9. Hukuk Dairesi 2018/2771 E. , 2018/20772 K. MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge A…
**9. Hukuk Dairesi 2018/2771 E. , 2018/20772 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 17/04/2007 tarihinde başladığı çalışmasına montaj operatörü olarak devam etmekteyken, iş sözleşmesinin 25/04/2016 tarihinde davalı işverence haklı ve geçerli bir neden olmaksızın sona erdirildiğini, davalı işverenin müvekkiline herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadığı gibi iş sözleşmesini sona erdirirken müvekkilinin rızası dışında iradesini yansıtmayan evrak yazdırıp imzalattığını, bu evrakı imzalamaması durumunda tazminat ödenmeksizin iş sözleşmesinin sona erdirileceğini belirttiğini, müvekkilinin işverenin baskısıyla kıdem tazminatını alabilmek için iradesi dışında evrakı imzalamak zorunda kaldığını, aynı baskıya maruz kalan ve ilgili evrakı imzalamak istemeyen işçilerinse iş sözleşmelerini tazminat ödemeksizin sona erdirdiğini, 2015 yılı Mayıs ayında Türk Metal Sendikasının örgütlü olduğu bir çok işyerinde işçilerin, yıllar boyunca Türk Metal Sendikası üyeliğinin işyerinde neredeyse işe alınmanın ve işini koruyabilmenin koşulu haline getirilmesine, işveren ve sendika arasındaki ilişkinin organik bir bağa dönüşmesine ve bu ilişkinin bir baskı aracı haline getirilmesine, üye olmaya ve üyeliğin devamına zorlandıkları Türk Metal Sendikasının işverenin gücünü arkasına alarak sendika içi demokrasiyi hiç bir şekilde uygulamamasına, işyeri sendika temsilcilerinin, delege ve şube yönetimlerinin işçilerin oylarıyla seçtirilmemesine, toplu iş sözleşmesi imzalanmasında sendikanın işçi sendikası olarak değil de işveren sendikası gibi hareket etmesine tepki olarak Türk Metal Sendikasından istifa etmeye karar verdiklerini ve çeşitli baskılara rağmen istifa ettiklerini, davalı işverenin Türk Metal Sendikasından istifa eden işçilerin Birleşik Metal İşçileri Sendikasına üye olmalarını engellemek için 26/05/2015 tarihinde imzalı bir yazı vererek tüm çalışanların sendikal özgürlüklerini tanıyacağını, ücretlerde iyileştirme amacıyla analiz yapacağını, sendikadan istifa eden işçilerin aralarından bir sözcü seçmeleri halinde muhatap kabul edeceğini taahhüt ettiğini, 2015 yılı Temmuz ayından itibaren neredeyse tüm işçilerin Birleşik Metal İşçileri Sendikasına üye olduklarını, davalı işverenin baskılarını devam ettiğini, davalı işverenin 28/02/2016 tarihinde 00.00-08.00 vardiyasında çalışan işçileri teknik bir arıza olduğu bahanesiyle 05.30'da fabrikadan çıkardığını ve üretimi durdurduğunu, 29/02/2016 tarihinde sendikal faaliyette öncü konumunda olan 10 işçinin iş sözleşmesini sonlandırdığını, işbaşı yapmak üzere işyerine gelen işçiler, arkadaşlarının iş sözleşmelerinin haksız olarak sonlandırılması ve sendika seçme ve diğer haklarının kullanılmasının engellenmesine işyerine ve üretime zarar vermeden demokratik haklarını kullanarak tepki gösterdiklerini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe iadesini ve bağlı neticeleri ile sendikal tazminata hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacı tarafından açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddi gerektiğini, davacının 17/04/2007 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 25/04/2016 tarihinde ise bir dilekçe vererek kıdem ve ihbar tazminatının kendisine ödenmesi halinde işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini, şirket yönetiminin gelişen olaylar ve yaratılan huzursuzluk sonucu çalışanların olumsuz etkilenmesi ihtimali nedeniyle gönüllü işten ayrılma projesini hayata geçirdiğini, davacının da söz konusu proje kapsamında bizzat başvuruda bulunarak istifa ettiğini, kıdem ve ihbar tazminatının kendisine ödendiğini, davacının açmış olduğu davanın iyi niyetten yoksun olduğunu, davacının iddiasının aksine eylem ve baskılar sonucu müvekkili işyerinde hat duruşları yaşandığını ve maddi kayıplar yaşandığını, müvekkili firmanın çalışanlara gerekli uyarıları yaptığını, ancak tüm iyi niyetli yaklaşımlarının sonuçsuz kaldığını, davaya konu eylemlerin demokratik hak kullanımını aşan, ölçüsüz ve işverene zarar vermeyi amaçlayan nitelikte eylemler olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, davalı şirkette yetkili sendikanın Türk Metal Sendikası olduğu, davacının da aralarında bulunduğu işçilerden bir kısmının fesih tarihinden bir süre önce mevcut sendikalarından ayrılarak Birleşik Metal İş Sendikasına üye oldukları, dinlenen tanık beyanlarından; Birleşik Metal Sendikası temsilcileri ile işveren temsilcileri arasında 03-04 Şubat 2016 tarihinde yapılan toplantı neticesinde 29/02/2016 tarihinde sendika temsilcisinin seçilmesi hususunda anlaşıldığı, fakat 28/02/2016 tarihinde bakım yapılacağı gerekçe gösterilerek fabrikanın boşaltıldığı ve seçim yaptırılmadığı, 03/03/2016 tarihinde sendikal faaliyette öncü olan bir kısım işçilerin 02/03/2016 vardiyasında işbaşı yapmayıp, diğer çalışanların da çalışmamaları hususunda baskı yaptıkları iddia olunarak işten çıkartıldıkları belirlenerek, işe iade kararları verilmiş ise de; bu olaylar neticesinde davalı şirket yönetiminin "Gönüllü İşten Ayrılma" projesini hayata geçirdiği, söz konusu olaylar nedeniyle motivasyonunu yitirmiş, verimli çalışma psikolojisini kaybetmiş çalışanlara fırsat tanıyarak çalışma ortamınının yeniden yapılandırılmasının planlandığı, davacıya söz konusu projeden faydalanması hususunda baskı yapıldığına dair dosyada somut bir delil olmadığı gibi davalı tanıklarının anlatımlarından davacının bu proje kapsamında bizzat başvurarak istifa dilekçesi vermek suretiyle işten ayrıldığı, işveren tarafından davacıya proje kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, işe iade koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, aynı davalıya karşı yine gönüllü işten ayrılma projesi kapsamında istifa ile iş aktini fesheden bir işçiyle ilgili olarak verilen kararda davalı işveren tarafından sendikal faaliyetlerde öncü olan 10 sendikalı işçinin işten çıkarılması nedeniyle yapılan eylem nedeniyle davacı ile birlikte 50 çalışan hakkında disiplin soruşturması başlatılması nedeniyle idari izne çıkarıldığı, hemen ertesi gün bu çalışanın istifa dilekçesi vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, burada asıl nedenin davacının sendikal eyleme katılması nedeniyle işten çıkarılması olduğunun belirtildiği, bu dava dosyasında davacının eylemlere katılması nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılan 50 kişilik listede isminin bulunduğu, iş bu dosya davacısı için ise böyle bir durumun söz konusu olmadığı, davacı 25/02/2016 tarihli duyuru kapsamında gönüllü işten ayrılma projesinden yararlanmak istediğini belirterek istifa dilekçesi verdiği ve işveren tarafından duyuru gereğince kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği, davacı tarafından işveren tarafından baskı uygulandığının ispatlanamadığı gibi davalı tanık beyanlarıyla davacının gönüllü işten ayrılma projesi kapsamında istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığının kanıtlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. F) Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. E) Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık feshin geçerli olup olmadığı ve sendikal nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25 inci maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı kuralı getirilmiştir. İşverenin, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iş sözleşmesini sendikal nedenlerle feshetmesi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18, 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı, iş sözleşmesinin 25/04/2016 tarihinde davalı işverence haklı ve geçerli bir neden olmaksızın sona erdirildiğini, davalı işverenin herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadığı gibi iş sözleşmesini sona erdirirken rızası dışında iradesini yansıtmayan evrak yazdırıp imzalattığını, bu evrakı imzalamaması durumunda tazminat ödenmeksizin iş sözleşmesinin sona erdirileceğini belirttiğini, işverenin baskısıyla kıdem tazminatını alabilmek için iradesi dışında evrakı imzalamak zorunda kaldığını iddia etmiş, davalı ise 25/04/2016 tarihinde ise bir dilekçe vererek kıdem ve ihbar tazminatının kendisine ödenmesi halinde işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini, şirket yönetiminin gelişen olaylar ve yaratılan huzursuzluk sonucu çalışanların olumsuz etkilenmesi ihtimali nedeniyle gönüllü işten ayrılma projesini hayata geçirdiğini, davacının da söz konusu proje kapsamında bizzat başvuruda bulunarak istifa ettiğini savunmuştur. Dairemiz incelemesinden de geçen emsal doyalardan, davalı işverene ait işyerinde yetkili sendikanın Türk Metal Sendikası olduğu, bazı işçilerin bu sendikadan istifa ederek Birleşik Metal İş Sendikası'na geçtikleri, yetkili Türk Metal Sendikası üyesi olmayan işçilerin işyerinde kendi temsilcilerini seçmek istedikleri, yazılı olmasa da işyerinde yetkili sendika üyesi olmayan işçilerin, 29/02/2016 tarihinde kendi temsilcilerini seçebilmeleri konusunda işveren ile işçi grubu arasında önceden mutabakata varıldığı ancak işverenin 28.02.2016 gecesi fabrikada arıza meydana geldiği belirtilerek onarım yapılacağı gerekçesi ile üretimin durdurulduğu, 29 şubatta mesaj atılarak çalışma yapılmayacağının bildirildiği, çalışma yaptırılmadığı ve aynı gün 10 işçinin işten çıkarıldığı, işten çıkarılan işçilerin sendikal örgütlenmeye öncülük yapan işçiler olduğu, işveren böylece işçilerin kendi temsilcilerini seçme imkanını ortadan kaldırdığı, 01/03/2016 günü ise bölüm şeflerinin işçileri arayarak onlardan işbaşı yapmalarını istedikleri, o gün fabrika içinde barikatlar oluşturulduğu, özel güvenlikçilerin hazır edildiği, sabah vardiyasında bir önceki gün 10 işçinin işten çıkarılması ile ilgili işlemi protesto etmek için işçilerin demokratik hakkını kullanımı niteliğinde eylemlerde bulundukları, takip eden vardiyada da benzer eylemlerin olduğu, bu eylemlere binden fazla işçinin katıldığı, Çalışma Genel Müdürlüğünden yapılan araştırmada, davalı işyerinde 30/01/2016 tarihi itibariyle toplam 6431 işçi çalıştığı, bunların 3814 ünün Birleşik Metal İş Sendikası işçisi olduğu, devam eden tarihlerde Birleşik Metal İş Sendikasından 2016 yılı Mart ayında 345, Nisan ayında 547, Mayıs ayında 217 işçinin istifa ettiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı nazara alındığında davalı işverenin, işyerinde yetkili olan Türk Metal Sendikası'ndan istifa eden davacı ve arkadaşlarının Birleşik Metal İş Sendikası'na geçtiklerinden ve adı geçen sendikayı işyerinde örgütlemek istediklerinden haberdar olduğu açıktır. Davalı işveren, önce işyerinde yetkili sendika üyesi olmayan işçilerin, 29/02/2016 tarihinde kendi temsilcilerini seçebilmelerine olanak tanıdığını bildirmiş ise de, sonra bu düşüncesinden vazgeçerek o tarihte fabrikanın bakıma alınacağı ve çalışma yapılmayacağı gerekçesiyle işçilerin fabrikaya gelmelerine ve kendi temsilcilerini seçmelerine imkan tanımamıştır. Dolayısıyla bu kararın asıl amacının, önce işçilerin temsilcilerini belirlemek için seçim yapmalarını giderek Birleşik Metal İş Sendikası'nın işyerinde örgütlenmesini engellemeye yönelik olduğu ortadadır. Yerel Mahkemece yaşanan olaylar neticesinde davalı şirket yönetiminin "Gönüllü İşten Ayrılma" projesini hayata geçirdiği, söz konusu olaylar nedeniyle motivasyonunu yitirmiş, verimli çalışma psikolojisini kaybetmiş çalışanlara fırsat tanıyarak çalışma ortamınının yeniden yapılandırılmasının planlandığı, davacıya söz konusu projeden faydalanması hususunda baskı yapıldığına dair dosyada somut bir delil olmadığı gibi davalı tanıklarının anlatımlarından davacının bu proje kapsamında bizzat başvurarak istifa dilekçesi vermek suretiyle işten ayrıldığı, işveren tarafından davacıya proje kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı gerekçesi oluşturulmuş ise de, dosya içersinde de yer alan ... 3. İş Mahkemesinin 2016/215 E.sayılı dosyasında dinlenen davalı tanığı; "... Gönüllü işten ayrılma projesinin ilanı sanırım 26 şubatta duyuruldu. Daha doğrusu 26 şubat tarihinde departman yetkililerine bildirildi. İşçilere duyurulmadı. İşçilere duyurulma aşamasına 1 marttan itibaren geçildi... 26 şubat yada bugünleri takip eden birkaç günlük dönemde gönüllü işten ayrılma projesi ilan panolarına asılmadı. Sadece benim gibi yetkililere mail yolu ile bildirildi. Dolayısı ile işçiler 26 şubat tarihinde bundan haberdar değillerdi. Davacılar gibi aradığımız ve bilgilendirdiğimiz çalışanlara 1-2 gün sonra tekrar telefon açıp kararlarının ne olduğunu ben yada diğer yetkili arkadaşlar sormuştur. Yani ikinci bir telefon görüşmesi yapılmıştır. Bende bu şekilde aradım. Ancak kimleri aradığımı hatırlamıyorum. Kararları olumsuz olanlar olduğu gibi , bir müddet daha düşünmek isteyenler, olumlu bulanlar oldu. Kararları olumsuz olanlar yada düşünmek isteyenlere biz bir şey yapmadık ve söylemedik. Olumlu olanları fabrikaya davet ettik. Ve süreci tamamlamalarını bildirdik. ...olumlu kabul edenler iş yerine dilekçe verirlerken yanlarında bizlerde vardık. Matbu bir dilekçe vardı. Ona baka baka yazdılar imzaladılar. Çünkü gönüllü işten ayrılma sürecinde fesih dilekçesinin bu şekilde yazılması yönetimce istenmişti. Ayrılmak isteyenlerde o şekilde dilekçeyi yazdılar." şeklinde beyanda bulunmuş olup, bu beyandan, "Gönüllü İşten Ayrılma" projesinin protesto eylemleri gerçekleşmeden önce hatta temsilci seçiminin yapılacağı ve fabrikanın üretiminin durdurulduğu 29.02.2016 tarihinden önce hayata geçirildiği, istifa dilekçesinin de matbu olduğu ve işverenin istediği şekilde yazdırıldığı anlaşılmaktadır. Bu dosyada dinlenen davalı tanığı T.U ise; "Davacı bana dilekçesini yazmış imzalamış olarak getirdi ben kendisine direktifle dilekçe yazdırmadım" şeklinde beyanda bulunmuş ise de bu dosyadaki davacının istifa dilekçesinin içeriği ile diğer dosyalardaki dilekçelerin içeriğinin birebir aynı olduğu görülmüştür. Birleşik Metal İş Sendikası 21.09.2016 tarihli yazısı ile; işletmede çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun sendikaya üye olduğunu, işyerinde başka bir sendika olduğu için yetki başvurusunda bulunmadıklarını, sendikalarının örgütlenmesinin ve sendika üyesi işçilerin temsilcilerini seçmesini engellenmesi amacıyla 27.05.2016 tarihinde 10 üyenin, hemen arkasından 76 üyenin ve kıdem ve ihbar tazminatları ödenmeksizin 280 üyenin iş sözleşmesinin sona erdiği, 396 üyenin iş akitlerinin sona erdiğini bildirmiştir. Davacı 29.07.2015 tarihinde Birleşik Metal İş Sendikası'na üye olmuş davacı tanıkları davacının da Birleşik Metal İş Sendikasının örgütlenmesinde öncü olarak çalıştığını, işçileri sendikaya üye yapmak için çalıştığını, her hafta toplantılarının olduğunu, davacıya "ya kendin ayrılma dilekçesi verip tazminatını alırsın yada tazmiantsız çıkış veririz" dediklerini, davacının yeni çocuğunun olduğunu ve ayrılma niyetinin olmadığını beyan etmişlerdir. Dosya içeriği ile emsal dosyalardan ve tanık beyanlarından, davalı işveren tarafından "şirket yönetiminin gelişen olaylar ve yaratılan huzursuzluk sonucu çalışanların olumsuz etkilenmesi ihtimali nedeniyle" getirildiği iddia edilen "gönüllü işten ayrılma projesinin" işyerinde Birleşik Metal İş Sendikasının örgütlenmesini engellemeye yönelik olarak getirildiği, bu nedenle feshin de Birleşik Metal İş Sendikası işçilerinin işyerinden uzaklaştırılarak bir şekilde örgütlenmesine engel olunması amacıyla yapıldığı anlaşılmakla davacının işe iade talebi ve sendikal tazminat talebinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi ve 6100 sayılı HMK.’nun 373/2. maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1. Bölge Adliye Mahkemesi ile ilk derece mahkemesinin kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına, 2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3. Davacının başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın tazminat miktarının sendikal fesih nedeni dikkate alınarak takdiren 1 yıllık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNİN TESPİTİNE, 5. Alınması gereken 31,40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6. Davacının yaptığı 245,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7. Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine, 8. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 19/11/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.