Başvuru, psikolojik tacizden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; psikolojik tacizden kaynaklanan zararların giderilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Cizre Devlet Hastanesinde eczacı olarak görev yapmaktadır. Başvurucu 4/11/2013 tarihli dilekçe ile Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığına (Kurum) başvurarak maruz kaldığı psikolojik tacizin durdurulmasını ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvurucu, dilekçesinde psikolojik taciz iddiası ile ilgili olayları anlatırken baş eczacının bilgisi dâhilinde işe geç gelmesine rağmen hakkında tutanaklar düzenlendiğini, mevzuata aykırı olacak şekilde taşınır kayıt yetkilisi olmadan miadı geçmiş ilaçlarla ilgili sadece kendisinin görevlendirildiğini, bu görevlendirmeye itiraz ettiği için kendisine aylıktan kesme ve kınama cezası verildiğini, yıldırma amaçlı geçici görevlendirmeler yapıldığını vurgulamış ve maruz kaldığı uygulamalar nedeniyle depresif epizot ön tanısı ile ilaç kullanmaya başladığını belirtmiştir. Kurum 7/11/2013 tarihli cevabında iddialarla ilgili inceleme başlatıldığını, manevi tazminat talebinin reddedildiğini başvurucuya bildirmiştir. 7/3/2014 tarihli inceleme raporunda; başvurucuya psikolojik taciz uygulanmadığı, kendisine görev yetkilerinin dışında başka iş yaptırılmadığı, tebliğ edilen aylıktan kesme ve kınama cezalarının ise yapılan inceleme sonucu kaldırıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Ayrıca yapacağı iş ve işlemlerde daha dikkatli olması amacıyla başvurucunun yazılı olarak uyarılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Kurumun tazminat talebini reddetmesi üzerine tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde, Kuruma başvuru dilekçesindeki iddialar yinelenmiştir. Mardin İdare Mahkemesi 9/7/2014 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararda; i. Başvurucu hakkında stok imhasının yapılmadığı gerekçesiyle tutanak düzenlendiği, bu tutanağa istinaden aylıktan kesme cezası ile tecziye edildiği, başvurucunun itirazı üzerine Mahkeme tarafından aylıktan kesme cezasının iptal edildiği, aynı disiplin cezası ile ilgili olarak Şırnak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin 16/06/2014 tarihli yazılarında ise aylıktan kesme cezasının uygulanmadığının vurgulandığı belirtilmiştir.ii. 26/4/2013, 07/8/2013 ve 29/10/2013 tarihlerinde başvurucunun görev yerinde bulunmadığından bahisle 29/4/2013 ve 9/05/2013 tarihinde göreve gelmediği gerekçesiyle tutanak düzenlendiği, bu tutanaklardan 29/4/2013 tarihli tutanak nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılarak savunmasının istenildiği ve daha sonra sözlü olarak uyarılmasına karar verildiği, bu disiplin olayına ilişkin olarak Şırnak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin 16/6/2014 tarihli yazısında kınama cezasının uygun görülmediği ve uygulanmadığının belirtildiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun 3/6/2013-7/6/2013 tarihleri arasında Silopi İlçe Devlet Hastanesine 10/6/2013-14/6/2013 tarihleri arasında İdil İlçe Devlet Hastanesine görevlendirildiği vurgulanmıştır.iii. Başvurucu hakkında düzenlenen tutanakların genelde hep aynı kişiler tarafından düzenlendiği ve bu tutanakların yukarıda belirtilen ikisi hariç diğer tutanaklar için herhangi bir işlem başlatılmadığı, soruşturma ve inceleme başlatılmak suretiyle isnat olunan fiillerin sübuta erip ermediği yönünde inceleme yapılmadığı belirtilerek davacının yaşanan bu olaylar karşısında kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünün zarara uğratıldığı sonucuna varılmıştır. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi 27/2/2015 tarihinde, anılan kararın bozulmasına ve davanın reddine oyçokluğu ile karar vermiştir. Kararda, başvurucu hakkında düzenlenen tutanaklar ile ilgili ikisi hariç işlem yapılmadığı, aylıktan kesme ve kınama cezalarının uygulanmadığı, geçici görevlendirme işlemlerinin ağır kusur olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir. Bir üye, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 16/10/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar 19/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin psikolojik taciz iddiasını içeren başvurulara ilişkin olarak daha önce verilmiş kararlarında ilgili mevzuata yer verilmiştir. Mehmet Bayrakcı, B. No: 2014/8715, 5/4/2018, §§ 30-45; Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235, 10/3/2016, §§ 22-