8. Hukuk Dairesi 2018/554 E. , 2018/2737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi temsilcisi, Çattepe sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için ...ve HES göl alanı yapımı nedeniyle
**8. Hukuk Dairesi 2018/554 E. , 2018/2737 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Maliye Hazinesi temsilcisi, Çattepe sınırlarında bulunan bir kısım taşınmazlar için ...ve HES göl alanı yapımı nedeniyle kamulaştırma kararı alındığını ve işlemlerin devam ettiğini ancak davalılar adına tespit ve tescil edilen 149 parselin 1997 m2'lik kısmının nehir yatağında kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu yerde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1997 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın iktisap edildiği ve kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağının kıyı vasfında olmadığını, Kadastro Kanunu'nun 12. maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini savunmuştur. Dava ilk olarak DSİ’yi temsilen ... tarafından açılmıştır. Mahkemece, ilk kararında DSİ’nin davanın açıldığı tarih itibariyle kamu tüzel kişiliği olduğu, DSİ’yi temsilen Mal Müdürlüğü tarafından dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda, davacının sıfatı bakımından temsilde hata olduğu ve HMK’nın 124/3 maddesi gereği ,deliller toplanmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle dava Maliye Hazinesi ve davalılar arasında görülmüş olup dava konusu taşınmazın nehir yatağında kalmadığı, tarıma elverişli arazi olduğu, evveliyatında kadastrosunun yapıldığı gibi zeminin toprak yapıda olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; nehir yatağı altında kalan yerler bakımından tapunun iptali ve terkin isteğine ilişkindir. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması da mümkün bulunmamaktadır. Yine TMK 999/2 maddesinde belirtildiği üzere tapuya kayıtlı bir taşınmaz kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse bu durumda tapu sicilinden terkin edilir hükmü de düzenlenmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olaya gelindiğinde; dava konusu 149 parsel, kadastro tutanaklarında senetsizden ve fakat vergi kaydı bulunan tarla vasfında bir yer olup 06.04.1972 tarihinde davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Yine tapu kayıtlarında da davalı adına sulu tarla vasfıyla 18.250 m2 olarak tapuda kayıtlıdır. Mahkemece, dava konusu edilen bu parselin ... Çayı yatağı altında kalıp kalmadığının tespiti açısından 1 Fen, 1 Jeoloji, 1 Ziraat ve 3 Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi ile keşif yapılmıştır. Keşif sonrası düzenlenen raporlarda sırasıyla Fen bilirkişisinin 02.07.2015 tarihli raporunda; dava konusu taşınmaza tapu kaydının uygulandığı , taşınmazın ... Çayının yatak değiştirmesi sonucu krokide A harfiyle gösterilen 1024,71 m2'sinin ... Çayı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Jeoloji Mühendisi bilirkişinin 14.08.2015 tarihli raporunda; paftanın bir kısmının su altında kaldığı, fakat akarsuyun yatağını oturttuğu ve su altında kalan paftanın haricinde diğer kısımlarını alıp almayacağının ilerleyen dönemlerde suyun debisiyle ilgili olduğu tespit edilmiştir. Ziraat Mühendisi bilirkişinin 07.07.2015 tarihli raporunda, taşınmazın hali hazırda ... Çayı içerisinde kaldığı, taşınmazın nehir yatağı altında kalmadan önce ekilebilir tarım arazisi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Son olarak 3 Jeodezi Mühendisinin birlikte hazırladığı 09.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise; 1973 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarının 1972 yılına ait kadastral paftası ile çakıştırıldığı, 1973 tarihindeki hava fotoğraflarının 1972 tarihindeki durumuyla benzer ve uyumlu olduğu, 1984 yılına gelindiğinde parselin kadastral durumla aynı olduğu ancak nehrin kuzeye doğru yatak değiştirdiği, 2013 yılına ait uydu görüntüsünde ise ... Çayının kuzeye doğru oldukça yer değiştirdiği, 149 parselin güneyinden az bir kısmının aşındırıp su altında bıraktığı, taşınmazın az bir kısmının ... Çayı altında kaldığı, kalan kısmın toprak zemin üzerinde varlığını devam ettirdiği, mevcut durumunun 2013 yılıyla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. O halde; dava konusu 149 parsel her ne kadar kadastro tespitinin yapıldığı tarihte nehir yatağı altında değilse de yukarıda da açıkça belirtilen ve keşif sonrası alınan raporlardan anlaşıldığı üzere hali hazırda taşınmazın yatak değiştiren aktif dere yatağı sınırları içerisinde olduğu ve 02.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda taşınmazın A harfiyle gösterilen 1024,71 m2'sinin ... Çayı altında kaldığı tespit edilmekle TMK.nın 999/2 maddesi gereği taşınmazın sonradan kayda tabi olmayan taşınmaza dönüşen bu kısmı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 1024,71 m2'lik kısmın tapusunun iptaline, tapudan nehir yatağı olarak terkinine, geriye kalan 972.29 m2'lik alan bakımından ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 149 parselin tamamı yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.