Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2773 E. , 2024/3125 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/2773 Karar No : 2024/3125 DAVACI : ... Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLLERİ : Huk. Müş. ... DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığının ... tarih ve E.... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan ve Sağlık Bakanlığının... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2773 E. , 2024/3125 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/2773 Karar No : 2024/3125 DAVACI : ... Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLLERİ : Huk. Müş. ... DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığının ... tarih ve E.... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan ve Sağlık Bakanlığının... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin 1. fıkrası ile... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile değişik 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 1219 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca mesleğini icraya yetkili olanı tabiplerin, kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının tespiti için doğru algılama, kavrama ve buna göre hareket etme konusundaki ruhsal yeteneklerini, zihinsel işlevlerini, fiziksel vaziyetini, zaman ve mekan oryantasyonları gibi bir dizi davranış özelliklerini saptayarak kişi hakkında sağlık raporu düzenlemeye yetkili oldukları, bu itibarla, yasal mevzuatta kurul, kurum veya uzman hekimlerin yetkili kılındığı durumlar haricinde, Türkiye'de mesleğini icraya yetkili olan bütün hekimlerin, akli meleke (hukuki işlem yapma ehliyeti) raporlarını düzenlemeye yetkili oldukları, dava konusu işlemlerin anılan Kanun hükmünü ihlal etmekte olduğu, Kanunla verilen bir yetkinin alt düzenleyici işlemlerle kısıtlanmasına olanak bulunmadığı, dava konusu işlemlerin, Hasta Hakları Yönetmeliği'ne de aykırı olduğu, hastaneden teşhis ve tedavi hizmeti alan hastaların, ruhsal durumlarının değerlendirilerek, hukuki işlem yapma konusunda herhangi bir engel bulunup bulunmadığının tespiti konusunda rapor isteme haklarının engellendiği ve mağduriyetlere sebebiyet verildiği, hastanede yatarak tedavi görmekte iken, akli meleke raporu ihtiyacı olan hastaların, hastanede, 1219 sayılı Kanun ile tanınan yetki çerçevesinde rapor verebilecek pek çok hekim çalışıyorken, bu rapor için başka sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesinin her anlamda riskli olduğu, dolayısıyla kamu yararı gözetmeyen dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul bakımından, davacının dava açmaktaki hukuki menfaatinin ve işlem ile olan alakasının, davanın açıldığı tarihte mevcut olmasının kâfi olmadığı, dava sonuna kadar devam etmesi gerektiği, 09/09/2021 tarih ve 1662 sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergede Değişiklik Yapılmasına Dair Yönerge'nin 2. maddesi ile, dava konusu Yönerge'nin 34. maddesi, 35. madde olarak değiştirildiğinden davacının Yönerge'nin halihazırda yürürlükte olan 34. maddesinin iptalinde menfaati bulunmadığı, Yönerge hükmü bakımından menfaat yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; esas bakımından ise, 1219 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tabiplerin, akli meleke raporu düzenlemeye yetkili oldukları, bununla birlikte bu yetkinin “hangi sağlık kuruluşlarında kullanılacağı”nın belirlenmesinde Bakanlığın yetkili olduğu, bu itibarla, 1219 sayılı Kanun'un 13. maddesinin her hekimin her türlü raporu ya da yetki alanı dışında olan bölge, sağlık kuruluşu veya kişiler için rapor düzenleyebileceği anlamına gelmediği, ilgili mevzuat hükümleri ve uygulamada karşılaşılan sorunların dikkate alınarak konu hakkında düzenleme yapıldığı, düzenlenen hususun hekimlerin yetkisine ilişkin olmadığı, yetkinin kanunla net olarak belirlendiği, dava konusu hükümle kamu ve özel sektöre ait sağlık tesisleri bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle yerleşim yerlerinin, sağlık hizmet bölgesi yapılanması içerisindeki konumları, hizmet verilen nüfusun sağlık hizmetlerine olan ihtiyaç ve beklentileri dikkate alınarak sağlık tesislerinin görev ve sorumluluğu ile bu görev ve sorumluluklara göre yetkili olduğu alanların belirlendiği, raporların öncelikle kamu sağlık tesisleri tarafından düzenlenmesinin benimsenerek ihtiyaç halinde, yetki verilebilmesi için bulunması gerekli branşların ve şartların sayıldığı, ihtiyaç olması halinde izin verilebilmesinin hukuka ve hizmet gereklerine uygun olduğu, netice itibarı ile durum bildirir sağlık raporlarının öncelikle kamu sağlık tesislerinde düzenlenmesine, kamu sağlık tesislerinin talebi il içinde karşılayamadığı durumlarda ise özel sağlık hizmet sunucularına yetki verilmesine yönelik düzenleme yapıldığı, başvuru üzerine, İstanbul ilinde durum bildirir raporların düzenlemesinde yetkili yeterli sağlık hizmet sunucusu bulunduğundan, ilave sağlık hizmet sunucusu yetkilendirilmesine ihtiyaç olmadığının değerlendirildiği, dava konusu düzenlemenin ve buna dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemin üst hukuk normlarına, hukukun genel ilkelerine ve hizmetin gereklerine uygun olduğu, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu bireysel işlem ile dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI:... DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Şirket tarafından, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı adına tesis edilen işlemi ile söz konusu işleme dayanak alınan ... Bakanlığının... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin 34'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının ve ... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile değişik 2'nci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idare tarafından ileri sürülen iptale konu Yönerge madde numarasının 35 olarak değiştirildiği, Yönergenin 34'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının iptalini isteyen davacı Şirketin bu aşamada dava açmakta menfaatinin bulunmadığı iddiası yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3'üncü maddesinin a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir." c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir.", e) bendinde; "Tesis edilecek eğitim,denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır.", i) bendinde; "Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlüdürler. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağlanır."; aynı Kanunun "Yönetmelikler" başlıklı 9'uncu maddesinin 1'inci maddesinin c bendinde de, "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükümleri yer almıştır. Öte yandan; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinin 1'inci fıkrasının a) bendinde; her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) bendinde; kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, hükmü, 508'inci maddesi ile de, Bakanlık görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilir, hükmü getirilmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlerden görüleceği üzere, Sağlık Bakanlığına verilen bu görev ve yetkilerin kanunlara uygun olarak hazırlanan ve yayımlanan yönetmelik ile uygulamaya geçirileceği kuşkusuzdur. Sağlık Bakanlığının... tarih v... sayılı Makam Olur’u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin 1'inci maddesiyle, sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve raporlara itiraz süreçlerinin tanımlanması amaçlanmış; 3'üncü maddesi ile de, Yönergenin dayanağının, 07/05/1987 tarih ve 3359 sayılı Kanun, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 ve 508'inci maddeleri, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 5'inci maddesi ile 10/09/1982 tarih ve 8/5319 nolu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği hükümleri olduğu belirtilmiştir. Resmi ve özel tüm sağlık hizmet sunucularını, özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsayan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin davaya konu 34'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; "Özel sağlık hizmet sunucuları tedavi ettiği hastaların; istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilirler."; aynı maddenin 2'nci fıkrasında da, "Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucuları; birinci fıkrada belirtilenler dışında durum bildirir raporları düzenleyemezler.(20/10/2020/4959)" kurallarına yer verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan akli meleke raporları, Yönergenin 4'üncü maddesi uyarınca, "durum bildirir raporlar" kapsamında bulunmaktadır. Söz konusu raporların hangi sağlık kuruluşlarınca düzenlenebileceği hususunu belirleme yetkisi ve görevi, 3359 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının c bendi hükmüne göre, davalı idarenin takdir ve yetkisinde olmakla birlikte, aynı Kanun maddesinin devamında, söz konusu yetki uyarınca yapılacak düzenlemelerin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilebileceği açıkça kurala bağlanmıştır. Bu itibarla, akli meleke durum bildirir raporlarına ilişkin düzenlemelerin davalı idare tarafından çıkarılacak "Yönetmelik" ile belirlenmesi gerekirken, bu konunun Yönerge ile düzenlenmesinde, dayanağı üst hukuk normlarına ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca, Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin iptali istenilen maddelerinin hukuka aykırı olması nedeniyle, söz konusu düzenlemeye dayanılarak davacı Şirket adına tesis edilen işlemde de yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı işlemi ile Sağlık Bakanlığının ... tarih ve... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin 34'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının ve ... tarih ve ...sayılı Makam Olur'u ile değişik 2'nci fıkrasının iptali yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı idarenin menfaate ilişkin usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı tarafından, davalı idareye başvuruda bulunularak akli meleke raporu düzenleyebilme yetkisi verilmesinin talep edilmesi üzerine, Sağlık Bakanlığının “Durum Bildirir Rapor Düzenleme Yetki Talebi” konulu ... tarih ve E.... sayılı işlemi ile özetle; özel sağlık hizmet sunucularının akli meleke ve durum bildirir rapor düzenleme hususunda yetkilendirme taleplerinin incelendiği, akli meleke raporlarının da bir durum bildirir rapor olduğu, Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge’nin 34. maddesinin 1. ve 2. fıkraları gereği ve Bakanlıklarınca yapılan değerlendirme neticesinde, İstanbul ilinde durum bildirir raporların düzenlenmesinde yetkili yeterli sağlık hizmet sunucusu bulunduğundan, ilave sağlık hizmet sunucusu yetkilendirilmesine ihtiyaç bulunmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Bunun üzerine, dava konusu işlemin ve dayanağı dava konusu düzenlemelerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmü bulunmaktadır. 07/05/1987 tarih ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü kurala bağlanmıştır. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmanın" Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında bulunduğu; yine aynı Kararname'nin "Düzenleme görev ve yetkisi" başlıklı 508. maddesinde; "Bakanlık görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilir. " hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlere dayanılarak hazırlanan ve ... tarih ve...sayılı Makam Olur’u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "durum bildirir raporlar"; "kişinin sağlık durumunun bir veya birden çok hekim tarafından belirlenerek kayıt altına alındığı belgeler" olarak tanımlanmış; -dava konusu işlem tarihinde teselsül etmiş haliyle -"Özel Sağlık Hizmet Sunucularında Sağlık Raporu Düzenlenmesi" başlıklı 34. maddesinde, "(1) Özel sağlık hizmet sunucuları tedavi ettiği hastaların; istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilirler. (2) Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere; usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucuları; birinci fıkrada belirtilenler dışında durum bildirir raporları düzenleyemezler." hükmüne yer verilmiş; ... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile söz konusu 2. fıkrasının devamına, "Durum bildirir sağlık raporu düzenleme izninin verilebilmesi için özel sağlık hizmet sunucularında İç Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz, Genel Cerrahi, Göz Hastalıkları, Ortopedi ve Travmatoloji veya Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Nöroloji veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık dallarının hastane ruhsatında kayıtlı bulunması ve bu branştaki kurul üyesi hekimin de hastanede tam gün esasına göre çalışması zorunludur." ibaresi eklenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Yönerge'nin 34. maddesinin 1. fıkrası ile ... tarih ve... sayılı Makam Olur'u ile değişik 2. fıkrası yönünden; Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulmalıdır. Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa, düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur. Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Makam Olur’u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 1. maddesinde Yönerge'nin amacı, sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması olarak belirlenmiş; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde Yönerge'nin dayanağının, 07/05/1987 tarih ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. ve 508. maddeleri, 24/11/2004 tarih ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesi ile 10/09/1982 tarih ve 8/5319 nolu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği hükümleri olduğu belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan akli meleke raporları dava konusu Yönerge'nin 4. maddesi uyarınca, durum bildirir raporlar kapsamında bulunmaktadır. Söz konusu raporların hangi sağlık kuruluşlarınca düzenlenebileceği hususunu belirleme yetkisi ve görevi 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi hükmüne göre, davalı idareye bırakılmıştır. Bununla birlikte, aynı Kanun maddesinin devamında, söz konusu yetki uyarınca yapılacak düzenlemelerin Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilebileceği açıkça kurala bağlanmıştır. Bu durumda, akli meleke durum bildirir raporlarına ilişkin düzenlemelerin davalı idare tarafından çıkarılacak "Yönetmelik" ile belirlenmesi gerekirken, Sağlık Bakanlığının...... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin dava konusu madde hükümleri ile düzenlenmesinde dayanağı üst hukuk normlarına ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu bireysel işlem yönünden; Dava konusu bireysel işlemin dayanağı Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin üst hukuk normlarına ve hukuka aykırı olması nedeniyle, dava konusu bireysel işlem de bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Sağlık Bakanlığının...... tarih ve E.... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan ve Sağlık Bakanlığının... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin 1. fıkrası ile... tarih ve ...sayılı Makam Olur'u ile değişik 2. fıkrasının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/09/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin dava konusu edilen maddesinde, özel sağlık hizmet sunucularının sadece tedavi ettiği hastaların, istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilecekleri ve Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere, usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucularının anılan raporlar dışında durum bildirir raporları düzenleyemeyecekleri belirtilmiş; Sağlık Bakanlığınca durum bildirir sağlık raporu düzenleme izninin verilebilmesi için gerekli koşullar belirlenmiştir. Uyuşmazlığın özü, tedavisi yürütülen hastaların istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporları dışındaki (akli meleke raporları gibi) durum bildirir sağlık raporlarının da özel sağlık kuruluşları tarafından düzenlenip düzenlenemeyeceğine ilişkin olup, davacının iddiaları doğrultusunda işin esası irdelenmiştir. Akli meleke raporları, notere hukuki işlem gerçekleştirmek üzere başvuran kişilerden, hukuki işlem yapma ehliyetinin, bir başka ifadeyle ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı konusunda (yaşlılık, hastalık veya dış görünüş gibi sebeplerle) şüphe edilen veya bu konuda hakkında ihbarda bulunulanlardan, noterce istenen bir durum bildirir tek hekim raporudur. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu; 8. maddesinde, Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği; 13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 1. maddesinde de, tabip ve diş tabiplerinin, deontoloji bakımından uymakla yükümlü oldukları kural ve esasların bu Tüzük'te gösterildiği, anılan Kanun'un 7. maddesi uyarınca tabip odalarına kayıtlı bulunan tabip ve diş tabiplerinin bu Tüzük hükümlerine tabi oldukları; 2. maddesinde, tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesinin, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermek olduğu, tabip ve diş tabibinin, hastalar arasında hiçbir ayırım yapmaksızın, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve özeni göstermekle yükümlü oldukları; 6. maddesinde de, tabip ve diş tabibinin sanat ve mesleğini yerine getirirken, hiçbir etki ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatına göre hareket edeceği, tabip ve diş tabibinin, uygulayacağı tedaviyi belirlemekte serbest olduğu hükme bağlanmıştır. 1219 sayılı Kanun ile 6023 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin muayene ve tetkiklerini yapmak suretiyle hastaya uygulayacağı tedaviyi mesleki bilgisi ve vicdanı ile belirleyeceği anlaşılmakla, hastanın durumunu bildirir raporları düzenlemenin de hastaya uygulanan tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğu, bundan yola çıkılarak mesleğini icraya yetkili olan tabiplerin beden ve akıl sağlığı hakkında rapor düzenlemeye yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte mevzuatta, durum bildirir rapor olan akli meleke raporlarının nerelerden alınacağına ilişkin olarak herhangi bir belirleme yapılmadığı, akli meleke raporuyla gerçekleştirebilecek işlemlerin niteliği ve önemi göz önünde bulundurulduğunda, bu raporların belli standartları içeren kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarından alınmasına ve özel sağlık hizmet sunucularının durum bildirir sağlık raporu düzenleyebilmesinin Sağlık Bakanlığının iznine bağlanmasına ve bu iznin verilebilmesi için de maddede belirtilen standartların sağlanması gerektiğine yönelik yapılan belirlemenin idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede ve buna dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.