4. Hukuk Dairesi 2023/6022 E. , 2024/6052 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/82 E., 2023/78 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/9120 Esas, 2017/11580 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece ,bozmaya…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6022 E. , 2024/6052 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/82 E., 2023/78 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/9120 Esas, 2017/11580 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece ,bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.10.2021 tarihli 2021/14921 Esas 2021/6629 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek, alacaklılarından mal kaçırma amacı ile borçlunun müteahhit olarak diğer davalı arsa sahiplerinden olan alacak haklarından 03.09.2010 tarihli noterde düzenlenen sözleşme ile bedelsiz olarak vazgeçtiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI (1) Mahkemenin 12.03.2015 tarihli ve 2013/410 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararıyla; "...davalılar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, davalı yüklenicinin inşaatı en geç 31/12/2010 tarihine kadar bitirmeyi ve inşaatın bu tarihten itibaren 45 iş günü geçtikten sonra tamamlamaması halinde, her ay için 3000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmede; cezai şart tazminatının ödeneceği son tarihin 31/12/2011 olarak belirlendiği, buna göre, davalı yüklenicinin ödeyeceği azami cezai şart tazminatı 31.500 USD' olduğu, davalı yüklenicinin söz konusu fesih ve ibraname ile 2.600.000,00 TL tutarındaki alacağından vazgeçtiği, yüklenicinin, davalı arsa sahipleri ile yaptığı sözleşmede ön görülen ve ödenmesi de yargılamayı gerektiren cezai şart tazminatına karşılık 2.600.000,00 TL tutarındaki alacağından vazgeçmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki; vazgeçilen alacak tutarıyla, sözleşme uyarınca talep edilebilecek azami ceza- i şart tazminatı arasında çok büyük bir fark bulunduğu, İİY'nin 280/ ilk maddesi uyarınca; ödeme kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş borçlunun iyi niyetli bir kişiden veya basiretli bir tacirden beklenilmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve 3. kişinin de bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde yapılan tasarruf batıl olup, anılan yasa maddesinin yollamada bulunduğu aynı kanunun 278/2 maddesine göre de: akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun bedel olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, bağışlama olarak kabul edildiğinden, davalılar arasında imzalanan 03/09/2010 tarihli fesih ve ibra sözleşmesi anılan yasa maddeleri kapsamında değerlendirildiğinde, davalı borçlunun tasarrufu ''bağışlama'' niteliğinde olduğu ve bu durumda; davalı arsa maliklerinin de iyi niyetli olduğu öne sürülemeyeceği...." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (1) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/9120 Esas, 2017/11580 Karar sayılı ilâmı ile "..Davacının iptalini istediği 03.09.2010 tarihli fesih ve ibraname başlıklı sözleşmesi olmakla birlikte bu sözleşmede, davalı ...'ın müteahhit olarak davalılar ... ve ...'na ait arsa üzerinde 23.12.2009 tarihinde imzalanan satış vaadi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve ibrası hüküm altına alınmıştır. 23.12.2009 tarihli sözleşmede müteahhit olan borçlu ... diğer davalıların arsası üzerinde yaptığı inşaat karşılığında bir kısım dairalerin mülkiyetini kazanacaktır. Yine sözleşmeye göre inşaatın süresinde tamamlanmaması halinde cezai şart ve haksız işgal tazminatı öngörüldüğü, inşaat ruhsat masraflarının davalı arsa sahipleri tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, borçlu müteahhit ...'ın inşaat sözleşmesi gereği almaya hak kazandığı 2.600,000,00 TL hakkından davacıların alacağını engellemek amacı ile vazgeçtiği iddiasındadır. Davalı arsa sahipleri ... ve ... ise, mütahhidin hakedişinden kendilerince yapılmış inşaat ruhsat masrafları, sözleşmede öngörülen cezai şart ve haksız işgal tazminatı gibi kalemler dikkate alındığından ve mahsup edildiğinde müteahhidin bir alacağının kalmadığını bu nedenle iptali istenilen 03.09.2010 tarihli ibra ve fesih sözleşmesi ile davacıdan bir mal kaçırmalarının söz konusu olmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece, bu konuda inceleme yapmak üzere mimar, hukukçu ve harita ve kadastro mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Bu raporda borçlu ...'ın yaptığı inşaat maliyetinden dolayı 2.110.407,65 TL alacaklı olduğu, sözleşmedeki cezai şartı gereğince diğer davalı arsa sahiplerinin ise 31.500,00 TL alacaklı oldukları tesbiti yapılmıştır. Karara dayanak alınan bilirkişi raporunda, 23.12.2009 tarihli sözleşmede davalı arsa sahipleri tarafından yapıldığı belirtilen inşaat ruhsat masrafları, işgal tazminatı gibi hususları hiç değerlendirmeye alınmadığı gibi cezai şartın hesaplanma şeklide anlaşılamamaktadır. Yapılacak iş, konusunda uzman aralarında inşaat mühendisinin de olduğu bilirkişi kurulundan, fesih tarihi 03.09.2009 da belirlenmiş olan inşaatın durumu dikkate alınarak, davalı borçlu müteahhidin hak ettiği bedel ile davalı arsa sahiplerinin 23.12.2009 tarihli sözleşme gereğince talep edebilecekleri hak ve alacaklarının (inşaat ruhsat masrafları, sözleşmede öngörülen cezai şart ve haksız işgal tazminatı gibi kalemler hususunda değerlendirme yapılarak) tesbiti yapıldıktan sonra iptali istenilen 03.09.2009 tarihli fesih ve ibranamenin davacı alacaklının haklarını engelleyici nitelikte olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.10.2020 tarih ve 2019/36 Esas 2020/469 Karar sayılı kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...Davalılar arasında 23.12.2009 tarihli Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlendiği sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı malikler tarafından sözleşmenin feshedildiğine dair 13.04.2010 tarihinde ihtarname çekildiği ihtarnamenin 27.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davalı taraflar arasında iptale konu 02.09.2010 tarihli Fesih ve İbranamenin imzalandığı, karşılıklı olarak hak ve alacaklarından feragat ettikleri, ibra tarihi itibari ile davalı yüklenicinin alacağının 2.600.000,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı doğrultusunda alınan 21.07.2020 tarihli ek raporda davalı maliklerin cezai şart dahil diğer davalıdan olan alacaklarının 2.105.922,56 TL gecikme cezası hariç alacaklarının 1.823.053,34 TL olarak tespit edildiği, bilirkişi raporunun yöntemince hazırlandığı ve hükme esas alınabileceği, mahkemece yapılan değerlendirmede inşaatın belirlenen süre içerisinde bitirilemeyeceği dikkate alındığında davalı maliklerin sözleşmenin 2. maddesine göre davalı yükleniciden gecikme cezası talep edebilecekleri, sözleşmenin feshedildiğine dair ihtarnamenin tebliğ edildiği 27.04.2010 ila ibra tarihi 03.09.2010 dönemlerine ait ecrimisil talep edebileceği, plan proje ruhsat ücreti karşılığı davalı maliklere 1.000.000,00 USD toplamlı verilen senetlerin de alacak kalemi olarak değerlendirilmesi gerektiği, şu halde fesih ve ibraname tarihi itibari ile davalı yüklenicinin alacağının 2.600.000,00 TL davalı maliklerin alacak toplamının 2.105.922,56 TL olduğu, karşılıklı ibra edilen tutarlar arasında misli bir fark ve tarafların birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğratmaya yönelik kasıtlarının bulunmadığı, 03.09.2010 tarihli fesih ve ibranamenin davacının haklarını engelleyici nitelikte olmadığı anlaşılmakla İİK 278/2 maddesinde düzenlenen iptal şartları oluşmayan davanın reddine ..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (2) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 12.10.2021 tarihli ve 2021/14921 Esas, 2021/6629 Karar sayılı ilâmı ile; "...1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında alınan 18.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı arsa sahiplerinin inşaat ruhsatı için yaptıkları harcamanın, aynı ruhsat ile bir başka firma ile anlaştıklarından istenemeyeceği belirtilmiştir. İkinci alınan 16.12.2019 tarihli raporda ise, plan proje yani ruhsat masraflarının müteahhide ait olmasına rağmen arsa sahipleri tarafından ödendiğinden bu masrafın müteahhitten istenebileceğini belirtmiş, 16.07.2020 tarihli ek raporunda da bu görüşünü teyid etmiştir. Dosya içeriğinden ve davalıların kabulünden inşaatın borçlu müeahhit dışında bir başka müeahhitle yapımına devam edildiği ve bitmek üzere olduğu sabittir. Bu halde, arsa sahiplerinin yeni müeahhitle yaptıkları sözleşmenin dosyaya ibrazının sağlanarak, bu sözleşmede, borçlu ... ile yaptıkları sözleşmeye göre proje veya inşaat ruhsatı masrafı kadar bir artı değer yaratılmış olup olmadığı, kısaca arsa sahiplerince yapılan bu masrafın ikinci sözleşmede dikkate alındığında ek bir menfaat sağlayıp sağlamadığı yönünde yeni bir bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.." gerekçesi ile karar bozularak mahkemesine gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (2) Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; arsa sahipleri ile yeni müteahhit arasında yapılan sözleşmenin ek bir menfaat sağlamadığı yöntemince hazırlanmış denetime elverişli bilirkişi raporu ile açık olarak belirlendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yeni yüklenicinin inşaatı aynı ruhsatla bitirdiğinden artı bir değer elde ettiğini, karara dayanak alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, KDV hesabının yasal bir dayanağı olmadığını, raporda 2022/3 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ kapsamında yapılan hesaplamada yüklenici karının düşülmediğini, Yavuz Sultan Köprüsünün şerefiye bedeline eklenmesinin hatalı olduğunu, tarafların ceza yargılaması sırasındaki beyanlarından muvazaanın açık olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri gereği açılmış tasarrufun iptali. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, inşaat ruhsatı ve proje masraflarının arsa sahiplerince karşılanmış olduğu gibi, davalılar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 8.maddesine göre sözleşmesinin feshi halinde arsa sahiplerinin müteahhit tarafından yapılan işin %35 eksiğini ödeme hakkının da olduğu anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.