T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2189 KARAR NO : 2025/1644 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/343 KARAR NO : 2023/741 DAVA TARİHİ : 29/05/2017 KARAR TARİHİ : 26/09/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 18.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.09.2023 tarih v…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2189 KARAR NO : 2025/1644 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/343 KARAR NO : 2023/741 DAVA TARİHİ : 29/05/2017 KARAR TARİHİ : 26/09/2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 18.12.2025 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.09.2023 tarih ve 2022/343 Esas, 2023/741 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin cam imalatı ile uğraştığını, davalı şirketin müvekkili şirketten 2015-2016 yılları arasında almış olduğu mallar karşısında müvekkili şirkete borçlandığını ve cari alacak bakiyesi olan 48.049,12 TL nin ödenmesinin talep edildiğini, ancak ödenmemesi nedeni ile İzmir 5.İcra Müdürlüğünün 2017/4259 Esas sayılı takip dosyası ile takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, zira davalı tarafından verilen siparişlerin müvekkili şirket tarafından imalatının yapılarak ilgili yerlere monte edildiğini, faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve davalı defterlerine işlendiğini,bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının İzmir 5.İcra Müdürlüğünün 2017/4259 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve kötüniyetli davalı aleyhine %40 tan aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda; YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin kompozit levha ve cam döşeme işi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirketin Çeşme ve Bornova'daki iki ayrı inşaatın dış cephe cam imalatı ve montajı işini aldığını, cam imalatı için davacı ile anlaştığını, cam siparişlerinin davacıya bildirildiğini, ancak davacının faturalandırdığı bir çok camın teslim edilmediğini, teslim edilen ürünlere ilişkin faturalarda ise cam birim fiyatları ve metrajların yanlış yazıldığını, Bornova inşaatı işinde, cam birim fiyatlarının her seferinde daha yüksek kalitedeki camların birim fiyatlarından faturalandırıldığını, Çeşme İnşaatı işinde ise cam birim fiyatlarının tuttuğunu, ancak faturalarda %35 civanda fazla metraj belirlendiğini, davalıdan faturaların düzeltilmesinin istenildiğini ve 30.12.2016 tarihli iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının iade faturasını almayarak iade ettiğini, icra takibinin haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine ve %20 den aşağı olamamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 19.12.2019 tarih ve 2017/583 Esas, 2019/1432 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasındaki ticari ilişkide teslim edilen doğrama ve camlara ilişkin olarak düşük fiyatlı ürünlerin yüksek fiyatlı ürün üzerinden faturalandırılması ve fazla miktarda metre kare fatura edilmesi yani metraj miktarının yüksek tutulmasına ilişkindir. Yerinde yapılan teknik incelemede, metraj olarak Bornovadaki Davacının yaptığı İş Tutarının 46.904,48 TL olarak hesaplanmıştır. Çeşmede ki inşaatta ise davacının yaptığı iş bedelinin 107.173.95 TL olduğu, davaya konu olan yapım işinin olabilecek yapım tutarının toplam 138.670,59 TL olduğu belirlenmiştir. Davalı zaten faturalarda miktarların yanlış yazıldığını savunmaktadır. Ancak yerinde yapılan incelemede bu iki işe ilişkin 133.049,12 TL Toplam yapılan iş tutarı, Teknik olarak her iki projede davacının kullandığı cam miktarına göre fiyatlandırıldığında Piyasa şartlarına uygun olduğu, davacının cari hesapta 133.049,12 TL olarak yapılan iş tutarı kaydının teknik olarak yapılan hesaplarda yerinde ve uygun olduğu, bu cari ilişkiden kaynaklı olarak 85.000,00.-TL ödendiği, 48.049,12 TL'nin ise takibe konulduğu, davacı şirket yasal defterlerine göre davalı ... Şti.’nin 21.03.2017 icra takip tarihi itibari ile 48.049,12-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, dolayısı ile yapılan teknik inceleme neticesinde davacı ....Şti’nin İzmir 5.İcra Müdürlüğü 2017/4259 Esas sayılı dosyasına istinaden davalı ....Şti.’nden 21.03.2017 icra takip tarihi itibari 48.049,12-TL tutarında asıl alacak talep edebileceği, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından İzmir 5.İcra Müdürlüğü’nün 2017/4259 sayılı dosyasından 21.03.2017 icra takip tarihi itibari ile herhangi bir işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin 48.049,12 TL asıl alacak üzerinden kabulüne, şartları bulunmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine'' dair karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24.03.2022 tarih ve 2020/317 Esas, 2022/444 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle; ''...Mahkemece alınan raporda takibe konu faturaların tamamının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davaya konu olan yapım işinin olabilecek yapım tutarının toplam 138.670,59 TL olduğu, davalı zaten faturalarda miktarların yanlış yazıldığını savunmaktadır. Ancak yerinde yapılan incelemede bu iki işe ilişkin 133.049,12 TL toplam yapılan iş tutarı, teknik olarak her iki projede davacının kullandığı cam miktarına göre fiyatlandırıldığında piyasa şartlarına uygun olduğndan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak sadece davacı defterlerinde yapılan incelemeyle alınan rapor faturaya konu camların tamamının ve belirlenen kriterlerde teslim edildiğini ispatlamak için yeterli değildir. Davacının tek taraflı düzenlediği faturaların bir kısmının altında davalı tarafın imzasının bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca söz konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı gibi davalı tarafça itiraz edilmek suretiyle iade olunduğunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, fatura edilen malların tamamının teslim edilmediğini savunmaktadır. Davacı, tek taraflı tanzim ettiği fatura ile malların tamamını teslim ettiğini ispatlayamamıştır. Bu haliyle akdi ilişkinin kurulduğu sabit ise de takibe konu edilen malların tamamının belirlenen fiyatlandırmada teslimi usulünce ispat edilebilmiş bulunmadığından teslim olgusu davacı taraf ispatlamalıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından sair tüm deliller değerlendirilip bilirkişiden cevap dilekçesi de nazara alınarak gerekirse ek rapor alınarak, bu kez tarafların defter kayıtları incelenmek suretiyle iş için kararlaştırılan camların tamamının teslim edilp edilmediği, inşaat alanındaki tüm camların davacı yana ait olup olmadığı, takılandan daha kaliteli cam üzerinden fiyatlandırma yapılıp yapılmadığı faturada belirtilen adette cam teslimi olup olmadığı hususunda inceleme yapılarak hasıl olacak onuca göre davalının bu yöndeki itirazları tek tek değerlendirilip karar verilmelidir. Bu nedenle davalı avukatının istinaf sebeplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 26.09.2023 tarih ve 2022/343 Esas, 2023/741 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..Davacı vekiline 14/03/2023 tarihli celsede bilirkişi ek ücretini yatırması için 2 hafta kesin mehil verilmiş olup, ücret 29/05/2023 tarihinde dosyaya yatırılmıştır. Mahkememizce verilen ara karara ilişkin davacı vekili tarafından dosyaya sunulan hastane raporuna göre davacı vekilinin 03/05/2023 tarihinin yatış, 05/05/2023 tarihinin ise çıkış tarihi olduğu, eski hale getirme talebinin 08/06/2023 tarihli celsede yapıldığı ücretin ise daha önceki bir tarih olan 29/05/2023 yatırıldığı, oysa HMK'nın 96/1. maddesinde, "eski hale getirme işlemi süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından sonra iki hafta içinde talep edilmelidir" düzenlemesi mevcut olup, davacı vekili hastaneden 05/05/2023'de taburcu olduğu halde bilirkişi ek ücretini 29/05/2023 tarihinde yatırdığı bu hali ile süresinde delil avansının ikmal edilmediği, yine davacı vekili engelin kalktığı 05/05/2023 tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde eski hale getirme talebinde bulunmadığı anlaşılmakla, kaldırma ilamı yerine getirilemediğinden, HMK' nun 266. Maddesi gereği çözümü teknik bilgiyi getiren eldeki davada ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınamadığından davacı alacağını ispat edememiş olup, açıkça yemin deliline de dayanılmadığından davanın reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 13.10.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Huzurdaki davada 14/03/2023 tarihli duruşmada (1) numaralı ara karar ile 2.400,00 TL bilirkişi ek ücretinin yatırılması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, duruşmanın 08/06/2023 tarihine bırakılmasına karar verildiğini, ancak Şubat ayında yaşamaya başladığı kalp ve başkaca ağır hastalıklar sonucunda, bilirkişi ücretinin yatırılması gereken kesin süresi içinde ağır bir ameliyat geçirdiğini, akabinde ise ameliyat sonrası ciddi sağlık problemleri nedeniyle evde istirahat halinde bulunduğunu, bu nedenlerle süresi içinde ilgili işlemi yerine getirebilme imkanı olmadığını, bilirkişi ek ücreti için gerekli 2.400,00 TL'nin duruşmadan önce 29.05.2023 tarihinde yatırıldığını, bunun üzerine 08/06/2023 tarihli duruşmada verilen (1) numaralı ara karar ile "tedavi ve tabucu olmaya yönelik delillerin sunulması için tarafımıza iki hafta mehil" verildiğini, taraflarınca verilen süre içinde 21.06.2023 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebinde bulunulduğunu, tedaviye ilişkin hastaneden alınan rapor ve evraklar dilekçenin ekinde dosyaya sunulduğunu, bu hususlarla birlikte kesin süreden sonra ancak duruşmadan önce yatırılan delil avansının işleme alınmasının gerekliliği Yargıtay içtihatlarında vurgulandığını, buna ilişkin dilekçelerinde emsal Yargıtay kararlarına değinildiğini, -Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere, bilirkişi ücreti delil avansı niteliğinde olduğundan, davanın reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, bununla birlikte kesin süreden sonra, ancak duruşmadan önce yatırılan delil avansının işleme alınması gerektiğinin Yargıtay kararlarında da vurgulandığını, taraflarınca da bilirkişi ek ücreti için gerekli 2.400,00 TL duruşmadan önce 29.05.2023 tarihinde yatırıldığını, davanın uzamasına sebebiyet verilmediğini, bu sebeple de yatırılan delil avansının işleme alınarak ek bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, hukuka ve usule aykırı olarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hak ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, Belirterek kararının İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cari hesaba dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Cam imalatı yapan davacı şirket ile binaların dış cephesine kompozit levha ve cam döşemesi işi yapan davalı şirket arasında cam üretim ve temini hususunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı yüklenici vekili, davalı iş sahibi tarafından verilen siparişlerin hazırlanarak teslim edildiğini, düzenlenen faturalara davalı tarafın itiraz etmediğini ve faturaları kendi kayıtlarına işlediğini ancak davalının cari hesaba göre bakiye 48.049,12 TL borcunu ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı iş sahibi vekili ise, davacı şirketin siparişlere göre cam imalatını yaparak kısmi teslimatlar yaptığını, ancak davacı tarafça faturalandırılan bir çok camın teslim edilmediğini, davacının sunduğu irsaliyelerin bir çoğunda teslim alan imzası bulunmadığını, teslim edilen ürünlere ilişkin faturalardaki cam birim fiyatlarının takılan camlara göre çok yüksek olduğunu ve cam metrajlarının da yanlış yazıldığını, bu durumu davacı şirketin kabul ettiğinden 11.05.2016 tarihli belgeyi düzenlediğini, ancak düzenlenen bu belgeye rağmen davalı tarafça düzenlenen iade faturasını iade ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce teslim olgusunu davacı tarafın ispatlaması gerektiğinden kararlaştırılan camların tamamının teslim edilip edilmediği, inşaat alanındaki tüm camların davacı yana ait olup olmadığı, takılandan daha kaliteli cam üzerinden fiyatlandırma yapılıp yapılmadığı, faturada belirtilen adette cam teslimi olup olmadığı hususunda gerekirse ek rapor alınarak tarafların defter kayıtları incelenmek suretiyle inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre davalının bu yöndeki itirazları tek tek değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırıldığı görülmüştür. Mahkemece istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda daha önce rapor düzenleyen üç kişilik bilirkişi heyetinden 12.12.2022 tarihli ek raporun alındığı, ek rapora taraf vekillerinin itirazı üzerine 14.03.2023 tarihli celsede 1 nolu ara karar ile " Bam kaldırma ilamında da açıkça belirtildiği gibi davalı/iş sahibinin 14/05/2016 tarihli adi yazılı belgeye göre iade faturası düzenleyebileceği nazara alınarak, davacı tarafından düzenlenen tüm faturalar ve davalının düzenlediği (davacı defterinde kayıtlı olmayan) iade faturası incelenerek esere konu yerde yerinde inceleme yapılarak davacı tarafından düzenlenen tüm faturalarda birim fiyatlarında kaliteye göre farklılığın bulunup bulunmadığı ve yerinde yapılan inceleme sonucu bulunan m2 dikkate alınarak sonuç hesabın yapılmasının istenilmesine, teknik bilirkişilere ek 1.200,00' er TL ücret takdirine, bilirkişi ücretinin davacı tarafça karşılanmasına, bu sebeple davacı vekiline eksik kalan 2.400,00 TL' yi yatırması için 2 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen bilirkişi ek ücretleri yatırılmadığı takdirde iddianın ispata muhtaç kalacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı)," karar verildiği, daha sonra ise davacı tarafça kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından davacının alacağını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK 324. maddesinde ; "Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi mevcuttur. 7251 sayılı Kanun ile değişen HMK'nın 94/2. maddesine göre hâkimin belirlediği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun ve isterse hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu kapsamda öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hâkim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.(Yargıtay 15. HD 2021/344 Esas ve 2021/725 Karar sayılı kararı) Somut olayda ilk derece Mahkemesi tarafından istinaf kaldırma kararından sonra aldırılan 12.12.2022 tarihli ek rapora tarafların yaptıkları itirazların yerinde inceleme ile hazırlanacak ek rapora göre giderileceğine kanaat getirildiğine göre, dosyada daha önce hakim gözetiminde hiç keşif yapılmaması da dikkate alınarak hakim gözetiminde keşif yapılarak ve ek bilirkişi raporu alınması gerekirken, bu yola başvurmadan bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2018 tarihli ve 2017/2471 E., 2018/1540 K. Sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere delillerin mahkeme huzurunda toplanacağına dair HMK’nın 197. maddesine aykırı olduğu gibi kesin sürede yapılması emredilen işlerin gerekli nitelik taşımasının da bu şekilde sağlanabileceği anlaşıldığından Mahkemece davacıya verilen kesin süre HMK'nın 94. Maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmış olup Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak keşif ve bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.09.2023 tarih ve 2022/343 Esas, 2023/741 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.