Başvurucu, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 30/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonu, 2/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar vermiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 29/3/2009 tarihinde işlediği iddia edilen kasten öldürme suçu kapsamında aynı tarihte gözaltına alınmış ve Kars Sulh Ceza Mahkemesinin 31/3/2009 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında Kars Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış ve Mahkemenin 16/9/2011 tarih ve E.2009/225, K.2011/188 sayılı kararıyla kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Ceza Dairesinin 20/3/2013 tarih ve E.2012/5582, 2013/2288 sayılı ilamıyla “sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında menfaat zıtlığının bulunduğunun kabulü gerektiğinden; aynı olayda yargılanan ve suçu birlikte işledikleri iddia olunan sanıklar İ.ve Y.arasında menfaat zıtlığı bulunduğu anlaşıldığı halde, sanıklar İ. ve Y.nin savunmalarının aynı müdafiiler tarafından yapılması gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan yargılamada Kars Ağır Ceza Mahkemesinin 4/6/2013 tarih ve E.2013/154, 2013/208 sayılı kararıyla başvurucu hakkında aynı cezaya hükmedilmiştir. Dava temyiz aşamasındadır. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”