11. Hukuk Dairesi 2023/3848 E. , 2024/6248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/426 Esas, 2023/425 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/144 E., 2020/403 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İ
**11. Hukuk Dairesi 2023/3848 E. , 2024/6248 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/426 Esas, 2023/425 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/144 E., 2020/403 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin seri markalarında kullanılan “lio” ibaresinin, müvekkili markalarının esaslı, ayırt edici ve ortak unsuru olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2018/08531 sayılı "LİOVA" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel ve işitsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluştuğunu, müvekkiline ait “lio” ibareli markaların yıllara dayalı tecrübe ve emek ile yüksek kalitede reklam ve tanıtımlar sayesinde tüketiciler nezdinde tanınmış marka haline geldiğini, davalı tarafın dava konusu markayı tescil ettirirken kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, YİDK'in 2019/M-581 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markaların farklı olduklarını, görsel ve işitsel olarak benzemediklerini, ... ilinin İncirliova ilçesinin ismindeki son kısım olan "LİOVA" ibaresinden esinlenilerek dava konusu başvurunun türetildiğini, müvekkili başvurusunun yeni yapılan bir başvuru olmadığını, bu ibarenin iş birliği içerisinde bulunduğu ortağı üzerinde 2007 yılında tescilli bir markayken yenileme süresinin unutulmasından dolayı tescili düşmüş bir marka haline geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davalının "şekil+LIOVA" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "LİO" ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, aynı nedenle aynı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, dava konusu marka başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkil markalarındaki ayırt edici unsurun "lio" ibaresi olduğunun ve taraf markalarının kapsamlarının aynı bulunduğunun belirtilmesine rağmen taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin düşük olduğu sonucuna ulaşıldığını, bu nedenle raporun kendi içinde çelişkili bulunduğunu, buna rağmen Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığını, Mahkeme kararının aksine müvekkiline ait seri markalar ile dava konusu başvurunun, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan birbirine benzediklerini, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmamışsa da davalının markasının çıkış noktasının İncirliova'daki zeytinyağı ve incir kalitesi olduğu ve marka korumasının yenilenmesinin unutulması savunmasının huzurdaki davada yerinin bulunmadığını, müvekkiline ait markaların, yıllara dayalı tecrübe ve emek ile yüksek kalitede reklam ve tanıtımlar sayesinde tüketiciler nezdinde tanınmış marka haline geldiğini, dolayısıyla davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yararlanacağını, davalı tarafın dava konusu markayı tescil ettirirken kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceğinin belirtildiği, açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında 29 uncu sınıftaki "et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsler" mallarının yer aldığı, davacının marka başvurusuna itirazına ve işbu davasına dayanak markalarının ise 29 uncu sınıftaki "yağ" emtiasında tescilli olduğu, Dairemizin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip bulunup bulunmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin olup olmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, buna göre içinde gıda mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Yenilebilir bitkisel yağlar." mallarının, davacının itirazına mesnet markanın kapsamındaki mallarla benzer olup, bunun dışında kalan mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediği, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvurunun yeşil renk ile yazılmış "LİOVA" ibaresi ile yaprak deseni şeklinden oluştuğu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliğe etkisinin geri planda olup, başvurunun asli unsurunun "LİOVA" ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunun ise "LİO" ibaresi olduğu, zira markalarda farklı olarak yer verilen ibarelerin ayırt ediciliğe katkıları bulunmadığı, buna göre davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "lio" ibaresinin, dava konusu başvurunun da ilk iki hecesini oluşturduğu, "lio" ibaresinin, Türkçe'de bilinen bir anlamının olmadığı ve kapsamındaki mallar yönünden ayırt edici bulunduğu, dava konusu başvurunun da bilinen bir anlamının olmadığı, markaların başlangıç kısımlarındaki aynılığın tüketiciler nezdinde dikkati çekeceği, başvurunun sonuna eklenen "va" ekinin de ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarının görsel ve işitsel yönden bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer oldukları, tüketicilerce dava konusu başvurunun, davacı markalarının uzantısı, yeni bir versiyonu, davacı markasının yeni biçimde oluşturulmuş bir serisi olarak algılanma ihtimalinin bulunduğu, bunun da markaların karıştırılmasına yol açacağı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleştiği, diğer bir deyişle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairelerince bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği ve ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, her ne kadar davacı tarafça, itirazlarına dayanak markaların tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de dosya kapsamındaki deliller ile davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında, başvuru kapsamında yer alan "yenilebilir bitkisel yağlar." malları yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluştuğu, bunlar dışındaki mallar yönünden ise markalar arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle YİDK'in 30.01.2019 tarih, 2019/M-581 sayılı kararının, "yenilebilir bitkisel yağlar" malları yönünden iptaline, dava konusu 2018/08531 sayılı markanın, "yenilebilir bitkisel yağlar" malları yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf marka işaretleri arasında iltibas/iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, her iki taraf markalarının da aynı/benzer sınıfları kapsadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve davanın tamamının kabulünün gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum kararının yerinde ve 6769 sayılı Kanun hükümlerine uygun olduğunu, davacının mesnet markalarıyla davalının başvuru markası arasında iltibas/iltibas ihtimali oluşturacak benzerlik olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı şahıs vekili temyiz dilekçesinde özetle; mesnet markalar ve müvekkilinin başvuru markası arasında marka işaretlerinin bütün olarak bıraktıkları izlenim dikkate alındığında iltibas/iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde bir benzerlik olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının yaptığı marka tescili başvurusuna davacının itirazının reddine dair YİDK kararının iptalinin ve davalı başvuru markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.