8. Hukuk Dairesi 2017/8348 E. , 2018/13864 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacıların ... kurulu ... ... bin ... Vakfı'nın galle fazlasına müsteh…
**8. Hukuk Dairesi 2017/8348 E. , 2018/13864 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacıların ... kurulu ... ... bin ... Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti ile mahkeme kararından sonra galle fazlasının ödenmesi istenmiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacıların galle almaya müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti ile karardan sonraki galle fazlasının ödenmesi istemine ilişkindir. Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. 1-Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Davacılar anneleri ... üst soyu üzerinden son mütevelli ... oğlu ... dayanarak vakfın evladı olduklarını iddia etmişlerdir. 01 Şaban 1109 H. (12.02.1698 M) tarihli vakfiyenin tevliyete ilişkin bölümünde; "...kendim mütevelli olub ba'dehu hucurat-ı mezburede sakin bir kimesne mütevelli ola hucurat-ı mezburede kimesne bulunmaz ise yine nazır efendi re'yi ile bir kimesne mütevelli ola..." denilerek vakfın mütevelliği, vakıfın sağlığında kendisine, ölümünden sonra ise vakfedilen iki han, nalbant dükkanı ve bakkal'da oturanlara (kullananlara) şart kılınmış, bunlarda oturan olmaz ise vakıf nazırının oyu ile birisinin mütevelli olması öngörülmüş yani tevliyet vakıf evlatlarına şart kılınmamıştır. Dolayısı ile davacıların 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararından hareketle mütevelli ile soybağı kurmaları onların vakıf evladı oldukları anlamına gelmeyeceği gibi daha önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından üst soya değişik adlar adı altında ödeme yapılması bu durumu değiştirmeyeceğinin dikkate alınmadan bu hususa dair herhangi bir değerlendirme içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, 2-Kabule göre de;