırılan bir gecikme faiz oranının görülmediği aynı şekilde Davacı şirket tarafından Davalı şirkete tanzim edilen fatura üzerinde de bir faiz oranı görülmediği, her iki tarafın tacir olması sebebi ile TTK madde 1530 kapsamında Davacının Davalıdan icra takip tarihine kadar 1.792.107,18 TL asıl alacağa 7.492,00 işlemiş faiz talebinde bulunabileceği tespit edilmiştir. 1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemenin, İstanbul 31 icra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra dosyasına konu olan 667.028,06 TL asıl alacak tutarına yönelik yanlış ve eksik hüküm kurduğunu, 667.028,06 TL tutarının içinde 512.776,68 TL sinin prim ve 152.986,65 TL sinin iptal edilen teşvik bedeli olduğunu ileri sürmüştür.İlk derece Mahkemesince davacı tarafça takip talebinde iptal edilen teşvik bedeli alacağa konu edilmediği ve bu yönde bir açıklama bulunmadığı, bu alacak kaleminin dava ve takip konusu olmadığı, itirazın iptali davasında takip konusu olmayan alacak hakkında karar verilmesi mümkün olmadığı gerekçesi ile iptal edilen teşvik bedeli hakkındaki talebin kabul edilmediği belirtilmiştir.İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. Davacı icra takibinde 667.028,06-TL prim borcu, 2.788,55-TL işlemiş faiz, 44.296,82-TL işsizlik primi, 185,19-TL işlemiş faiz, 1.142.930,61-TL idari para cezası, 4.778,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.862.007,31-TL nin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatmış borcun sebebini "01.06.2014 tarihli Temizlik Hizmetleri Sözleşmesi gereğince ödenmesi durumunda olan, 667.028,06-TL prim borcu, 2.788,55-TL işlemiş faiz, 44.296,82-TL işsizlik primi, 185,19-TL işlemiş faiz, 1.142.930,61-TL idari para cezası, 4.778,08-TL işlemiş faiz "olarak açıklamıştır. Davacı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde talep ettikleri 152.986,65 TL iptal edilen teşvik borcunun 667.028.06 TL prim borcu kalemi içinde yer aldığını ileri sürmüş ise de, takip talebinden de görüleceği üzere davacı 667.028,06 TL alacak kalemini prim borcu olarak açıklamış, bu alacak kaleminin içinde iptal edilen teşvik priminin de bulunduğuna dair bir ibareye yer verilmemiştir. Eldeki davanın itirazın iptali davası olması ve icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle ilk derece Mahkemesince itirazın iptali davasındaki takip talepnamesi ile bağlılık ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. 2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ilgili yasa hükümleri ve sözleşme kapsamında davalı şirket yetkilisi ...'ın sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle bu davalı yönünden verilen pasif husumet yokluğu sebebiyle ret kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafça halefiyet gereği davalı ... aleyhine açılan davada, taraf şirketler arasındaki sözleşme gereği sorumluluğun davalı şirkete ait olması, davalı şirket yöneticisi ...'in doğrudan sorumluluğu bulunmadığı ve halefiyet söz konusu olmadığı gerekçesi ile davalı ...'e yönelik açılan davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Somut olayda Temizlik Hizmet Sözleşmesi davacı ile davalı şirket arasında imzalanmıştır. Davalı şirket ortağının sözleşmede şahsi bir imzası bulunmamaktadır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince davalı şirket yetkilisinin icra takibine konu borçtan davacıya karşı şahsen bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının, davalı ...'dan sözleşme kapsamında talepte bulunduğu ve bu davalının da sözleşmede şahsi sorumluluğu bulunmadığı gibi dava konu miktarların ödenmesinde davalı ...'ın kusurlu bir hareketinden kaynaklandığı da ispat edilemediğinden, davalı ... yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın kısmen reddi neticesinde taraflarına yüklenilmiş olan arabuluculuk ücretinin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürmüştür.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/14 hükmü uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama gideridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesine göre yargılamanın sonunda, arabuluculuk ücretinin de tarafların haklılık durumununa göre paylaştırılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi sonucunda arabuluculuk ücretinin tarafların haklılık durumuna göre davacı ve davalı şirkete yükletilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/958 Esas, 2021/766 Karar sayılı ve 21/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/12/2025