6. Hukuk Dairesi 2010/6700 E. , 2010/13750 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacılar, davaya k…
**6. Hukuk Dairesi 2010/6700 E. , 2010/13750 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacılar, davaya konu 1 nolu parselde kendilerinin paydaş olduklarını, taşınmazdaki diğer paydaşlardan ...'ın 25.12.2007 tarihinde 300/35280 (5/588) payını davalı derneğe sattığını, bu satım sebebiyle önalım haklarını kullanarak davalı dernek adına tescil edilen payın iptali ile kendi adlarına eşit olarak tescilini talep etmişlerdir. Davalı, fiili taksimin varlığı sebebiyle, davacıların dava açmalarının objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Mahkemece de, fiili taksim savunması üzerinde durulmuş, taraf tanıkları dinlenmiş mahallinde keşif yapılarak bilirkişilerden rapor alınmıştır.Dosyada dinlenilen tüm tanık anlatımlarına ve keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporları ve krokiye göre, önalım hakkına konu payın bulunduğu 35.280 m2 yüzölçümündeki tarla vasfındaki taşınmazı fiilen adalara bölen, ..., ..., ..., ... ve ... isimli sokakların oluşturduğu, imar planındaki yollar ile örtüşmese de yolların açılmış olduğu, ruhsat alınmadan yapılmış parsel üzerinde halen 106 adet yapının olduğu, davalının zeminde yer gösterilerek alındığı iddia edilen kısmın, 300 m2 yüzölçümünde olup, otuz yıldır boş arsa niteliğinde bulunduğu, davacıların hisselerine isabet eden arsa üzerinde 3 katlı binalarının inşaa edilmiş olup, uzun senelerdir kullanım şekline herhangi bir fiili müdahalenin olmadan, tüm paydaşlarca kullanıldığı, ayrıca hem davacıların, hem de davalıya payını satan satıcı ...'ın, diğer paydaşlar gibi 9.7.1975 tarihinde yapılan parselasyon planına göre, mütaahhit ...'dan yer gösterilerek hisse satın aldıkları ve bu plana göre evlerin inşaa edildiği anlaşılmaktadır. Yine davaya konu payın bulunduğu taşınmazda, davacıların kullandığı belli ve muayyen kısım için şimdiye kadar diğer tüm paydaşlar ile uyuşmazlığın bulunmaması nedeniyle, hukuken geçerli olmasa bile taşınmazda, 40 yıldır devam edegelen eylemli bir taksimin varlığının kabulü gerekir. Bu durumda davacıların, davalı hakkında önalım hakkını kullanmasının Medeni Kanunun 2.maddesindeki iyi niyet kuralıyla bağdaşmayacağının anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.