6. Hukuk Dairesi 2024/3193 E. , 2025/2235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/519 E., 2024/746 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/487 E., 2024/151 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davet
**6. Hukuk Dairesi 2024/3193 E. , 2025/2235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/519 E., 2024/746 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/487 E., 2024/151 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 14.05.2010 tarihli sözleşmede, iş sahibi .... Elektrik Üretim A.Ş'nin onayı ile 'edim ortağı' niteliğindeki iş tanımıyla davalının alt yükleniciliğini üstlendiğini, sözleşmenin 2. maddesindeki hükümlerinden anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin sıradan bir taşeronluk sözleşmesi olmadığını, davalının üzerindeki edimi paylaşacağını gösterdiğini, ana sözleşmenin taşeron sözleşmesinin eki olarak nitelendirilmesinin tarafların gerçek iradelerinin "edim ortaklığı" olduğunu ortaya koyduğunu, davacının yapılan iş bölümüyle projedeki enerji tüneli girişinden 5183 metrelik kısmı ve 2 adet yaklaşım tüneli ile kapak şaftı imalatını yaparak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yapılan işlerin geçici kabulle teslim alındığını, sözleşmenin 12. maddesinde müvekkilinin yapacağı imalatlarda ifa süresi dikkate alınarak demir ve çimento için malzeme fiyat farkı ile bunların minhasından sonra kalan tüm imalatlar için fiyat farkının ödeneceği, hesaplamada F=Anx B x (Pn -1) formülünün uygulanacağı ve malzeme fiyat farkı ve fiyat farkı hesaplamasında tenzilatın uygulanmayacağının hüküm altına alındığını, iş sahibinin proje revizyonu sonucu imalatlardaki sistem değişikliği nedeniyle maliyet artışının oluştuğunu, aynı sorunları davalının da yaşaması nedeniyle iş sahibi ile görüşmeler yapıldığını, müvekkilinin bilgisi dışında, davalı ile iş sahibi arasında 5 adet protokol imzalandığı bilgisine ulaştıklarını, ilk dört protokolden bilgileri olmadığını ancak 5 no’lu ek protokolde iş sahibince davalıya enjeksiyon işleri karşılığında 3.298.487,31 TL ödenmesinin öngörüldüğünü, ayrıca bu protokol ile kapak şaftının 30.06.2013 tarihinde ve işin bütününün 28.10.2013 tarihinde bitirilmesi halinde 500.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL prim ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu ödemeler karşılığında davalı tarafından iş sahibinin ibra edildiğini, davalının bu protokol gereği müvekkiline ihtaratla forse çalışma yaptırdığını, bu ihtarın prim alabilmek için yazıldığını bilmeyen müvekkilinin proje revizyonları sebebiyle hak edilen süre ve ortak şikayetlerin çözüme kavuşturulması taleplerini davalıya ilettiğini, ancak davalının gizlice iş sahibi ile yürüttüğü görüşmeler neticesinde aralarında imzaladıkları 5 no’lu protokolün bir suretini müvekkiline vererek müvekkilinin mağduriyetine yol açan sebeplerden dolayı ortaya çıkan hak ve alacaklarından feragat etmesi anlamına gelen protokol taslağının imzalanmasını istediğini, davalının bu talebinin reddedildiğini, sözleşme düzenlemesindeki nizaların öncelikle karşılıklı görüşme yoluyla halledileceği kuralı gereği müvekkili tarafından başvurulan iyi niyetli girişimlerin davalının kötü niyetli ve keskin tavrı ile sonuçsuz bırakıldığından akçalı hak talepli bu davanın açılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, hakediş alacaklarının zamanında ödenmemesinden doğan ve müstakil bir alacağa/sermayeye dönüşen toplam 394.512,09 TL faiz alacağının, sözleşmenin ihlal edilerek tenzilat uygulanmış birim fiyat üzerinden fiyat farkı hesaplanması sebebiyle oluşan 1.554.204,49 TL fiyat farkı alacağının, sözleşme sonrasında proje revizyonu ile ortaya çıkan imalat-sistem değişikliğinden doğan 1.154.470,56 TL maliyet artışı alacağının, davalının iş sahibi ile imzaladığı 5 no’lu protokol uyarınca elde ettiği avantajlardan müvekkilinin yaptığı iş toplamı üzerinden orantıyla isabet edecek olan kapak şaftı primi 437.500,00 TL ve işin vadesinden önce bitirilmesinden dolayı 480.000,00 TL olmak üzere toplam 917.500,00 TL alacağının, her bir kalem alacağa temerrüt tarihlerinden itibaren tahsil tarihlerine kadar uygulanacak avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesinde davalının cevap dilekçesi sonrası haricen elde ettikleri Ek Protokol-7 hükümlerinden dava dilekçesinde konu ettiği primlerin davalıya ödenmediğini ve davalıdan herhangi bir gecikme cezası vb. kesintisinin yapılmadığını öğrendiklerini, netice olarak, davalının tahsil ettiği prim bulunmadığından dava dilekçesinde belirttikleri kapak şaftı bitirme ve iş bitirme primi adı altındaki toplam 917.500,00 TL (437.500,00 + 480.000,00•=) tutarındaki prim alacağına ilişkin taleplerini atiye bıraktıklarını bildirmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin iş sahibi ile yaptığı sözleşme ile üstlendiği işin bir kısmının yapımı hususunda davacıyla iş sahibinin onayını alarak alt yüklenici sözleşmesi imzaladığını, davacıyla yapılan bu sözleşmenin şekil ve içerik yönüyle alt yüklenici sözleşmesi olduğunu, davacının müvekkili şirketin ortağı olmadığını, alt yüklenici sözleşmesinde ana sözleşmenin mütemmim cüz olduğunun belirtilmiş olmasının ortağı anlamını taşımayacağını, müvekkilinin iş sahibi ile yaptığı anlaşmaların veya ek protokollerin alt yüklenici olan davacıyı ilgilendirmediği gibi hak sahibi de yapmayacağı hususunun ana sözleşmenin 16/3. ve 4. maddelerinde belirtildiğini, alt yüklenicinin yapmakla sorumlu olduğu bölümlerdeki bir kısım işlerde istenen bazı ilave işlerin kabul eksiği olarak tespit edildiğinden davacıya bildirildiğini, ancak davacı tarafından yerine getirilmemesi üzerine müvekkili tarafından yapıldığını ve ek maliyete neden olduğunu, davacının dava dilekçesindeki yapılan işlerin geçici kabulle teslim alındığı beyanının gerçeği yansıtmadığını, ileri sürülen kabulün kısmi geçici kabul olduğunu, davacının eksikliklerinin müvekkili tarafından giderilmesi sonrasında geçici kabulün 18.07.2014 tarihinde yapıldığını ve işveren idare tarafından 31.10.2014 tarihinde onaylandığını, kısmi geçici kabulün 15.04.2014 tarihinde DSİ tarafından yapıldığını, alt yüklenicinin diğer bir iddiası olan fiyat farkı uygulamasının yüklenici tenzilatları uygulanarak bulunan bedele yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, fiyat farkı formülünün davacının kendi birim fiyatları ile hesaplanan miktara uygulandığını, alt yüklenicinin, ana sözleşmenin alt yüklenici sözleşmesinin mütemmim cüzi olarak kabul edilmiş olması nedeniyle ana sözleşmenin 18/2 fıkrası uyarınca teknik nedenlerden dolayı sözleşme konusu işte yapılan zorunlu değişiklikler için ilave talepte bulunamayacağını, müvekkilinin iş sahibi ile arasında yapılan protokollerin alt yüklenicileri ilgilendirmediğini, kendisi ile ilgili olanların kendisine tebliğ edildiğini, davacının kendisini alt yüklenici olarak görmeyip iş ortağı sıfatı ile taleplerde bulunmuş ise de, ek protokol 5'de belirtilen sürede işi bitiremediğinden iş sahibi tarafından vadedilen 500.000,00 TL kapak şaftı iş bitirme primi ile kendi kısmındaki işleri bitiremediğinden 1.500.000,00 TL tutarındaki erken bitirme primini engellediğini ve toplamda 2.000.000,00 TL kayba uğrattığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen 14.05.2010 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesinin, eser sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 2., 16/1., 16/2., 16/3., 16/4. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu sözleşmenin "edim ortaklığı" niteliğinde bir sözleşme olmadığı, bir eser sözleşmesi olduğu, bu kapsamda davacı taşeronun davalı yükleniciye alt taşeron sözleşmesi kapsamında işi yaptığı ara hak edişlerin düzenlendiği ancak işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığı, davalının atiye bırakma talebine muvafakat etmediği ve de “Ek protokol" ile taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri çerçevesinde, işveren tarafından yükleniciye yapılan prim ödemesinden alt yüklenicinin hak talep edemeyeceği, yine bu yönde bir ödeme de bulunmadığı anlaşılmakla bu talebin reddinin gerektiği, taraflar arasında hakediş olacağı açık olup, davalı ile asıl iş veren hakedişinin esas alınmasının yerinde olmadığı, davalının asıl işverenden aldığı fiyat farkının tam olarak davacıya ödenmesi gerektiği iddia edilmekte ise de, bu iddia ve talebin sözleşmenin 12. maddesi hükümlerine uygun olmadığı, davacının fiyat farkı talebinin, hakedişlerindeki fiyat farkı hesabının doğru olduğu, yine davacının hakediş ödemelerinin geç yapılmasından kaynaklı faiz alacağı isteminin sözleşmenin 13. maddesindeki hükmün hakedişlerin ödenme tarihi açısından kesin vade niteliğinde olmadığı gibi davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarnameye de rastlanılmadığı, ayrıca hakedişlere ihtirazi kayıt konmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2 maddesinde, davalı ile iş sahibi arasındaki sözleşmenin "ayrılmaz parçası mütemmim cüzü olduğu", 9.4 ve 22.maddelerinde ana sözleşmenin bu sözleşmenin eki olduğu açıkça belirtilmiş olan, davalı ile dava dışı/iş sahibi arasındaki Anasözleşme'nin 34.5. maddesinde “tarafların, sözleşmeden kaynaklanan bir hakkını kısmen ya da tamamen kullanmaması, icra etmemesi ya da bunlara ilişkin ihbar ya da bildirimlerin yapılmaması, anılan haklardan ya da kullanımından feragat edildiği anlamına gelmez" şeklindeki hükmün bu aşamada etkisiz kalmadığı,ancak davacının enjeksiyon işleri için proje değişikliği sonucu ortaya çıkan fazla imalatlar sebebiyle maliyet artış alacağı talebinin, alt yüklenici sözleşmesinde proje ve imalat değişikliğini düzenleyen hüküm bulunmadığı, alt yüklenici sözleşmesinin "Boşluk Halinde Uygulanacak Hükümler" başlıklı 22. maddesinde Anasözleşme'nin bu sözleşmenin eki olarak kabul edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede uygulanacak kural bulunmaması halinde öncelikle ana sözleşmeye başvurulacağı, burada somut bir kural bulunmaması halinde kamu kurum ve kuruluşlarında (öncelikle DSİ olmak üzere) yapılmış olan fiili uygulamalar, emsal kararlar ve yönetsel düzenlemeler dikkate alınarak uygulama yapılacağı belirtildiğinden, bu atıfla somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulan ana sözleşmenin 18.1 maddesinde; teknik nedenlerden kaynaklanan zorunlu değişiklikler veya iş sahibinin uygun gördüğü değişiklikler dolayısıyla sözleşme kapsamında artış olduğu takdirde, yüklenicinin sözleşme konusu işi aynı şartlarla tamamlamayı ve işletmeye hazır hale getirmeyi, bu nedenle süre uzatımı hariç herhangi bir hak talebinde bulunmamayı kabul ve taahhüt ettiği görülmüş ise de, davalı ile asıl işveren arasında imzalanan protokol no:5’de enjeksiyon işleri için 3.298.487,44 TL tutarında projedeki enjeksiyon yöntemi değişikliği nedeniyle iş sahibi tarafından davalıya ödeme yapıldığından davacının da yaptığı enjeksiyon işi metrajı oranında maliyet farkı istemesinin doğru olacağı ve hesaplanmış olan 1.015.567,44 TL bedelin davacının hakkı olduğu, proje değişikliği sonucu ortaya çıkan fazla imalatlar sebebiyle maliyet artış alacağından dolayı davacının davalıdan 1.015.567,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davasının kısmen kabulü ile, proje revizyonu ile oluşan imalat sistem değişikliğinden kaynaklı 1.015.567,44 TL alacağın 26.06.2014 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, b.Davalı tarafın, önceki mahkeme kararını istinaf ederken gösterdiği istinaf sebepleri arasında, müvekkilin hakediş raporlarını ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığına ve bu nedenle hakedişlerle bağlı olduğuna ilişkin istinaf sebebinin olmadığını, cevap dilekçesinde de itirazının olmadığını, c. Hakedislere ihtirazi kayıt konulmadığına ilişkin itirazın, ilk kez kaldırma kararından sonra, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde ileri sürüldüğünü, davalının bu itirazının savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kapsamında olduğunu, d. Aynı proje içerisinde tarafların akitlerine karşı olan sözleşmesel edimlerinin aynı olması nedeniyle edim ortaklığı ifadesinin kullanıldığını, müvekkilin, hiçbir zaman taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu iddia etmediğini, davalının kazancına ortak olduğunu da kesinlikle söylemediğini, e. Sözleşmeye göre, davalının iş sahibinden aldığı fiyat farkının, müvekkilin yaptığı imalat oranına isabet eden kısmının tenzilat uygulanmaksızın aynen müvekkile ödenmesi gerektiğinin sözleşmenin açık hükmü olduğunu, f. Sözleşmede açıkça "malzeme fiyat farkı ve fiyat farkı için tenzilat uygulanmayacaktır" hükmü varken, mahkemece fiyat farkına ısrarla tenzilat uygulanması ve müvekkilinin hakedişine kriter alınmasının doğru olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.