8. Hukuk Dairesi 2014/1365 E. , 2014/18517 K. MAHKEMESİ : Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/06/2013 NUMARASI : 2011/422-2013/292 C.. A.. ve Y.. A.., dahili davacılar Aliye Akşaroğlu ve müşterekleri ile Z.. S.. ve müşterekleri aralarındaki muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.06.2013 gün ve 422/292 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve dahili davacılar vekili ile davalı Z.. S.. vekili tara…
**8. Hukuk Dairesi 2014/1365 E. , 2014/18517 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/06/2013 NUMARASI : 2011/422-2013/292 C.. A.. ve Y.. A.., dahili davacılar Aliye Akşaroğlu ve müşterekleri ile Z.. S.. ve müşterekleri aralarındaki muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.06.2013 gün ve 422/292 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve dahili davacılar vekili ile davalı Z.. S.. vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacılar vekili, tarafların 1324 ve 1343 parsel sayılı taşınmazların müşterek malikleri olduğunu, 1324 nolu parsel üzerinde bulunan tek katlı bina ile 3 katlı binanın davacıların babası tarafından yapıldığını açıklayarak bu binaların mülkiyetinin davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı Z.. S.. vekili, vekil edeninin taşınmazın 1/6 lık payını üzerindeki binalarla birlikte satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne, 1324 ve 1343 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan ve teknik bilirkişi S.. E.. tarafından düzenlenen 11.12.2012 tarihli ek rapor krokisinde (A) harfi ile gösterilen kırmızı ile boyalı zemin+2 katlı betonarme binanın davacıların murisi M.. A.. tarafından inşaa edildiği, bu nedenle yapının davacıların murisi M.. A..'na ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından dava konusu binanın değerinin gerçek değerinden çok düşük olarak hesaplandığı gerekçesiyle; davalı Z.. S.. vekili tarafından ise dilekçesinde yazılı sebeplerle temyiz edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Dava dilekçesinde tespiti istenen dava konusu tek katlı bina hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması doğru değildir. Bir hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar HMK'nın 297. maddesinde tek tek bentler halinde sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında; "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", amir hükmüne yer verilmiştir. Mahkeme kararlarının gerekçesinin açıklayacı nitelikte olup, bağlayıcı bir özelliğe sahip olmadıkları bir gerçektir. Tarafları bağlayan ve infaz edilmesi gereken bölüm hüküm fıkralarıdır. Bu nedenle hak ve yükümlülüklerin infazda duraksama yaratmayacak şekilde hüküm fıkralarında bulunması gerekir. Davalı Z.. S.. vekilinin buna ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Davalı Z.. S.. vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 326/1.maddesi uyarınca kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz yasanın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu tutulamaz. Hemen belirtmek gerekir ki anılan maddenin uygulanabilirliği bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olayda, davalı tarafın, davanın açılmasına sebebiyet vermediği kabul edilse bile, görülen davayı kabul etmedikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece dava konusu taşınmazda davacının da paydaş olduğu dava konusunun (müddeabihin) davalılar payına isabet eden muhdesat değeri olduğu dikkate alınarak, hesaplanacak bu bedel üzerinden yargılama sonunda hükmedilecek nisbi orandaki karar ve ilam harcının aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, aynı şekilde HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca davalıların payları oranında yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, hangi davalının ne miktarda sorumlu olduğu belirtilmeksizin yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi hükmünde, "arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği" açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi, mahkemelerce de muhdesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhdesatların mülkiyetinin tespiti isteminin muhdesatların meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği gözönüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı Z.. S.. vekilinin temyiz itirazlarının ise yukarıda açıklanan ilke ve olgular kapsamında kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın davacılar ve dahili davalılara iadesine, 1.852,05 TL peşin harcın da davalı Zekeriye Sarıoğlu'a iadesine 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.