Başvuru, askerî görev tesiri ile meydana gelen zararın tazmini için açılan davada süre aşımı yönünden ret kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, askerî görev tesiri ile meydana gelen zararın tazmini için açılan davada süre aşımı yönünden ret kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/6/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde uzman erbaş olarak görev yapmıştır. Ankara Gölbaşı Özel Kuvvetler Komutanlığı Doğal Afetler Arama Kurtarma Birlik Komutanlığı bünyesinde görev yapmakta iken 3/6/2009 tarihinde gerçekleştirilen paraşüt atlayışları sonrasında belinden rahatsızlanan başvurucu, Etimesgut Asker Hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Etimesgut Asker Hastanesi tarafından 5/6/2009 tarihli sağlık raporu ile başvurucuya L2 ve L3 vertebra kırığı tanısı konularak bir buçuk ay hava değişimi istirahati verilmiştir. Başvurucu, bel hareketlerinde ağrı ve kısıtlılık şikâyetiyle 14/7/2009 tarihinde tekrar Etimesgut Asker Hastanesine sevk edilmiştir. 17/7/2009 tarihi sağlık raporu ile L2, L3 Vertebral Fraktürlüsü tanısı konulan başvurucunun uzman çavuş olarak görev yapabileceği ancak iki ay süreyle omurgasını zorlayacak bedeni faaliyet ve sporlardan muaf tutulması ve paraşütle atlamamasının uygun olduğu belirtilmiştir. 2011 yılında yapılan statik paraşüt atlayışlarından önce gerekli sağlık şartlarını haiz olup olmadığının tespiti için Beytepe Asker Hastanesine sevk edilen başvurucu hakkında 5/4/2011 tarihli rapor ile komando olur/paraşütle atlar kararı verilmiştir. Bu raporun ardından başvurucu 7/4/2011 ile 9/4/2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen statik paraşüt atlayışlarına katılmıştır. Statik paraşüt atlayışlarının gerçekleştirilmesinden yedi gün sonra rahatsızlanan başvurucu, Etimesgut Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Anılan Hastane tarafından düzenlenen 29/4/2011 tarihli rapor uyarınca vertebral fraktür tanısıyla başvurucuya bir buçuk ay hava değişimi istirahati verilmiştir. Başvurucunun Etimesgut Asker Hastanesi ve Ankara Mevki Asker Hastanesinden aldığı paraşütle atlamasında sakınca olmadığı yönündeki raporlar ile 2012 yılının Haziran ve 2013 yılının Nisan aylarında gerçekleştirilen paraşüt atlayışlarına katıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu 2013 yılının Eylül ayında göğsünde ağrı şikâyetiyle Etimesgut Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Etimesgut Asker Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 11/9/2013 tarihli sağlık raporu ile başvurucuya "esansiyel (primer) hipertansiyon (komplikasyon yapmış), torasik aort anevrizması, ruptür olmaksızın" tanısı konulmuş ve başvurucunun TSK'da görev yapamayacağına karar verilmiştir. Bu raporun kesinleşmesinin ardından 15/11/2013 tarihi itibarıyla başvurucu adi malul olarak emekliye sevk edilmiştir. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine kişisel olarak müracaat eden başvurucu hakkında 28/3/2014 tarihli engelli sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir. Bu raporda başvurucu için kardiyoloji yönünden kalp kapak hastalığı klas 2 aort yetmezliği, kas iskelet sistemi yönünden geçirilmiş L2 ve L3 verebra fraktürü sağ alt ekstremite proksimalde belirgin parazik tespitleri yapılmıştır. Başvurucu; paraşütle atlayış faaliyetlerine bağlı olarak bel hareketlerinde kısıtlılık oluştuğunu, buna bağlı olarak çalışma gücü kaybı meydana geldiğini ve askerî görev tesiri ile oluşan zararın hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına göre idare tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek 17/4/2014 tarihli dilekçesi ile Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Talep cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir. Başvurucu zımnen ret üzerine 24/6/2014 tarihinde, paraşütle atlayış faaliyetlerine bağlı olarak sağlığının bozulması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini için Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 10/12/2014 tarihli kararı ile davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun dava açma süresine ilişkin hükümlerine yer verilerek idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ret işleminin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiği hatırlatılmıştır. Kararda, başvurucunun TSK ile ilişiğinin kesilmesinin nedeninin belindeki rahatsızlık olmadığı, tazminat istemine temel olan bel rahatsızlığının 2009 ve en son 2011 yıllarında tanzim edilen sağlık raporları ile açıkça tespit edildiği belirtilerek Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 28/3/2014 tarihli sağlık raporunda yeni bir tanı/tespit yapılmadığı ve bu raporun rahatsızlığın hemen akabinde de başvurulduğu takdirde düzenlenebilecek nitelikte olduğu vurgulanmıştır. Bu noktadan hareketle başvurucunun rahatsızlığın tespit edildiği son rapor (29/4/2011) tarihinden itibaren bir yıl içinde idareye zararının tazmini istemiyle başvurması gerekirken 17/4/2014 tarihinde yaptığı başvuru üzerine açtığı davanın süre aşımına uğradığı belirtilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin 13/5/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 29/5/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 15/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 1602 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."