10. Hukuk Dairesi 2013/11035 E. , 2013/12500 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Asıl dava ve birleşen dava; iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile…
**10. Hukuk Dairesi 2013/11035 E. , 2013/12500 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Asıl dava ve birleşen dava; iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalılar ... avukatları ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Davada somutlaşan olayda; davalı ...'nde kompresör operatörü olan ..., 14.12.2006 tarihinde heyelan önleme çalışması sırasında, çay içmek için mola verdikleri sırada ısınmak amacıyla davalı ...'ın taş vurarak kırmak istediği ağaçtan koparak sıçrayan parçanın sol kulağına isabet etmesi sonucu, yüz felçi geçirerek %14,10 malul kalmıştır. Üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 04.01.2010 ve 02.06.2010 tarihli bilirkişi raporlarında; eğitim ve denetim eksikliği nedeniyle davalı işverenin %40, diğer davalı ...'ın %20 ve sigortalının da %40 kusurlu oldukları belirtilerek, mahkemece, davalıların toplam %60 kusur oranı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır. Somut olayın oluş şekline göre, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde hareket eden davalı ... ile kaza tarihinde 40 yaşında olduğu ve kendisine verilen bareti kafasına takmadığı anlaşılan sigortalı ...'ın asli kusurlu oldukları sabittir. Hal böyle olunca; 14.12.2006 tarihli iş kazasında, iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman olmayan ve oluşa da uygun düşmediği anlaşılan, davalı işverene fazla kusur izafe eden bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle, yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir. Şu halde mahkemece yapılması gereken iş; Kusur raporlarının 506 sayılı Kanunun 26., 1475 sayılı Kanunun 73., 4857 sayılı Kanunun 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gereği üzerinde durularak, davalılar ile sigortalının kusur oran ve aidiyetlerini maddi olaya uygun olarak belirleyen ve iş güvenliği ile işçi sağlığı konularında uzman tek kişilik bilirkişiden yöntemince düzenlenmiş kusur raporu alıp, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 3-) Kabule göre de; rücu davalarında faiz başlangıç tarihinin gelirler yönünden onay, diğer giderler yönünden ise sarf ve tediye tarihleri olduğu gözetilmeksizin, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden faiz başlangıç tarihlerinin yanlış belirlenmiş olması; istemin teselsüle dayalı olmasına rağmen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “davalılardan” tahsiline biçiminde hüküm tesis edilmesi; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca, konusu para veya para ile ölçülebilen davalarda vekalet ücretinin tarifenin üçünde kısmında belirtilen nispi tarifeye göre taktir edilmesi gerekeceği hükmü dikkate alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı Kurum yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum ile davalılar ... avukatların ve ...'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.