10. Hukuk Dairesi 2024/3630 E. , 2024/6303 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/446 E., 2021/419 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından …
**10. Hukuk Dairesi 2024/3630 E. , 2024/6303 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/446 E., 2021/419 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalı ... ... ...'nın geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle ölenin yakınlarına 29.960,76 TL ilk peşin sermaye değerli sürekli gelir bağlandığını, iş kazasından sonra ÇSGB müfettişliğince hazırlanan raporda davalıların kusurlu bulunduğunu, sorumlular hakkında Sinanpaşa Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığını, 5510 sayılı kanunun 21. maddesi ile hak sahiplerine bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin Kurumca işverene ödetileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile oluşan Kurum zararının gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, kusurları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 28.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 23.968,60 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... işçi olta balıkçılığından gelir elde etmek ve tesisi beklemek üzere işe alındığını, işe başlamadan önce her türlü talimatın verildiğini, göletin içerisinde çalışmaması gerektiği konusunda uyarıldığını, işyerinde gölete girmenin tehlikeli olduğuna ilişkin uyarı levhasının gölet kenarına sabitlenmiş olduğunu, ... yelekleri ve kayık kürekleri vb malzemelerin depoda saklanmakta olduğunu, ölen işçinin balıkları görmek arzusuyla gölete girdiğini, olayın kendi bilgi ve talimatı olmadan, ölen işçinin hizmetin gereği olmayan eylemi nedeniyle ve işçinin ağır kusuru ile meydana gelmiş olması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yaşanan kazada kendisinin kusuru bulunmadığını, söz konusu iş yerinde de çalışmadığını, zararın diğer davalıya rücu edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kendisi yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.12.2015 tarih ve 2013/197 Esas, 2015/265 Karar sayılı kararıyla; davacının davasının kabulü ile 23.968,60 TL 'nin gelir bağlama onay tarihi olan 21.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.09.2016 tarih ve 2016/7164 Esas, 2016/11467 Karar sayılı bozma kararında da; Mahkemece, davalı yönünden gerçek zararın açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde belirlenmesi ve her bir hak sahibine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirle karşılaştırılarak düşük (az) olan tutara göre bir karar verilmesi ile işverenin temyizi kapsamında, davalı işverenin teselsül sorumluluğu 5510 sayılı Yasanın 21/1 kapsamında, 3. kişi olan dava dışı ...'ın teselsül sorumluluğu 21/4 kapsamında ve belirtilen Daire ilkelerine uygun olarak irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne,ilk peşin sermaye değerine ilişkin tazminat talebinin kabulü ile taleple ve davacı tarafından verilen 29.07.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle bağlı kalınarak 23.968,608 TL tazminatın tahsis onay tarihi olan 21.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalılar ... ve ...'tan (tazminattan sorumluluğu 11.984,30 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili: kusur oranını kabul etmediklerini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 08.11.2012 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 'üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 'inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439' uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 'inci fıkrası ve 4 'üncü fıkrası 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3'üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 'inci maddesi ile 439'uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle de bağlı kalınarak, temyiz edenin sıfatına ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek bir husus görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.