10. Hukuk Dairesi 2012/24660 E. , 2013/24144 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/934-2012/628 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalı ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar SGK Başkanlığı ile ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki k…
**10. Hukuk Dairesi 2012/24660 E. , 2013/24144 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2008/934-2012/628 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalı ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar SGK Başkanlığı ile ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalıların murisi .....nın yanında 15.11.2005 – 17.06.2008 tarihleri arasında özel şoför olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..... ( murisin eşi ) ile ... ( murisin oğlu ) mirası kayıtsız şartsız reddetmişler, diğer davalı ... ( murisin kızı ) ise mirası reddetmemiş, mahkemece, mirası reddeden davalılar .....yönünden, mirasın reddi nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar ..... ve SGK yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 605'nci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK.'nın 606'ncı maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. TMK.'nın 605'nci maddesinin 2'nci fıkrasında ise, mirasın hükmen reddi düzenlenmiştir. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Bu olgunun saptanması için her zaman dava açılabilir. Dosya kapsamında yer alan, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.11.2008 tarih, 2008/1825 Esas ve 2008/2170 Karar sayılı; ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19.02.2009 tarih, 2008/1421 Esas ve 2009/288 Karar sayılı ilamlarından, davalılardan ...ile ...'un, mirası kayıtsız şartsız reddettikleri, geriye tek yasal mirasçı davalı ...'nın kaldığı, onun da mirası reddetmediği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, işverenin gerçek kişi olduğu hizmet tespiti davalarında, mirasçılardan bir kısmının mirası reddetmeleri halinde ( çalışma iddiası ispatlandığı takdirde ), mirası reddeden mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Tespit davası” başlığını taşıyan 106’ncı maddesinde, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre; tespit davaları, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Bu davaların işlevi, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespiti olup, bundan öteye gitmez. Sigortalının, Kuruma bildirilmeyen geçmiş hizmetlerinin tespiti için 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine (5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesine) göre açacağı dava, "tespit davası" niteliğini taşımanın yanı sıra, aynı zamanda "olumlu tespit davası" özelliğini de göstermektedir ( Güzel/Okur, s. 200; Tuncay/Ekmekçi, s. 245; Tunçomağ, s. 193; Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Serhi, ... 1985, s. 512; Sözer, s. 74; Özgür Öztürk, “Sigortalı Hizmetin Tespiti”, Çimento İsveren Dergisi, 1998/1, s. 31 ). Hal böyle olunca; işverenin gerçek kişi olduğu hizmet tespiti davalarında, çalışma iddiası ispatlandığı takdirde, mahkemece kurulacak hüküm, sigortalı hizmetlerin varlığının tespitinden öte, akçalı ( parasal ) konulara ilişkin herhangi bir irdeleme içermediğinden, mirasçılardan bir kısmının mirası reddetmiş olmaları, bu mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulmasına engel teşkil etmeyecektir. Ancak, bu husus, Kurum tarafından primlerin tahsili aşamasında göz önünde bulundurulmalıdır. Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mirası reddeden davalılar ...ile ... yönünden de tespit hükmü kurulması mümkün olup, bu nedenle; anılan davalıların göstereceği deliller de toplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar SGK Başkanlığı ile ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ya iadesine, Üye; ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ..., Üyeler, ..., ... ve ...'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. -KARŞI OY- Somut olayda Daire ile Mahkeme arasındaki görüş ayrılığı; işveren Şeref Yazıcı'nın 16.6.2008 tarihinde vefat etmiş olması ve mirasçılarının da çoğunun mirası reddetmiş olmaları, fakat mirasçılarından yalnızca kızı ...'nın mirası reddetmemiş olması karşısında, Mahkemece mirası reddedenler yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dairenin oy çokluğu ile aldığı bozma kararında, mirası reddeden mirasçılar yönünden de hizmet tespiti hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yüksek Dairenin belirtilen çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum: Hizmet tespiti davasında verilecek kararlar, sadece hizmet süresinin tespitine yönelik sonuç doğurmayıp; aynı zamanda işverenin bildirilmeyen hizmet sürelerine ait prim borcunun ödemesine ilişkin sonuçlar da doğurmaktadır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarında husumetin, aleyhine hüküm teşkil etmesi istenen (SGK ile birlikte) bildirimde bulunmayan ve prim borçlusu olan işveren aleyhine de yöneltilmesi gereklidir. İşverenin vefatı halinde ise, işveren yerine geçen ve prim borçlusu olan mirasçılarına karşı husumetin yöneltileceği ve davanın görüleceği hususu tartışmasızdır. 4721 sayılı T.M.K.605 ve devamı maddelerine göre, mirasın reddi beyanı, bozucu yenilik doğuran beyanlardandır ve geriye doğru hüküm doğurur. Mirası reddedenlerin, ölüm gününden başlayarak mirasçılık sıfatları kalkar ve tereke borçlarından da sorumlulukları kalmaz. Bu nedenle somut olayda, mirası reddeden mirasçılar, işverenlik sıfatlarını ve muristen kalan tüm malvarlığını reddetmiş sayıldıklarından; artık T.M.K m.605 ve devamı hükümlerine göre terekeyi temsil görevleri yoktur. Somut olayda işveren vefat etmiş, yasal mirasçılarının bir kısmı mirasını reddetmişse de kızı Münevver mirası reddetmemiştir. Mahkemece de isabetli olarak mirası reddeden mirasçılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, Münevver yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Eğer tüm mirasçılar, mirası reddetmiş olsalardı bu takdirde TMK m.612 uyarınca, iflas hükümlerine göre tereke tasfiye olunacağından, tasfiye memuruna karşı husumetin yöneltilip davanın görülmesi sağlanmalıydı (B.Kuru H.U.M.K.2001, 1. cilt syf. 916-926). Dairenin çoğunluk görüşündeki gibi; mirası reddeden mirasçının, prim borcundan sorumlu olmamak üzere davada yasal hasım olarak bulunması ve terekeyi temsil etmesi görüşü kabul edilirse, bunun bazı sakıncalı sonuçları da olacaktır. Önce mirası reddeden mirasçı davada hasım olarak yer alacak, kendisini davalı olarak savunmak zorunda kalacak, vekil tutacak ve yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır ki tüm bu sonuçlar mirası reddeden kişiye yasaya aykırı olarak mali yükümlülük getirecek ve mirasın reddi hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Davada hasım olarak gösterilen birisinin ise yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması usul hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. İkinci olarak hizmet tespiti kararı sonucunda, işverenin prim borcu doğacaktır. İşverenin vefatı halinde, tüm mirasçılar tarafından miras reddedilmişse, SGK prim borcunu varsa terekeden tahsil edecektir. Oysa ki reddeden mirasçılara karşı dava yürütülmüşse bu davada tereke tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğinden tereke temsil edilmiş olmayacaktır. Çünkü usulen terekeye, hasım gösterilmemiş olacaktır. Mirası reddeden mirasçının ise terekeyi temsil görevi olmadığından, davada hasım gösterilmesi tereke aleyhine sonuç doğurmayacaktır. Bu nedenle verilecek kararda tereke taraf olmadığından karar terekeyi bağlamayacaktır. Sonuç olarak, Mahkemenin kararı usule ve yasaya uygun olduğundan onanması gerektiği düşüncesindeyim. Yüksek Daire'nin kararın bozulması yönündeki çoğunluk görüşlerine katılmıyorum.