Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1885 E. , 2024/1076 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/1885 Karar No : 2024/1076 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) … Genel Müdürlüğüne İzafeten … Orman İşletme Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : I- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı II (DAVACI) … Genel Müdürlüğüne İzafeten … Orman İşletme Müdürlüğü İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1885 E. , 2024/1076 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/1885 Karar No : 2024/1076 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) … Genel Müdürlüğüne İzafeten … Orman İşletme Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : I- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı II (DAVACI) … Genel Müdürlüğüne İzafeten … Orman İşletme Müdürlüğü İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının davacı tarafından eksik hüküm nedeniyle, davalı tarafından ise esasa ilişkin olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih, … sayılı kararıyla kabul edilen 26/09/2016 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bu plana karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve … (dava dilekçesinde sehven 26/09/2017 tarihli yazılmış) sayılı belediye meclisi kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu parselin bulunduğu alan ile ilgili açılan tapu iptal ve tescil davasının derdest olduğu, parselin ne kadarının orman alanı sınırları içerisinde kaldığının bu davada verilecek kararda belirleneceği, dava konusu nazım imar planının kapsadığı alanın Devlet Ormanı sınırları içerisinde kalacak alanı kapsayacağının muhtemel olduğu, dava konusu parselin şu anki tapu sınırları içerisinde nereye uygulanacağının bilinemediği, söz konusu bölgede konut alanları, tarım alanları ve ticaret alanları için belirlenen sınırların hangi kriterlere göre oluşturulduğunun belirlenmediği, orman sınırları içerisinde kalan bölgelerin imar uygulamasına ve imar planlarına konu edilemeyeceği, bölgede planlama yapılabilmesi için açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğinden, dava konusu nazım imar planı ile bu plana karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararı yönünden uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, eksik hüküm nedeniyle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARININ ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … parsele ilişkin hazırlanan nazım imar planının İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edildiği ve 26/09/2016 tarihinde onaylandığı, davacı idarece askı süresi içerisinde söz konusu imar planına yapılan itirazın … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile reddi üzerine, anılan nazım imar planının ve bu plana karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi, … parsel yönünden iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "-Dava konusu … sayılı parselin, 18.884.500,00m² olduğu, niteliğinin kısmen arazi ve kısmen çalılık olarak belirtildiği, -Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alanlar için plan; "Bu alanlarda; tarımsal faaliyetler ile yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenecek bağ ve çiftlik evleri, hobi bahçeleri gibi kırsal nitelikli yapılaşmalar yer alacağı, -Kırsal Yerleşim Alanları için plan, "Kırsal yerleşim alanları, orman köyü statüsündeki yerleşmeler ile 5216 sayılı yasa gereği mahalle statüsüne alınmış eski köy yerleşme alanlarını kapsadığı, kontrolsüz kentleşme, sanayileşme ve turizm faaliyetleri doğal zenginliklerin tahribine, kırsal ekonominin bağımlı olduğu tarım ve kıyı alanlarının kirlenmesine yol açtığı, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda, Ulusal Kırsal Kalkınma Planı doğrultusunda; kentsel alanlarla kırsal alanların karşılıklı etkileşimi çerçevesinde sürdürülebilir doğal kaynak kullanımını esas alan kırsal kalkınmanın sağlanması, koruma ağırlıklı kullanım dengelerinin kurulması ilkesinden hareketle köy yerleşik alanlarının doğal gelişimi dışında genişlemesinin sınırlandırılması ve düşük yoğunluklu kırsal karakterlerinin korunması öngörüldüğü, -249 sayılı parselin üzerinde tarım alanları, çalı ve ağaçlık alanlar ile kırsal konut yapıları bulunduğu, -dava konusu planın üst ölçekli planı 15/06/2009 onanlı 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı olduğu, bu planda anılan parsel "Kırsal Yerleşim Alanları ve Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alan" lejantlı alanlarda kaldığı, -26/09/2016 onay tarihli 1/5000 ölçekli Pendik ilçesi … Mahallesi Nazım İmar Planında kalan 147 ha’lık alanı kısmen yol, kısmen belediye hizmet alanı, kısmen ibadet alanı, kısmen spor alanı, kısmen mezarlık alanı, kısmen eğitim alanı, kısmen Sağlık Alanı, kısmen Ticaret Alanı, kısmen Sosyal Tesis Alanı, kısmen Park ve Yeşil Alan, kısmen Otopark Alanı ve kısmen Gelişme Konut Alanında kaldığı, -parseli kapsayan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının henüz onaylanmadığı, -23/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile İstanbul İli idari sınırları İstanbul Büyükşehir Belediye sınırları olarak belirlenmiş, plan yapma yetkisi de Büyükşehir Belediyesi’ne verildiği, bu kapsamda 30/06/2016 tarihli Başkanlık oluru doğrultusunda Pendik İlçe Sınırları ve Ömerli İçmesuyu Havzası içinde kalan Pendik İlçesi, … , … , … , … ve … ile … ve … Mahallelerinin bir kısmını kapsayan bölgede 1/5000 ölçekli plan çalışmaları başladığı, plan bölgesi alan büyüklüğü bakımından iki etaba ayrıldığı, ilk etap 288,66 ha alanda hazırlanan 1/5000 ölçekli Pendik İlçesi Göçbeyli Mahallesi Nazım İmar Planı teklifi ve raporu İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisine iletildiği ve kabul edilerek 26/09/2016 tarihinde onandığı, -1/5000 ölçekli nazım imar planı doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onama ve dağıtım sürecinin devam ettiği, -parselin bulunduğu bölgenin, dava konusu plana dek geçen süre içinde plansız kaldığı, -26/09/2016 onay tarihli … Mahallesi Nazım İmar Planı revizyon plan niteliğinde olmadığı, dava konusu parselin de bulunduğu alanın plansız kalması sebebi ile planlama çalışmalarının başlatıldığı, -dava konusu planda belirlenen fonksiyonlar, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli planda belirlenen Kırsal Yerleşim Alanları ve Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alan lejandları ile uyumlu olduğu, ancak orman alanı sınırları konusunda Orman İdaresi tarafından raporlanan belirsizlik nedeni ile üst ölçekli plan fonksiyonları uyumunun da belirsiz kaldığı, -İstanbul İli, Pendik İlçesi, … Mahallesi sınırları içinde kalan … parsel, 1970 yılında yapılan tapulama çalışması sırasında 18.884.500,00 m² yüzölçümü ile tespit ve tescil edildiği, -dava konusu parselin geldisi Mart 1337 tarihli … ve … nolu tapu kayıtlarının uygulanması suretiyle tesis edildiği, -eski tapu kayıtlarının miktarı 643.300,00 m² olduğu, 1970 yılındaki tapulama çalışmaları aşamasında tavzih kararı ile alan büyütülüp 18.884.500,00 m² olarak düzeltildiği, -tapu kaydı ile aradaki farkın 18.241.200,00m² olduğu, özel orman vasıflı … parselde 2006 yılında 4999 sayılı Orman Kanunu uygulamasında 8 parça kısım orman sayılmayan yer olarak tefrik edildiği ve Orman Kadastro Komisyonunca tefrik edilen kısımlardan davaya konu edilen … nolu orman sayılmayan parselin büyüklüğünün 1.474.581,00 m² olarak hesap edildiği, -İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan nazım imar planı sınırlarının … olarak sınırlandırılan sahayla birebir örtüştüğü, -Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin E:...ve K:... sayılı ilamında … parselin tavzih kararı ile şahıslar adına yolsuz tescil edildiğinin tespiti üzerine Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nca soruşturma başlatıldığı, bu soruşturma neticesi düzenlenen raporda, "yolsuz tescil nedeni ile tapu miktarının 643.300,00 m²’ye indirilmesi için tapu iptal davası açılmasının talep edildiği" bu talep üzerine İstanbul … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve açılan davanın derdest olduğu, -arazide yapılan incelemede … parselin içinde bulunduğu alanın tamamının orman sayılmadığı alan içerisinde kısmen yerleşimin başladığı bir kısım yapıların bulunduğunun tespit edildiği ve bu tespit uyarınca parselin alanının 643.300,00m² olarak kesinleşip geri kalan 18.241.200,00m²’si Devlet Ormanı olarak iptal edildiği durumda 1/5000 ölçekli nazım imar planının kapsadığı alanın hukuki yönden Devlet Ormanı sınırları içinde kalacağının muhtemel olduğu, -643.300,00m²’lik alanda … parselin şu andaki tapu sınırları içinde nereye uygulanacağının bilinemediği, -derdest olan davada, imar planının yapıldığı … parseline uygulansa bile planın kapsadığı alan olan 1.474.581,00m²’nin tapu kaydında olan 643.300,00 m² düşünüldüğünde 831.281,00 m²'sinin yine Devlet Ormanı sınırları içinde kalacağının muhtemel olduğu, -dava konusu planın raporuna göre; alanda planlanan fonksiyonların, tarım alanları, orman alanları, içme suyu ve dere havza alanlarının korunması, mevcut konut alanlarının değerlendirilmesi, gelişme konut alanlarının kırsal dokuya uyumlu olması, nüfusun dengeli biçimde dağılımının sağlanması, kırsal donatıların nicelik ve niteliğinin artırılması, konut dışı kırsal çalışma alanlarının belirlenmesine yönelik analizler sonucunda oluşturulduğu, -dava konusu plan bölgesinde konut alanları için 143 ha, tarım alanları için 110 ha, ticaret alanları için 3.3 ha olarak belirlendiği, ancak, … parsel içinde belirlenen planlama alanı sınırlarının hangi kriterlerle oluşturulduğunun belirlenemediği, -Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin E:... ve K:... karar sayılı kararında belirtildiği üzere "Ormanlar İmar Uygulamasına Tabi Tutulamaz" denildiği, bu duruma göre … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:… sayılı dava kesinleşene kadar ilgili sahada ileride oluşabilecek herhangi bir mağduriyete sebep verilmemesi için imar planı uygulamasının yapılmamasının gerektiğinden, dava konusu nazım imar planının ve bu plana karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararı yönünden uygun olmadığı görüş ve kanaatine yer verildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasasının 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; 63. maddesinde, Devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlayacağı, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alacağı, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği; 169. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin, ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu; 3. fıkrasında, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme izin verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, tabiat varlıklarının korunmasındaki vazgeçilmez unsur olan kamu yararının, bu yerlerdeki mülkiyet hakkının kullanımının sınırlarını belirleyerek bu hakkın kullanımından daha önemli ve öncelikli olarak değerlendirilmiş olduğu açıktır. 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesinde, tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık topluluklarının yerleriyle birlikte orman sayılacağı belirtildikten sonra orman olarak sayılamayacak yerlerin belirlendiği, 4. maddesinde, ormanların mülkiyet ve idare bakımından Devlet ormanları, hükmü şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar ve hususi ormanlar olarak belirlenmiş, özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde tabii şekilde oluşan veya ekim dikim suretiyle emekle oluşturulan ormanlar hususi ormanlar olarak nitelendirilmiş, maddelerde getirilen düzenlemelerde emekle oluşturulan hususi ormanlara istisna tanınması halinde bu istisnalar açıkça belirtilmiştir. Aynı Yasanın 17/4. maddesinde, hükmi şahsiyeti haiz amme müesselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda bina ve tesis yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığından izin alınacağı kurala bağlanmıştır. Yine aynı Yasanın hususi ormanlar hakkında düzenleme getiren dördüncü fasılda yer alan 52. maddesinde, "Ekim ve dikim suretiyle meydana getirilen hususi ormanlar hariç, hususi ormanlar 500 hektardan küçük parçalar teşkil edecek şekilde parçalanıp başkalarına temlik ve mirascılar arasında ifrazen taksim edilemez. Ancak, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerdeki hususi orman alanlarında bu Kanunun 17 nci maddesine göre izin almak ve yatay alanın yüzde altısını (% 6) geçmemek üzere imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir. İnşaatların yapılmasında orman alanlarının tabii vasıflarının korunmasına özen gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanununa dayanılarak hazırlanan, 25.04.2002 tarihli, 24736 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Ormanlarda ve Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlarda Yapılacak İş ve İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 26.07.2005 tarihli, 25887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan,10. maddesinde, "Şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerdeki özel orman veya amme müesseselerine ait orman alanlarında 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesine göre izin alınmak ve yatay alanın (% 6) yüzde altısını geçmemek koşuluyla imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir. İnşaatların yapılmasında orman alanlarının doğal özelliklerinin korunmasına özen gösterilir. Ormanın kapalılık durumu ve arazinin topoğrafik yapısı göz önünde bulundurulmak suretiyle, ormanın en zayıf olduğu ve alt yapı hizmetlerinin en uygun görülebileceği yerlerde izin verilir. Kamu eline geçecek tesisler de dahil olmak üzere yapılacak her türlü alt yapı ile diğer sosyal, ticari ve idari amaçlı tesisler ve bunlar arasındaki bağlantı yolları dahil imar planı, genel özel orman alanının maksimum yüzde altısını (% 6) geçemez." hükmüne yer verilmiş ise de; 26.07.2005 tarihli, 25887 sayılı Resmi Gazete yayımlanan yönetmeliğin 5. maddesiyle "Şehir, kasaba, köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerdeki özel orman alanlarında 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesine göre izin alınmak ve yatay alanın % 6 sını geçmemek koşuluyla imar planlamasına uygun inşaat yapılabilir. İnşaatların yapılmasında orman alanlarının doğal özelliklerinin korunmasına özen gösterilmek kaydıyla ormanın kapalılık durumu ve arazinin topoğrafik yapısı göz önünde bulundurulmak ve orman içi açıklıklardan ve bozuk orman alanlarından azami faydalanılmak suretiyle uygun yerlerde izin verilir. Enerji nakil hattı, haberleşme, su isale hattı, doğalgaz hattı, kanalizasyon, yol ve benzerleri ile 6831 sayılı Orman Kanununun 17 nci maddesine göre genel kamu hizmetlerine yönelik verilen izinler % 6 lık alana dahil değildir. Bunların dışındaki her türlü tesis ve müştemilat; garaj, havuz, spor tesisleri, çocuk oyun alanı, otopark, ticari ve sosyal tesisler ve benzeri yapılar % 6 lık alana dahildir. Yapılması zorunlu olan yollar ile yapılacak alt yapı tesisleri genel ormancılık faaliyetlerinin yerine getirilmesi için de kullanılır..." şeklinde değiştirilmiştir. Yukarıda aktarılan kanun hükmünden anlaşılacağı üzere kanun koyucunun, genel kuralın aksine, istisnai bir düzenlemeye yer vererek özel ormanlarda yapılaşma olabileceğine yönelik hüküm ihdas ettiği anlaşılmaktadır. Ancak yapılaşmaya müsaade edilen mahal, orman alanı olduğundan, yapılaşma hakkı, hem istisnai düzenleme getiren 52. maddenin kendi içinde getirdiği kısıtlamalar, hem de ormanların korunmasına ilişkin genel hükümlerle sınırlı olup; mezkur yasa hükmünün orman alanlarının, zarar görmesine neden olacak ölçüde geniş yorumlanamayacağı kuşkusuzdur. 6831 sayılı Kanunun 52. maddesi incelendiğinde, esasen yapılaşmanın ne şekilde gerçekleşeceği ve yapılaşmaya açılacak alan sınırı açıkça gösterilmiştir. Öncelikle orman alanının belli bir bölümünde olmak üzere, inşai faaliyetin "Yatay alanın yüzde altısını (% 6)" geçmemesi, inşaatların "imar planlamasına" uygun olması ve inşaatların yapılmasında orman alanlarının "tabii vasıflarının korunmasına özen gösterilmesi" gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında söz konusu unsurların değerlendirilmesi gerekmektedir. "Yatay alanın yüzde altısını (% 6) geçmemek" unsuruna ilişkin olarak; Yukarıda da aktarıldığı üzere Orman alanlarında, asıl olan orman vasfının korunması ve bu vasfına uygun olarak kullanılması olup, "özel" dahi olsa orman alanlarında tanınan yapılaşma hakkı istisnai bir düzenleme olduğundan, yapılacak hukuki yorumun da "orman" kullanımının korunmasına yönelik olması ve "yapılaşmaya" yönelik hükümlerin ise istisnai olma durumu dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Kamu yararı amacıyla özel orman sahiplerinin tasarruf hakları Anayasanın 169. maddesi ve Orman Yasası hükümleriyle sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, 6831 sayılı Orman Yasasının 17/4 ve 52/2. maddeleri yorumlanırken bu ilkelerin gözönünde bulundurulması gerekir. Bu maddeler gereğince, özel orman alanının belli bir bölümünde olmak üzere, en fazla %6'lık alanı, imar planlamasına tabi tutulmak koşuluyla inşaat yapılmasına izin verilebilecektir. Özel ormanın imar planlamasına tabi tutulacak bu % 6'lık bölümü tespit edilirken "orman alanlarının tabi vasıflarının korunmasına özen gösterilecek" ve imar planlamasına tabi tutulacak % 6'lık sahada imar planlaması neyi gerektiriyorsa tüm imar işlemleri bu % 6'lık izin sahasında yapılacaktır. Başka bir deyişle, imar planlamasına tabi tutulacak % 6'lık saha içine yapılacak binaların, inşaat alanının tamamı % 6'ya dahil edilip, yine binalar için gerekli yollar, otoparklar, çocuk oyun alanları, kapalı açık garajlar, havuz, spor tesisleri, ticari ve sosyal tesis gibi, benzeri yapıların tümünün alanı imar planlamasına tabi tutulmak amacıyla izin verilen özel ormanın yatay alanının % 6'sını geçmeyecektir. Çünkü yapılacak bina, yol ve her türlü tesis, özel ormanın bir bölümünün orman olarak kullanılmasına engel olacak ve yasa metnindeki "orman alanlarının tabi vasıflarının korunmasına özen gösterilir" hükmü dikkate alınmamış olacaktır. İmar planlamasına tabi tutulacak % 6'lık sahada yapılaşmanın elverdiği ölçüde ve geriye kalan % 94'lük orman alanında ise, özel orman faaliyetlerine aynen devam edilecektir. Binaların inşaat alanlarının tamamı hesaba katılmadan bu binalar için gerekli yollar, açık ve kapalı havuzlar, çocuk oyun alanları, garajlar, otoparklar, ticari ve sosyal tesisler gibi benzeri yapıların tüm alanlarının toplamı hesaba katılmadan, sadece binaların yatay alanlarının kapladığı alana göre % 6'lık izin sahasının belirlenmesi, taşınmazın orman toprağı olma niteliği gözönünde bulundurulduğunda Anayasa ve Yasa hükmü ile bağdaşmaz. Çünkü özel ormanda asıl olan yapılaşma olmayıp, izin verilen alanda kısmen ve bu alan dışında kalan bölümde ise yine eskiden olduğu gibi ormancılık faaliyetlerinin sürdürülmesidir. "İmar planlamasına uygun olması" unsuruna ilişkin olarak; Yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamayı amaçlayan 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuata göre; insan, toplum, çevre münasebetlerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere her tür ve ölçekte plan yapılması gerekmekte olup; herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmaz. Ormanlar kural olarak yapılaşmaya kapalı alanlar olduğundan, her tür ve ölçekte hazırlanan imar planlarında, orman kadastrosu ile tespit edilmiş alanların, "orman" lejantı ile gösterilmesi esas olup, yine Orman Kanununda sınırlı sayıda belirtilen istisnalar dışında orman kullanımı dışında başka bir kullanım kararı öngören planlama yapılması mümkün değildir. Öte yandan; mezkur kanun hükmü ile özel ormanın belli bir kısmı için (%6) yapılaşma olanağı sağlandığından, İmar Kanununun genel hükümleri gereği burada yapılacak her türlü imar faaliyetine dayanak olmak üzere, her tür ve ölçekte imar planlarının hazırlanması gerekmektedir. Nitekim mezkur yasa hükmünde de "imar planlamasına uygun olması" ifadesine yer verilerek, planlama olgusuna vurgu yapılmıştır. Aksi yorumla İmar planı yapılması zorunluluğun bulunmadığının düşünülmesi halinde, imar planlaması sırasında işletilen karar ve denetim mekanizmalarının devreden çıkarılması, olağan planlama bölgelerinde gözetilen şehircilik ve planlama esasları ve mevzuat gereklerinin "orman alanları" gibi hassas bir bölgede dikkate alınmaması sonucu doğar ki, böyle bir yorumun kabulü mümkün değildir. "Orman alanlarının tabii vasıflarının korunmasına özen gösterilmesi gerektiği" unsuruna ilişkin olarak; İmar planlamasının yapılması sırasında, plancının ödevi planlama alanı ile ilgili her türlü veriyi toplamak ve yörenin sosyo-ekonomik durumu, zemin yapısı, konumu, ulaşım sistemi, vs. unsurlarını dikkate almak suretiyle mevzuata uygun ve uyumlu kullanım kararları üretmek olmalıdır. Bidayetten beri meskun alan olarak kullanılan bir bölgenin planlaması ile gelişme konut alanı olarak öngörülen alanların planlanmasında dahi öncelenen değerler farklılık arzederken, özel kanunlarıyla ayrık düzenlemeye tabi tutulan Kıyı ve Orman alanlarının planlanmasında nazara alınan değerlerin farklılaşmaması beklenemez. Bu doğrultuda yasa koyucunun da mezkur hükümde "Orman alanlarının tabii vasıflarının korunmasına özen gösterilmesi gerektiği" ifadesine yer vermek suretiyle planlama alanın hassas durumunu vurgulaması karşısında, Yapılaşma hakkının tanındığı kısıtlı bölgede müsaade edilen inşai faaliyetin, kalan %94'lük kısmına olumsuz etkisi en az olacak kullanım kararlarının belirlenmesi gerektiği, diğer bütün koşulların uygun olması halinde dahi ancak olağan planlama bölgeleri için getirilen, orman alanlarının tabii vasfıyla uyuşmayan çok katlı yapıların, %6'lık planlama bölgesi için kaçınılması gerektiği açıktır. Bakılan davada; İdare Mahkemesince her ne kadar yukarıda belirtilen gerekçe ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Dairemizce yapılan değerlendirmede; özel orman alanının yalnız %6 kısmının planlamaya konu edilerek, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde yapılacak tüm orman dışı kullanımların bu sınır içerisinde yapılması, kalan %94'lük kısmının orman vasfının aynen korunması gerekirken, dava konusu işlem ile yasanın açık ve emredici hükümlerine muhalif şekilde taşınmazın orman toprağı olma niteliği gözardı edilerek uyuşmazlık konusu parselin tamamını kapsar şekilde yapılaşmaya açıldığı anlaşılmış olup, dava konusu edilen nazım imar planının, 1982 Anayasasına, Orman Kanununa aykırı olarak tanzim edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunamamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı ve Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/02/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.