T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1444 KARAR NO : 2026/389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/169 Esas - 2023/371 Karar DAVANIN KONUSU : Limited Şirkete Kayyım Atanması ve Şirketin Feshi ( 6102 sayılı TTK'nın 636/3 md.gereğince açılan haklı nedene dayanan) KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TA…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1444 KARAR NO : 2026/389 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/169 Esas - 2023/371 Karar DAVANIN KONUSU : Limited Şirkete Kayyım Atanması ve Şirketin Feshi ( 6102 sayılı TTK'nın 636/3 md.gereğince açılan haklı nedene dayanan) KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/05/2023 gün ve 2022/169 Esas - 2023/371 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı.... Şti kayyımı ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı şirketin 2007 yılında davacı müvekkili ile müteveffa eşi tarafından ... mahallesinde bulunan taşınmazın yabancılara satışı mümkün olmadığından taşınmazın tapuda kendi hakimiyetlerinde bir tüzel kişilik kurularak .... ili... ilçesi .... Köyü ... mevki ...parselde kayıtlı ana taşınmaz üzerinde .../... arsa paylı ...Blok... kat ... bağımsız bölüm numaralı bölümün davalı şirket adına tescil edildiğini, bu taşınmazda halen davacının yaşadığını, aynı şekilde .... Mahallesinde bulunan taşınmazın da şirket adına tescil edildiğini, bu taşınmazın ise o dönemde şirketin ortağı olmayan kızları davalı ....'nin kullanımına bırakıldığını, müvekkilinin şirket hisselerinin çoğunluğuna sahip olduğunu, şirketin ticari bir faaliyetinin bulunmadığını, kuruluşundan beri aile şirketi olduğunu, yasal olarak kendi adlarına kayıt ettiremedikleri taşınmazların üzerinde hakimiyet kurmak amacı ile şirketin kurulduğunu, kurulduğundan beri çalışan istihdam etmediğini, müvekkilinin yaşadığı ... Mahallesindeki taşınmazın artık Türk vatandaşı olmayan kişiler adına tescil edilebildiğini, bu yasal değişikliğin yapıldığı dönemde hastalanan eşi ile ilgilenen davacının uzun bir hastalık dönemini takiben eşini kaybettiğini, eşinin vefat etmesinden sonra veraset ilamı aldığını ve şirket ortaklığına davalının katıldığını, müvekkilinin, davalının şirket müdürü olduktan sonra ertesi günü şirket hesabından davalının 40.000-TL çektiğini farkettiğini, davalının bu para ile ilgili davacı müvekkili olan annesine açıklama da yapmadığını, harcama belgelerini göstermediğini, davacı müvekkilini oyaladığını, davacı müvekkilinin davalıdan .... Mahallesindeki taşınmazdaki hisselerinden mahsup edilmek üzere taşınmazın şirket malvarlığından çıkarılarak kendi adına tescil edilmesini ve şirketin feshedilmesini istediğini, davalının bunu kabul etmediğini, davacı ile davalı arasında iletişim kurulamadığını, tüm bu nedenlerle .... mahallesindeki taşınmazın artık davacı adına hukuken tescilinin mümkün olması nedeniyle davalı şirkete kayyım atanarak haklı sebep ile feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Şirket temsil kayyımı ....'in sunduğu cevap dilekçesi; şirketin 2007 yılında davacı ile davacının eşi tarafından kurulduğunu, dava dışı şirket ortağı ....'in vefat etmesi nedeniyle davalı ....'nin şirket ortağı konumuna geldiğini, değişen ortaklık sonucunda davacının 63 payının davalının ise 37 payının bulunduğunu, davacı tarafın davalı kızı ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ortaklık ilişkisinin devamının imkansız hale getirdiğinden dava dilekçesi ile şirketin feshini talep ettiğini, ancak öncelikli amacın burada şirketin varlığının devam etmesi olduğunu, ayakta tutulması gerektiğini, feshin son çare olmasının Yargıtay içtihatlarınca da benimsendiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekilinin cevap dilekçesi; şirketin fesih şartlarının gerçekleşmediğini, TTK 636/2 maddesine göre şirketin haklı nedenle feshi için dava açılmasının şartlarının belirtildiğini, bu şartlara göre şirketin feshinin mahkemeden talep edilemeyeceğini, şirketin bir aile şirketi olduğunu, ticari faaliyetinin bulunmadığını, çalışan istihdam etmediğini, şirketin taşınmazların tarafların mülkiyet haklarını korumak üzere kurulduğunu, müvekkilinin oturduğu ev olan.... Mahallesindeki ev için hukuken tescilin halen yasak olduğunu, şirketin amacının taşınmazlardaki mülkiyetin üzerinde hak kurmak olduğunu ve amacının tam olarak gerçekleşmemiş olup halen şirkete ihtiyacın olduğunu, müvekkili ile ilgili olarak davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, iletişim kurulamaması gibi bir durum olmadığını, şirket hesabından çektiği paraların olması halinde ise bunun vefat eden babasından kalan miras hakkı parası olduğunu, bunun dışında çekilen paraların ise şirket giderleri için ya da davacı annesinin ev telefonu ödemesine, annesinin sigorta prim ödemesine ya da babasının hastane masraflarına ve vefatından sonra da cenaze masraflarına, veraset masraflarına gittiğini, müvekkilinin annesinden miras işlemleri için yardım istediğinde olumlu bir cevap alamadığını, ödemeleri müvekkilinin yapmak zorunda kaldığını, hesaptaki paranın tamamının davacıya ait olmadığını, davacının hesaptan 66.000-TL çektiğini, bu para ile ilgili müvekkiline bilgi vermediğini, tüm bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı .... - ....'in, müşterek temsil ve ilzama yetkili müdür ve müdürler kurulu başkanı olduğu, davalı ....'nin müşterek temsil ve ilzama yetkili müdür olduğu, şirketin gayri faal durumda olduğu, çalışanının bulunmadığı, piyasadan alacağı veya piyasaya borcunun bulunmadığı, şirket aktifine kayıtlı 2 adet taşınmaz bulunduğu ve bunların da davacı ve davalı .... tarafından konut olarak kullanıldığı, şirketin zaten baştan beri ticari bir faaliyet için değil, gelir getirici faaliyetinin olmadığı ve şirketin açık olmasından kaynaklı yapılması gereken zorunlu giderlerden dolayı sürekli zarar durumunda bulunduğu, şirketin gelir getirici bir faaliyet içerisinde bulunduğuna ve ileriye yönelik bulunacağına dair herhangi bir somut emareye rastlanılmadığı, şirketin kuruluş amacının taşınmazların ailenin hakimiyetinde olan bir şirkette tescil edilerek, o dönemdeki mevzuat gereğince kendi nam ve adlarına tescilin mümkün olmaması sebebiyle, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet haklarının bu şirket vasıtasıyla kullanmak olduğu, ayrıca davalı şirket ortakları ve müdürleri olan davacı ve davalı.....arasında şirket hesabından izinsiz para çekilmesi nedeniyle husumet bulunduğu, bir araya gelmedikleri, mevcut durum itibariyle şirket adına karar alınması ve işlem yapılmasının mümkün olmadığı, sadece kayden var olan şirketin tüzelkişiliğinin devamında da hukuki yarar bulunmadığı dolayısıyla 6102 Sayılı TTK'nın 636/3 maddesine göre haklı sebeplerin varlığı nedeniyle şirketin fesih koşullarının oluştuğu, somut olay açısından fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilerek tüzel kişiliğin devamında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından davalı şirkete resen seçilen tasfiye memuru atamak suretiyle feshine karar verilmiştir. Karara karşı davalı..... Şti kayyımı ve davalı .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : .... Şti kayyımı, fesih sebebinin somut olarak ortaya konulması gerektiği ancak inceleme konusu dosyada bu olgunun somut olmadığı, fesih için davacının kusursuz yahut daha az kusurlu olması gerekmesine karşılık halihazırda davacının şirket masraflarını ödeyemediği dolayısıyla davacının kusurlu olduğu, şirketin feshinin devamındaki menfaati aşacak mahiyetti olmasının gerektiği, feshin son çare olarak kabul edilmesi gerekmesine karşılık alternatif çözüm yolları gözardı edilerek verilen fesih kararının yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. .... vekili, TTK nin 636/2 maddesine göre şirketin feshine yönelik davanın açılmasına dair şartların belirtildiği hiçbir gerçekleşmeden işbu davanın açılmasının mümkün olmamasına karşılık mahkemece verilen kabul kararının doğru ve yerinde olmadığı, bahse konu yasa maddesine aykırı fesih talebinin olduğu, davacının yararlanmasında olan ... mahallesindeki taşınmazın yabancı davacıya tescil edilme imkanı mevcut olabilir ise de kendisinin kullanımında olan .... mahallesinde olan taşınmazın kendisine devrinin mümkün olmadığı, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere konut edinme amaçlı olarak kurulan davalı şirketin bu kapsamda amacının gerçekleşmediği somut olayda yasanın 636/3. Maddesinin değerlendirmesinin yapılmadığı gibi vergi borçlarının ödenmesine dair eksik incelemenin tamamlanmadığı bunun yanında davacı aleyhine talep konusu edilen Ortaca SHM'nin 2022/738 E sayılı dosyası üzerinden açılan vesayet davasının mevcut dosya açısında bekletici mesele yapılması gerektiği mahkemenin gerekçesinde iddiaların davalı yanın dediği gibi doğrulanmış iken şirketin kuruluş amacının taraflar arasında ihtilafsız ve fiili uygulananın aksine kabul edilerek devam etmesine de yarar olmadığından feshine karar verilmesinin haklı, yasal hiçbir nedeninin olmadığı gibi diğer seçenekler düşünülmeden ve değerlendirilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, limited şirketin feshi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 2007 yılında kurulan davacı şirketin önceki üyeliği farklı ise de davacı eşi, davalı asilin babası ....'nin vefat etmesinden sonra şirketin % 63 hissesi davacıya, % 37 hissesi de davalıya ait olacak şekilde varlığını sürdürdüğü, davacı ile davalı asilin müdürlük yetkisine sahip olduğu, davalı şirket adına iki taşınmaz bulunduğu, davacı yanca kuruluş amacının yabancılara mülk satışının olmaması sebebiyle şirket üzerinden mülk edinme amacı olduğu, bu amaçla .... Köyündeki taşınmazın davacı yanca, ...mahallesindeki taşınmazın ile davalı yanca kullanıldığı, bugüne kadar herhangi bir faaliyetinin olmadığı, gelinen süreçte davalı ile irtibatının olmadığı gibi şirket hesabından davalı yanca çekilen paradan davacının haberinin olmadığı iddiasıyla şirketin feshi istemli açılan iş bu davada davalı şirket kayyumu tarafından öncelikli olarak şirketin devamı yönünde olguların değerlendirilmesi ve bu nedenle feshin son çare olduğu yönünde savunmada bulunulduğu, davalı asil tarafından ise şirketin kuruluş amacına yönelik davacı beyanının desteklendiği, davacı iddiasının aksine davalının kullanımındaki taşınmazın yabancıya satışının halen mümkün olmadığı dolayısıyla amacın gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği, fesih koşullarının oluşmadığı yönden savunmada bulunulması üzerine mahkemece inşaat ve gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla taşınmaz değerinin tespiti üzerine bankacı, mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetine dosyanın tevdisi neticesi alınan 09/03/2023 tarihli rapor benimsenmekle yukarıdaki gerekçeler ile davalı şirketin feshine karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı yan aleyhine kısıtlanma talebi ile Ortaca SHM'nin 2022/738 esas sayılı dosya üzerinden açılan davanın bekletici mesele yapılması istinaf istemi olarak ileri sürülmüş ise de mahkemece 2023/17 karar sayılı ilam ile verilen ret kararının İzmir BAM 6 HD'nin kesin nitelikteki 2023/1985 esas ve 2023/1878 karar sayılı ilamı ile esastan ret kararı neticesi kesinleştiğinden bu yönden bir istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığı kabul edilmiştir. Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur. Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez. Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir. Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur. Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır. TTK’nın 636/3. maddesiyle hakime tanınan takdir hakkının kullanılması bakımından şirket ortağının ortaklıktan ayrılma yönünde bir irade ortaya koyup koymamasının önemi bulunmamaktadır. Somut olayın özelliklerine göre, bu yönde bir irade bulunmasa da şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilir. Limited şirketler için yasada haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesi olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 11. HD 2019/462 E. 2019/7665 K; 2014/6309 E. 2014/11166 K. sayılı kararları) Davalı şirketin kuruluşuna dair yapılan tescil ve ilana ilişkin sicil gazetesine göre şirketin kuruluş amacı farklı ise de gerek mahkemece taşınmazlar başında yapılan keşif neticesi kullanım şekli gerek şirketin mali anlamda kuruluştan bu yana faaliyetinin olmadığı gibi çalışanının da bulunmadığı tespitlerinin davacı ve davalı asilin "davalı şirketin yabancılara mülk satışının yasak olduğu mahalde davalı şirket üzerinden mülk edinip kullanmak olgusunun amaç olduğu" yönündeki açık beyanları ile örtüşmesi neticesi şirketin amacının taraf beyanlarında belirtilen gibi değerlendirilerek somut uyuşmazlık yönünden bu amaç göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda açıklanan sebepler, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, her ne kadar davacı yanca fesih ve tasfiye istemli açılan iş bu davada yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılmakla tüzel kişiliğinin devamında hukuki yarar olmadığından fesih isteminin haklı olduğu kapsamında bir karar karar verilmiş ise de dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre davalı şirketin amacının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi amacın gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği yönünde de benzer bir değerlendirme yapılmadığı, davacı ve davalı asil kullanımda olan taşınmazların yabancılara devrini engeller mahiyette yahut devrine imkan sağlar mahiyette halen geçerliliğini koruyan yasal mevzuatın varlığı ya da yokluğuna dair inceleme ve araştırma olmadığı görülmekle birlikte feshin son çare olduğu da nazara alındığında feshin şartlarının şüpheden uzak bir biçimde mevcut olduğu söylenemeyeceğinden bu hususta inceleme ve araştırma eksiktir. Bu nedenle davalılarca bu hususa yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu kabul edilmiştir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağından mahkemece davalı şirketin amacının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı adına kayıtlı taşınmazların davacı ve davalı asil adına devrinin yasal olarak mümkün olup olmadığı (gerektiğinde tapu sicil müdürlüğünden kazandırılacak müzekkere cevabı göz önüne alınarak), amacın gerçekleşmesinin imkansız hale gelip gelmediği, şirketin feshinin devamındaki menfaati aşacak mahiyette olup olmadığı hususlarını da kapsar mahiyette değerlendirmeyi içerecek şekilde ve davalılar itirazların da karşılayacak mahiyette davacı yan fesih talebi hakkında şüpheden uzak bir biçimde bir değerlendirme yapılması gerekirken aksi yönde yapılan inceleme ve değerlendirme yerinde görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalılar yönünden istinaf itirazlarının belirtilen yönlerden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalılar istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN ayrı ayrı KABULÜNE, 2- Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2023 tarih, 2022/169 esas ve 2023/371 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/03/2026