Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma kapsamında 24/12/2007 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Savcılık başvurucuyu kasten öldürme suçundan tutuklanması istemiyle 25/12/2007 tarihinde Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesine sevk etmiştir. Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesi 25/12/2007 tarihinde başvurucunun kasten öldürme suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 18/3/2008 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianameyi kabul etmiş ve E.2008/262 sayılı dosya üzerinden yargılama başlamıştır. Mahkeme 23/2/2011 tarihinde başvurucunun kasten öldürme suçundan müebbet hapis ve kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 13/11/2012 tarihli ilamıyla kararı bozmuştur. Bozma üzerine yargılamaya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/424 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuş; Mahkeme direnerek 18/4/2013 tarihinde başvurucunun önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/6/2014 tarihli kararı ile Mahkemenin kararının yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesinin yapılması için dosyayı Yargıtay Ceza Dairesine göndermiştir. Anılan karar üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi 18/2/2015 tarihli ilamıyla önceki ilamda belirtilen gerekçelerle kararı bozmuştur. Bozma üzerine yargılamaya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/90 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Başvurucu 3/4/2015 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş, Mahkeme 12/3/2015 tarihinde tahliye talebini reddetmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz ise Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 7/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme; bozma üzerine yaptığı yargılama sonunda direnerek 13/5/2015 tarihinde başvurucunun önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 15/3/2017 tarihinde, direnme kararını yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yargılama esnasında hâkimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin karara karşı başvurucu müdafiine itiraz hakkını kullanma imkânı verilmeden nihai hüküm kurulması nedeniyle 2/12/2017 tarihinde kararı bozmuştur. Bozma üzerine yargılamaya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/243 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Mahkeme 8/6/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dosya ilk derece mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."