10. Hukuk Dairesi 2013/9175 E. , 2013/25131 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2012/337-2013/160 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulune karar verilmiştir. Hükmün, davalı işveren vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdak…
**10. Hukuk Dairesi 2013/9175 E. , 2013/25131 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2012/337-2013/160 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulune karar verilmiştir. Hükmün, davalı işveren vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; davacı 02.01.1991 – 01.08.2008 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının tespitini istemiş, mahkemece, davacının davalı işyerinde 22.4.1992-01.08.2008 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Zira, davacı, davalı işyerinde sekreterlik görevi yaparken 1993-1999 yılları arasına ilişkin kasa defterindeki yazıların bir kısmının kendisine ait olduğunu iddia etmesi karşısında bu yazıların davacıya ait olup olmadığı yönünde araştırma yapılmadığı, işyerinin bulunduğu apartmanda ihtilaflı dönemde ikamet eden apartman sakinlerinden kanaat edinmeye yetecek kadarının mahkemece dinlenilmediği yine aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmadığı anlaşılmıştır. Açıklamalar ışığında, dosyaya delil olarak sunulan defterler üzerindeki yazıların davacıya ait olup olmadığı yönünde araştırma yapılmalı, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek apartman sakinleri ile komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile daha önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. O hâlde, her iki davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.