1. Hukuk Dairesi 2012/2468 E. , 2012/2943 K. "" MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 1717 parsel sayılı taşınmazın 1050 m² kısmının kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, anılan kısmın tapusunun iptaline, üzerindeki muhdesatların yıkımına ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişm…
**1. Hukuk Dairesi 2012/2468 E. , 2012/2943 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 1717 parsel sayılı taşınmazın 1050 m² kısmının kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, anılan kısmın tapusunun iptaline, üzerindeki muhdesatların yıkımına ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın 785,65 m²'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali, terkin, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan deliller ile, kayden davalılara ait çekişme konusu taşınmazın bilirkişi heyetinin raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 785,65 m² kısmının 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre, tanımı aynı yasanın 4. maddesinde yapılan kıyıda kaldığı, öte yandan, mülkiyet sınırı dışında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içindeki 515,95 m² yere de ayrıca bahçe duvarı vs. yapmak suretiyle müdahale ettikleri belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. (Anayasa Md. 35/1, AİHS Ek Prot. 1-1). Türk Medeni Yasasının 683. maddesinde de bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi belirtilmiş, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava konusu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı Kararında da ifade edildiği gibi, kıyılar doğal nitelikleri itibariyle herkesin kullanımına açık, diğer taraftan da bu nitelikleri nedeniyle özel mülkiyet alanı dışında ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerdir. Kıyılar, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu mallarıdır. Bunun sonucu; kıyının zamanaşımı yoluyla kazanılması, tapu sicili hükümlerine bağlı tutulması, haczedilmesi mümkün değildir. Kıyılar, bu özelliklerinden dolayı Anayasanın 43.maddesinde ayrı bir bölümde düzenlenmiş, düzenlemede yukarıda sayılan nitelikler vurgulanmıştır.