Başvuru, kesinleşmiş bir takibe karşı bir kamu idaresi tarafından açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbire karar verilmesine rağmen alacaklı konumunda olan başvurucu lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kesinleşmiş bir takibe karşı bir kamu idaresi tarafından açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbire karar verilmesine rağmen alacaklı konumunda olan başvurucu lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Osmaniye'de bulunan Kırmıtlı Belediyesinde 1998-2009 yılları arasında işçi olarak çalışan başvurucu, belirtilen tarihler arasında ücretinin eksik ödendiği iddiası ile Belediye aleyhine 28/10/2010 tarihinde, Adana İcra Dairesinin (İcra Dairesi) E.2010/11609 sayısına kayden ve 576 TL tutarında, ilamsız icra yolu ile takip başlatmıştır. 4/11/2010 tarihinde borçlu tarafından takibin tamamına itiraz edilmiş ve takip durmuştur. Borçlu tarafından Adana Bölge Çalışma Müdürlüğü iş müfettişine başvurucunun alacak miktarı, rapor tanzim ettirilmek sureti ile hesaplattırılmış ve rapor doğrultusunda 053,41 TL'lik kısım yönünden itirazdan vazgeçilmiş ve bu kısım yönünden takip kesinleşmiştir. 522,59 TL'lik kısım yönünden borca itiraz iradesi devam ettirilmiştir. 053,41 TL'lik alacak yönünden başvurucu; Kırmıtlı Belediyesine, Maliye Bakanlığına ve İl Mahalli İdareler Müdürlüğüne tahsil amacı ile müracaatta bulunmuştur. Ödeme yapılamaması üzerine alacağın tahsili amacı ile takip dosyasında çeşitli icra işlemleri gerçekleştiren başvurucu ilgili işlemlerin borçlu tarafından şikayet edilmesi sebebi ile alacağına kavuşamamıştır. 22/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan6/3/2018 tarihli ve 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un geçici maddesi uyarınca aralarında Kırmıtlı Belediyesinin de olduğu bir kısım belde belediyelerinin tüzel kişiliği ortadan kaldırılmıştır. İlgili düzenleme iptal davası yolu ile Anayasa Mahkemesinin gündemine taşınmış, Anayasa Mahkemesinin 23/12/2008 tarihli kararı ile Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içinde iptal davası açanlar yönünden yürürlüğün durdurulmasına karar verilmiştir (AYM, E.2008/34, K.2008/153, 31/10/2008). Borçlu Belediyenin tüzel kişiliği 30/3/2014 tarihli yerel seçime kadar devam etmiş, 30/3/2014 tarihi itibarıyla tüzel kişiliği son bularak5747 sayılı Kanun'un geçici maddesinin fıkrası uyarınca aktif ve pasif tüm mamelekleri Osmaniye İl Özel İdaresine devredilmiştir. Başvurucu tarafından İcra Dairesinde yürütülmekte olan ilamsız takip dosyasında Osmaniye İl Özel İdaresi, Kırmıtlı Belediyesinin kanuni halefi sıfatı ile borçlu sıfatını kazanmıştır. Borçlu Osmaniye İl Özel İdaresi, 18/7/2014 tarihinde Adana İş Mahkemesinde, hakkında yürütülmekte olan takibe yönelik olarak başvurucu aleyhinde ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davası açmıştır. Başvurucu cevap dilekçesinde; ücret alacağının tahsili amacı ile Adana İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu 576 TL tutarındaki takibe ilişkin başvurucunun selefi konumunda olan Kırmıtlı Belediyesi tarafından itiraz edildiğini, sonrasında alacağın tamamına yönelik olarak yapılan bu itirazın 053,41 TL lik kısmından borçlu tarafından vazgeçildiğini, Osmaniye İl Özel İdaresinin 23/6/2014 tarihinde takibin iptaline ve faize yapmış olduğu icra şikâyetine Adana İcra Hukuk Mahkemesince ret kararı verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiş ve ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağına geç ulaşması sebebi ile doğacak zararlar dolayısıyla %20 oranında tazminat talebinde bulunmuştur. Borçlu davacı Osmaniye İl Özel İdaresi 20/8/2014 tarihinde icra dosyasına ihtirazi kayıt ile570,61 TL tutarında ödeme yapmış ve paranın alacaklı konumunda olan başvurucuya ödenmemesi ihtarlı dilekçe sunmuştur. Menfi tespit davasını görmekte olan Adana İş Mahkemesi 5/8/2014 tarihinde düzenlediği tensip zaptı ile davacının mahkeme veznesine alacağın %15'i tutarında nakdi teminat yatırması veya teminat mektubu getirmesi şartıyla ihtiyati tedbir talebini kabul etmiştir. Davacı borçlu tarafından dava değerinin %15’i olan 133,19 TL olan teminat tutarının mahkeme veznesine yatırılmasına müteakip Mahkeme 8/8/2014 tarihinde İcra Müdürlüğüne müzekkere yazarak icra takip dosyasına konu alacağın dava değeri (554,54 TL) kadarının başvurucuya ödenmesinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulduğunu bildirmiştir. Yapılan yargılama neticesinde; Adana İş Mahkemesi 5/11/2015 tarihli kararı ile başvurucu tarafından başlatılan 576 TL'lik icra takibinin 522,59 TL lik kısmına borçlu davacı tarafından itiraz edildiği, 053,41 TL'lik kısmın ise Kırmıtlı Belediyesinin düzenlettiği rapor doğrultusunda borç olarak kabul edildiği belirtilerek davanın reddine karar vermiştir. Karar başvurucu ve borçlu İl Özel İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucu temyiz dilekçesinde; eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davacı borçlunun alacağın ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabul edildiğini, davanın ret ile sonuçlandığını, 9/6/1932 tarihli 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun maddesinin fıkrası uyarınca alacağına geç ulaşması sebebi ile lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmediğini belirterek kararın bozulması talep etmiştir. Temyiz süreci devam ederken İcra Dairesi 21/12/2015 tarihinde başvurucuya 570,61 TL üzerinden 298,27 TL tutarında asıl alacağına yönelik ödeme yapmıştır. Borçlu İl Özel İdaresi, İcra Dairesinin yapmış olduğu ödemeye ilişkin işlemi Adana İcra Hukuk Mahkemesine 3/2/2016 tarihinde şikâyet etmiştir. Borçlu İl Özel İdaresi şikâyet dilekçesinde, Adana İş Mahkemesi tarafından 8/8/2014 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararının 12/1/2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin fıkrası uyarınca karar kesinleşene kadar devam ettiğini, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurduğunu belirterek İcra Dairesinin ödeme işleminin hatalı olması sebebi ile kaldırılmasını talep etmiştir. Adana İcra Hukuk Mahkemesi 14/3/2017 tarihinde şikâyetin reddine karar vermiştir. Mahkeme ret kararının gerekçesinde; ihtiyati haciz kararının menfi tespit davasında verildiğini, menfi tespit davasına ilişkin yargılamanın 5/11/2015 tarihinde ret kararı ile sonuçlandığını, 2004 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrasında tedbir kararının yargılamanın ret kararı ile sonuçlanmasının ardından kendiliğinden kalkacağına ilişkin hüküm bulunduğu açıklamalarına yer vermiştir. Borçlu İl Özel İdaresi karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da 22/9/2017 tarihli karar ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Şikâyetin ret ile sonuçlanmasına müteakip başvurucuya 4/5/2017 tarihinde 548,86 TL tutarında faiz ödemesi yapılmıştır. 4/3/2019 tarihinde Yargıtay Hukuk Dairesi başvurucunun ve borçlu İl Özel İdaresinin temyiz taleplerinin esastan reddine karar vererek ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Nihai karar 30/3/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 8/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 2004 sayılı Kanun'un "Menfi tesbit ve istirdat davaları" kenar başlıklı Maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilirDava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.... " 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder."B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 24/11/2021 tarihli kararıyla, taraflar arasında icra takibinden sonra görülen menfi tespit davasını temyizen incelemiştir. Daire, davalı tarafça 2004 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası uyarınca talep edilen tazminatın Mahkeme tarafından kötü niyet şartı oluşmadığından bahisle reddine karar verilmesini ilişkin kararı, ilgili tazminatın davalı yanının alacağına geç ulaşmasına bağlı olarak doğduğunu ve eldeki uyuşmazlık yönünden verilen ihtiyati tedbir kararı sebebi ile icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi olgusunun gerçekleştiğini belirterek bozmuştur (Yargıtay Hukuk Dairesi, 24/11/2021, E.2021/2304, K.2021/6496). Daire 4/3/2014 tarihli kararında, davalıların 2004 sayılı Kanun'un maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca talep ettikleri tazminatın ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmesini bozma konusu yapmıştır. Temyiz incelemesine konu davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğunu ve icra kasasına giren paranın yargılamada ihtiyati tedbir kararı verilmesi sebebi ile davalıya ödenmediğini vurgulayan Daire, davalının temyiz isteminin kabulüne ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Dairesi, 4/3/2014, E.2012/13953, K.2014/4092).