T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1050 - 2026/581 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1050 KARAR NO : 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.03.2024 NUMARASI : 2023/406 Esas 2024/257 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1050 - 2026/581 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1050 KARAR NO : 2026/581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.03.2024 NUMARASI : 2023/406 Esas 2024/257 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 23.03.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu, davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda kaza tarihi ve saati nazara alındığında poliçenin geçerli olmadığı, geçerli poliçenin ... Sigorta AŞ poliçesi olduğu belirtilerek ödeme yapılmadığını, ancak kaza tarihi itibariyle aracın önceki maliki tarafından davalı sigorta şirketine düzenletilen poliçenin geçerli olduğunu, aracın 16.03.2023 tarihinde satıldığını, kazanın ise 23.03.2023 tarihinde gerçekleşip poliçenin 15 gün geçerli olduğunu, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/43 D.iş sayılı tespit dosyasında hasar bedelinin 233.050,00 TL olarak belirlendiğini, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, 29.02.2024 tarihli dilekçe ile talebini 120.000,00 TL olarak ıslah ederek dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davalı sigorta şirketine davadan önce usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını, sigortalı aracın satışı nedeniyle işleten sıfatı ve zorunlu mali sorumluluk poliçesini düzenleyen şirketin değişmesi nedeniyle davalının sorumluluğu bulunmadığını, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, hesaplananın Genel Şartlar hükümlerine göre yapılması gerektiğini, temerrüde düşmediğinden faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu, 26.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücünü ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusuru bulunmadığının belirlendiği, bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ile davacı vekilinin talebi esas alınarak davanın kabulü ile 20.000,00 TL tutarındaki değer kaybı tazminatının 1.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 06.06.2023 tarihinden itibaren 119.000,00 ‘sinin ıslah tarihi olan 29.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kazadan kaynaklanan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olup haksız fiil niteliğindeki olayda ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında hatalı şekilde dava tutarının 20.000,00 TL ve dava türünün değer kaybı olarak yer aldığını, 120.000,00 TL hasar bedeli ifadesi yer alması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesine, sigortalı aracın kaza tarihinden önce satış nedeniyle işleten ve sigorta şirketinin değişmesi nedeniyle davalının sorumluluğu bulunmadığını, kaza anındaki sigortacının dava dışı şirket olduğunu, mahkemece beyanları nazara alınmadan karar verildiği, kaza günü ve saati itibariyle davalı sigorta şirketi nezdinde geçerli poliçe bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini, tazminat hesabının Genel Şartlar hükümlerine göre yapılması gerektiğini, aracın tamiri ekonomik değil ise pert total işlemi uygulanması gerektiğini, aracın hasar tarihindeki emsalinin piyasa rayiç değerinden aracın hasarlı vaziyetteki değeri düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin iskonto tedarik indirim hakkı mevcut olduğunu, davalı sigorta şirketinin KDV sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 23.03.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı aracın karıştığı kazada davacıya ait aracın hasar gördüğünü, kaza tarihi itibariyle aracın önceki maliki tarafından davalı sigorta şirketine düzenlenen poliçenin geçerli olup davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek araç hasarı nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Dava dilekçesinde araç hasarı talebiyle açılan davada, 29.03.2024 tarihli duruşmada kısa karar ile davanın kabulü ile "120.000,00 TL tutarındaki değer kaybı tazminatının 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 06.06.2023 tarihinden itibaren 119.000,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 29.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise tazminat tutarının kısa karardan farklı olarak "20.000,00 TL" şeklinde yazıldığı, tazminat türünün de dosya kapsamına uygun olmayan biçimde "değer kaybı" olarak belirtildiği, bu haliyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi hükmüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 297/2 ve 298/2. maddesi hükümleri ile yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak davadaki talebe uygun olarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösteren hüküm ve bu hükme uygun olarak gerekçeli karar oluşturulması için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Dosya içeriğinden davanın 23.03.2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili istemiyle aracın önceki maliki tarafından davalı sigorta şirketine yaptırılan zorunla mali sorumluluk sigortasına dayalı olarak açıldığı, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen sigorta poliçesinin 16.02.2023-2024 tarihleri arası dönem için düzenlendiği, aracın kazadan önce Ankara 65. Noterliğinin 16.03.2020 tarihli ve 9905 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile ... Motorlu Araçlar Kiralama AŞ tarafından ...'a satıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihi itibariyle işleten ve sigortacının değişmesi nedeniyle yeni işleten tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini sorumlulukları bulunmadığını savunduğu, ne var ki mahkemece davalının savunması yönünden hüküm vermeye yeterli inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Kazaya karışan ... plakalı araç ile ilgili olarak ... Sigorta AŞ tarafından düzenlendiği belirtilen poliçe ve eklerinin temini ile kaza tarihi itibariyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Mahkemece hükme esas alınan 26.02.2024 tarihli raporda araç hasar bedeli yönünden yapılan değerlendirmede tespit dosyasındaki belirlemelere yer verildikten sonra davacıya ait 1986 model ... marka aracın onarıldığına ilişkin herhangi bir fatura ve belgeye rastlanılmadığı belirtildikten sonra KDV dahil hasar bedelinin 233.050,00 TL olarak belirtildiği, raporda aracın onarımının ekonomik olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Meydana gelen kaza nedeniyle, aracın hasar gördüğünden bahisle hasar miktarının ve bedelinin tespiti, davacının aracının markası, modeli, yaşı ve kaza ile uyumlu hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle araçtaki hasarlanan parçaların tek tek belirtilmek ve kaza ile uyumlu olduğu da teyit edilmek sureti ile kaza tarihindeki değerlerinin aracın yaşına ve değişecek parçalara göre hurda, amortisman ve kıymet kazanma tenzili de değerlendirilerek hasarlı parçaların bedeli + işçilik bedeli + KDV değerlerinin gösterilmesi, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tespiti; tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın zarar olarak tespiti gerekir. Bu durumda araç hasar bedeli talebi yönünden öncelikle yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak davacıya ait araçtaki hasarlı parçaların tek tek gösterilmesi, kaza ile uyumlu olup olmadığının belirlenmesi, tespit dosyası, fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, ibraz edilen deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle hasar bedelinin belirlenmesi, aracın kaza tarihindeki değeri ve hasar bedeli karşılaştırılarak aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda (sovtaj) değeri arasındaki farkın davacının zararını oluşturacağı ilkesi gözetilerek davacının gerçek zararının Yargıtay uygulamasına göre belirlenmesi için uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetimi kabil rapor alınarak tahkikatın eksiksiz olarak tamamlanması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. 4-Kabule göre de davacı vekilinin talebi nazara alınarak hüküm altına alınan tazminatın tamamına dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken ıslahla artırılan tutar yönünden ıslah tarihi olan 29.02.2024 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 5. Genel İcra Dairesinin 2024/36983 esasına yatırılan 250.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.