başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu banka hesabından ey isimli şahsın hesabına tarihleri arasında farklı zamanlarda toplam tl havale etmiştir başvurucu parayı borç olarak gönderdiğini ve kendisine geri ödenmediğini belirterek karşı antalya müdürlüğünün sayılı dosyasında ilamsız takip başlatmıştır üzerine takip durmuş başvurucu itirazın iptali için antalya asliye hukuk mahkemesinde mahkeme dava açmıştır başvuru numarası karar tarihi mahkeme
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu banka hesabından ey isimli şahsın hesabına tarihleri arasında farklı zamanlarda toplam tl havale etmiştir başvurucu parayı borç olarak gönderdiğini ve kendisine geri ödenmediğini belirterek karşı antalya müdürlüğünün sayılı dosyasında ilamsız takip başlatmıştır üzerine takip durmuş başvurucu itirazın iptali için antalya asliye hukuk mahkemesinde mahkeme dava açmıştır başvuru numarası karar tarihi mahkeme tarihli kararla banka dekontlarına dayalı olarak başlatılan icra takibinde davalı tarafça havaleye konu olan paranın alacağa mahsuben gönderildiği hususunda herhangi bir delil sunulmadığını belirterek davayı kabul etmiştir temyiz üzerine yargıtay hukuk dairesi tarihli kararında davacının parayı ödünç olarak gönderdiğini ileri sürdüğünü davalının ise paranın alacağına karşılık gönderildiğini savunarak gerekçeli ikrarda bulunduğunu davada ispat külfetinin davacıda olması gerektiğini iddianın yasal delillerle kanıtlanamadığını davacının davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur bozma ilamına uyan mahkeme başvurucuya yemin teklif etme hakkını hatırlatmış başvurucunun davalıya yemin teklifinde bulunmayacağını belirtmesi üzerine tarihli kararla davayı reddetmiştir başvurucu bozma ve mahkemenin ret kararının yargıtay ve yargıtay hukuk genel kurulunun yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek karan temyiz etmiş yargıtay hukuk dairesi tarihli karan ile usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek hükmü onamıştır karar düzeltme talebi aynı dairenin tarihli ilamı ile reddedilmiştir ret kararı tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur iv a ulusal hukuk kanun tarihli ve sayılı türk borçlar kanununun maddesi şöyledir tüketim ödüncü sözleşmesi ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir tarihli ve sayılı mülga borçlar kanununun maddesi şöyledir karz bir akittir ki onunla ödünç veren bir miktar paranın yahut diğer bir misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse dahi buna karşı miktar ve müsavi aynı neviden şeyleri geri vermekle mükellef olur tarihli ve sayılı hukuk muhakemeleri kanununun maddesinin numaralı fıkrası şöyledir bir hakkın doğumu düşürülmesi devri değiştirilmesi yenilenmesi ertelenmesi ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz tarihli ve sayılı mülga hukuk usulü muhakemeleri kanununun maddesinin birinci fıkrası şöyledir bir hakkın doğumu düşürülmesi devri değiştirilmesi yenilenmesi ertelenmesi ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir sayılı mülga kanunun ek maddesi şöyledir görev kesin hüküm yargıtayda duruşma karar düzeltme senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar tarihinden itibaren iki tarihinden itibaren dört katı olarak uygulanır bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez başvuru numarası karar tarihi sayılı mülga kanunun ek maddesi şöyledir görev kesin hüküm istinaf temyiz yargıtayda duruşma senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların o yıl için sayılı vergi usul kanununun mükerrer inci maddesi hükümleri uyarınca maliye bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır bu şekilde belirlenen sınırların lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere uygulanan parasal sınırların artışı artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derece mahkemelerince nihai olarak karara bağlanmış davalar ile bölge adliye mahkemesi kararı üzerine yeniden bakılan davalarda ve yargıtayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece yeniden bakılan davalarda uygulanmaz tarihli ve sayılı ve kanununun maddesinin ilgili kısmı şöyledir takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir tarihli ve sayılı yargıtay kanununun maddesinin ilgili kısmı şöyledir hukuk ve ceza genel kurullarının görevleri şunlardır c yargıtay dairelerinden biri yerleşmiş içtihadından dönmek isterse benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa bunları içtihatların birleştirilmesi yoluyla kesin olarak karara bağlamak sayılı kanunun maddesinin ilgili kısmı şöyledir birleştirilmesini birinci başkan doğrudan doğruya veya yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar sonucunda veya yargıtay cumhuriyet başsavcısının bizzat yazı ile başvurması halinde ilgili kuruldan ister bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur diğer merci veya kişilerin gerekçe göstererek yazılı başvurmaları halinde içtihadı birleştirme yoluna gitmenin gerekip gerekmediğine birinci başkanlık kurulu karar verir bu karar kesindir birleştirme kararları benzer hukuki konularda yargıtay genel kurullarını dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar b numarası karar tarihi yargı kararları yargıtay hukuk dairesinin daire tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir havale esas itibariyle bir ödeme vasıtası olup havale olsa dahi havale makbuzlarında paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gerekir havale makbuzlarında paranın borç olarak gönderildiği yazılı değilse bu havale makbuzu karz ilişkisine dayanan davacının iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir davacılar davalılara borç verdiklerini yazılı delillerle ispat edemedikleri gibi davalılara yemin teklif etme hakkını da kullanmadıklarına göre iddialarını ispat edememişlerdir öyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir davacı bu davasında davalıya banka havalesi ile dolar ve ytl borç olarak gönderdiğini ileri sürerek talepte bulunmuş davalı ise gönderilen paranın önceden verilen ödünç paranın ödenmesine olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir davalının bu savunması gerekçeli inkar niteliğindedir bu durumda ispat yükü davalıya değil davacıya düşer ne davacının dayandığı banka dekontunda erkine verilen borç ve tarihli banka dekontunda erkin kaya borç yazılıdır bu yazılar davacının karz iddiasını doğrulamaktadır hal böyle olunca mahkemece bu havaleler için davanın kabulüne karar aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir dairemizin tarih k sayılı ilamının kaldırılarak davacının karar düzeltme isteminin incelenmesine geçildi havale ile davalıya borç para verdiğini ileri sürmüş davalı ise davacının borcunu ödediğini savunmuştur davacının bankaya tarihinde verdiği havale talimatında bu paranın davalı hesabına ödünç olarak gönderilmesini istediği ancak bankanın dekonta bu şerhi yazmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır bu durumda ispat yükü davalıda olup davalı yemin deliline dayanmadığına göre mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından mahkeme kararının onanması gerekmiştir dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir karz akdine dayalı alacak isteminden ibarettir davacı muhtelif tarihlerde altı adet banka havalesi ile davalıya borç para verdiğini ileri sürmüş davalı ve tarihli toplam ytl bedelli havaleler ile davacının borcunu ödediğini savunmuştur b numarası karar tarihi olarak şayet havale makbuzu üzerinde bir açıklama bulunmadığı takdirde havalenin mevcut bir borca karşılık yapıldığı kabul edilir davacının dayandığı havale makbuzunda borç olarak gönderildiği hususunda bir açıklama yoktur davacı iddiasını yasal delillerle kanıtlamalıdır il dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir il davacının banka havalesi ile davalıya muhtelif tarihlerde alman markı para gönderdiği ve davalının da bu parayı aldığı ihtilafsızdır davacının bu parayı borç olarak gönderdiğini ileri sürmesine rağmen davalıda paranın yardım gönderildiğini ve davacının eşi olan kızının aldığı ev için harcadığını paranın borç olarak gönderilmediğini savunmuştur hemen belirtmek gerekir ki havale bir ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterir bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi bu parayı aldığını ancak paranın yardım olarak gönderildiğini savunmak suretiyle gerekçeli inkarda bulunmuştur öte yandan davacı tarafından banka dekontları mahkemeye ibraz nedenle paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamanın bulunup bulunmadığı olayda davalı karz ilişkisini inkar ettiğine göre karz ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekir il dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir il davacı davalıya banka havalesi yoluyla ödünç para verdiğini ileri sürerek alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır davalı ise borç verme iddiasının gerçek dışı olduğunu havale dekontunun borç verildiğini ispata yeterli olmadığını ve davacıya borcunun olmadığını savunarak akdi ilişkiyi inkar etmiştir hemen belirtmek gerekir ki havale ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterir bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir bu durumda ödünç ilişkisini ispat etme yükümlülüğü bu iddiayı dile getiren davacıya aittir davacının delil olarak dayandığı havale dekontunda gönderilen paranın ne için gönderildiğine dair açıklama olmadığından söz konusu dekont ödünç ilişkisini kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemez maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık dinlenmesi de mümkün değildir o halde davacı iddiasını yasal delillerle ispat edememiştir ne var ki davacı dava dilekçesinde sair tüm deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan bu konuda davacıya karşı tarafa yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir il dairenin tarihli ve sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir il davacının vermiş olduğu talimata istinaden bizzat davalı tarafından para çekilmesi işlemi havale niteliği taşımaktadır kural olarak havale ödeme aracı olup tarihli dekont üzerinde borç olarak verildiğine ilişkin herhangi kayıt da bulunmaması karşısında ispat yükü davacıdadır mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davacıdan tüm delilleri sorulup alınmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir il başvuru numarası karar tarihi b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesinin sözleşme maddesinin numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir avrupa hakları mahkemesi birçok kararında yargısal içtihatlardaki tutarsızlık sorununu hukuki kesinlik ve güvenlik kavramı ile bağlantılı olarak incelemiş bu ilkenin sözleşme maddelerinin tamamında zımni olarak yer aldığını ve hukuk devletinin temel unsurlarından birini oluşturduğunu belirtmiştir santos b no lordan ve b no bu kapsamda bazı başvuruları adil yargılanma hakkının usule ilişkin güvenceleri ile birlikte b no bazı başvuruları sözleşmenin diğer maddeleri ile ilintili olarak bkz b no incelemiş bazı başvuruları ise yargılamanın hakkaniyeti ile ilgili görerek doğrudan adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmiştir s c a b no hukuki güvenlik ilkesinin hukuki durumlarda belli bir istikrarın sağlanmasını ve toplumun adalete olan güvenini desteklemeyi amaçladığını aynı olaya ilişkin farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesinin toplumun yargısal sisteme olan güvenini azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizliğe yol açabileceğini belirtmiştir çelebi ve diğerleri türkiye b no çelişkili yargı kararları nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin ihlal iddiasıyla yapılan başvurularda öncelikle ulusal mahkemelerin yerini almak gibi bir görevi olmadığını ulusal mevzuatın yorumlanmasından doğan sorunların öncelikle mahkemelerin görevi olduğunu ve rolünün bu tür yorumlama sonuçlarının sözleşme ile uyumlu olup olmadığını denetlemekten ibaret olduğunu belirterek içtihat farklılığından kaynaklanan tutarsızlığın giderilmesi için iç hukukta bir mekanizmanın bulunup bulunmadığı ve bu mekanizmanın uygulanıp uygulanmadığının önemli olduğunu vurgulamıştır şahin ve perihan b no benzer bir davada başka mahkemece daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle yapılan bir başvuruyu öncelikle iç hukuku yorumlamak sorumluluğunun ulusal makamlara ait olduğunu yineleyerek ihlal iddiasının yalnızca tazminat miktarına yönelik olduğunu başvurucunun emsal gösterdiği dava ile başvuru konusu davadaki olayların farklı koşullar içerdiğini bu nedenle çelişkili karardan bahsedilemeyeceğini belirtmiş ve başvuruyu kabul edilemez bulmuştur erol kk b no türkiyedeki bazı tarım kooperatiflerinin süt teşvik primleri ile ilgili olarak idare mahkemelerinde açtıkları tam yargı davalarının süre yönünden reddedilmesi nedeniyle yapılan başvurularda mahkemelerin daha önce açılan aynı nitelikteki davalarda yılı sonuna kadar benzer şekilde değerlendirmeler yaparak karar verdiklerini yılından itibaren yerleşik içtihatta değişikliğe gitmek suretiyle tazminat talebinde bulunan diğer kooperatiflerin taleplerinin kabulü yönünde karar verdiklerini yerleşik içtihadın değişmeyen bir olgu olarak algılanmaması gerektiğini yargısal içtihadın gelişmeye ve yeniden gözden geçirilmeye müsait olması gerektiğini buradaki amacın özü itibarıyla önceki durumun tatminkar bir çözüm sunmamasından kaynaklandığını belirterek içtihat başvuru numarası karar tarihi değişikliğinin çelişkili karar kapsamında değerlendirilmeyeceğini belirtmiştir ss beldesi tarım kalkınma kooperatifi ve b no bu bağlamda hukuki kesinlik ve halkın güveninin korunması gereklerinin içtihadın değişmezliği gibi bir hak tanımayacağını b no ulusal mahkemelerin aynı konuda daha önce verilen kararlardan farklı bir hüküm kurması halinde buna yönelik makul bir açıklama getirmesi gerektiğini belirtmiştir b no somut olaya benzer nitelikteki makedonya eski yugoslav cumhuriyeti davasında b no yeniden yapılandırılan bir kamu şirketi çalışanı olan başvurucunun işveren tarafından farklı bir pozisyonda çalıştırılmak istenmesi üzerine başvurucu eski görevine dönmek amacıyla işlemin iptali için dava açmış yerel mahkemece davanın kabulü yönünde karar verilmesine rağmen temyiz mahkemesi önceki içtihatlarına aykırı değerlendirme yaparak karan bozmuş ve neticede davanın reddine karar verilmiştir başvuruyu çelişkili içtihat ve hukuki kesinlik kavramları üzerinden değerlendirmiş ve mahkemelerin kararlarında dayandıkları sebepleri belirtmeleri gerektiğini dinamik bir yaklaşımın sağlanmamasının yargısal reform ya da iyileştirmeyi tehlikeye atacağını içtihat oluşturmanın kendi içinde adaletin oluşumuna engel olmadığını ancak mahkemelerin somut olayı değerlendirirken yerleşik içtihatların da gözönüne alınması gerektiğini somut olayda ilk derece ve istinaf mahkemesinin atama işleminin kanuna aykırılığını tespit ettiğini ancak başvurucunun davasında ilk kez temyiz mahkemesince dava konusu işlem için somut gerekçe belirtilmesinin gerekli olmadığı yönünde karar verildiğini yerleşik içtihatlardan sapma niteliğinde olan bu kararda ilave açıklama yapılması gerekli olduğu halde yeterli gerekçe sunulmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir yine başvuru konusu olaya benzer nitelikteki sc davasında b no romanyada ticari bir şirket olarak faaliyet yürüten başvurucu devlete karşı aynı hukuki nedenden doğan iki ayrı alacak davası açmıştır mahkeme tarafından hükmedilen alacakların geç ödenmesi nedeniyle başvurucu her iki dosya için yeniden tazminat davaları açmış yüksek mahkemenin zamanaşımı ile ilgili mevzuatı her iki dosyada farklı yorumlaması nedeniyle neticede davanın biri kabul edilirken diğeri reddedilmiştir bu başvuruyu çelişkili yargısal içtihat nedeniyle hukuki güvenlik ilkesi bağlamında değerlendirmiş ve hukukun üstünlüğünün temel kavramlarından birinin hukuki güvenlik ilkesi olduğunu sözleşmeye taraf devletlerin adli sistemlerini organize ederek farklı kararların alınmasının önüne geçmek zorunda olduğunu başvuru konusu olayda yüksek mahkemenin kararının kendi içtihatları ve ilk derece mahkemelerinin yerleşik içtihatları ile çeliştiğini içtihatlarda farklılıklar olmasının yargı sisteminin doğal bir sonucu olduğunu ancak yüksek mahkemelerin rolünün bu çatışmaları çözüme kavuşturmak olduğunu yüksek mahkemenin iyi bir neden olmaksızın çelişkili karar alması nedeniyle bizatihi kendisinin yasal belirsizliğe yol açtığını çelişkili kararın yeni bir içtihat oluşumu için verildiği veya alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı gerekçelere dayandığının tespit edilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır v