11. Hukuk Dairesi 2011/10293 E. , 2012/17020 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/02/2011 tarih ve 2009/41-2011/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşm…
**11. Hukuk Dairesi 2011/10293 E. , 2012/17020 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/02/2011 tarih ve 2009/41-2011/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette diğer davalılarla birlikte ortak iken davalılardan ...'nın hisse devir sözleşmesi ile şirket hisselerini müvekkilinden herhangi onay almadan diğer davalı ...'ya devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin davalı şirket kurulduğundan beri hiç kâr payı almadığını, diğer davalıların müvekkiline ödenmesi gereken kâr payını kullanarak iş yaptıklarını ve malvarlıklarını arttırdıklarını, davalı ortakların müvekkilinin şirket defterlerini tetkik etmesine izin vermediklerini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek ve şirket defterlerini tetkik edebilmek amacıyla şirket muhasebecisi ...'e müracaat ettiğini, ancak adı geçen şahsın müvekkilini tehdit ederek hakaretlerde bulunduğunu, müvekkilinin Kanunen 10 yıla kadar saklamaları lazım gelen defterlerin ibrazı için davalılara ihtar çektiğini, ancak adı geçen ilgililerin söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek son on yıla ait şirket defterlerinin taraflarına ibrazına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şirketin kurulduğu günden bu yana ödenmeyen 10.000,00 TL kâr payının taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'nın davalı şirkette bulunan hisselerinin tamamını 10.05.2004 tarihinde müvekkili ...'ya devrettiğini bu nedenle müvekkili ...'ya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının tasfiye sürecine şirket ortağı olarak katıldığı, o zaman hiçbir itirazı olmamasına rağmen ve alacağı olduğunu ileri sürmemişken aradan uzunca bir süre geçtikten sonra dava açmasının kötü niyetinden kaynaklandığını, ayrıca şirket tasfiye haline girdikten sonra tasfiye memurluğunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapmış olduğu ilanla şirketin alacaklılarının ilandan itibaren 1 yıl içerisinde şirkete başvurmalarının ilan edilmiş olmasına rağmen davacı tarafından yapılmış bir başvuru bulunmadığını, şirketin tasfiyeye yönelik işlemler yapmakta olup kâra yönelik bir işlemde bulunmadığından dağıtılacak herhangi bir kâr bulunmadığını, davacının şirket defterlerinin kendisince incelenmesine izin verilmediği yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının ödenmemiş sermaye borcunun bulunup bulunmadığının ve bu oran nazara alınarak kâr payı alacağının ne kadar olduğunun hesaplanması için şirket defterlerinin incelenmesi gerektiği ve delil olarak bu defterlere dayanıldığı, davalı şirketin ve şirket ortaklarının defterleri incelemesini teminen mahkemeye ibraz etmediklerini, bu hususta davalı şirket ve şirket ortağı vekiline ihtaratlı bildirim yapıldığı, buna rağmen defterlerin temin edilemediği, şirket defterlerini teslim etmemekle kusurlu tarafın davalı taraf olduğu, bu hali ile davacının alacağının varlığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin davalı şirket ile şirket ortakları ... ve ...'dan ödenmemiş sermaye borçları ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmişlerdir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Kâr payına hükmedilebilmesi için ortaklar kurulunun kârın dağıtılması konusunda karar alınmış olması gerekir. Ortaklar kurulunca kârın dağıtımı konusunda karar verilmedikçe kâr payının bir alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi mümkün değildir. (11.HD'nin 26.03.1998 tarihli ve 9240/2241) Bu itibarla mahkemece dava konusu edilen dönem bakımından davalı şirketin kârının bulunup bulunmadığı ve kârın dağıtımı hususunda bir ortaklar kurulu kararının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Öte yandan, bir sermaye şirketi olan davalı şirket ortaklarının, dağıtılmayan kâr payı ile ilgili olarak herhangi bir şahsi sorumluluğu söz konusu olmadığı halde, mahkemece ödenmemiş sermaye payları ile sınırlı olmak üzere ve üstelikde infazda tereddüt yaratacak şekilde miktar belirtmeksizin davalı şirket ortakları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de gerçek kişi davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 127,35 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 31/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.