İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ... ile davalının öz kardeş olduklarını, taraflar arasında Gebze İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu 18.01.2019 tanzim ve 18.10.2019 vade tarihli, 500.000,00 TL bedelli senedin "nakdi" bir borç ilişkisinden…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/47 KARAR NO : 2026/285 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/07/2023 NUMARASI : 2022/177 E. - 2023/669 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ... ile davalının öz kardeş olduklarını, taraflar arasında Gebze İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu 18.01.2019 tanzim ve 18.10.2019 vade tarihli, 500.000,00 TL bedelli senedin "nakdi" bir borç ilişkisinden değil, tarafların 2008 yılında yatırım amacıyla ortaklaşa aldıkları ve kredisi ile ödemelerini birlikte yaptıkları taşınmazın mülkiyetinin müvekkilinin üzerinde olması sebebiyle davalıya verilen bir "teminat senedi" niteliğinde olduğunu, takipten haberdar olan müvekkilin davalıyı arayarak güven telkin eden cevaplar alıp atlatıldığını, sonrasında ulaşılamayan davalıya ... üzerinden gönderilen sesli mesajlarla senedin veriliş amacının ve taşınmazdaki hisse devri teklifinin hatırlatıldığını, davalının ise yasal itiraz sürelerini bu yolla geçirtip sonrasında hakaret içerikli mesajlarla takibi sürdürdüğünü, her iki tarafın da asgari ücret düzeyinde maaşla çalışan kişiler olması sebebiyle davalının senet bedeli kadar bir parayı borç vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taşınmazın satış sürecinden davalının haberdar olmasına rağmen kötü niyetle senedin tamamını işleme koyduğunu, müvekkilinin kredi ödemeleri ve satış bedeli üzerinden davalıya yaklaşık 260.000,00 TL borcu olduğunu kabul etmesine rağmen fazladan talep edilen 331.123,29 TL tutarında bir borcun bulunmadığını, belirterek borçlu olunmadığının tespitini talep etmişlerdir. Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile, davacının Gebze İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine konu 18/01/2019 tanzim, 18/10/2019 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan senetten kaynaklı olarak 240.000,00 TL miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/177 E. ve 2023/669 K. sayılı, davanın kısmen kabulü ile 240.000,00 TL borçlu olunmadığının tespitine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep ettiğini, borçlular aleyhine 500.000,00 TL bedelli kambiyo senedine dayalı icra takibinin kesinleştiğini ve alacağın gerçek olduğunu vurguladığını, yerel mahkemenin ... yazışmaları ve kredi belgelerini "yazılı delil başlangıcı" kabul ederek tanık dinletmesinin HMK madde 200 ve 201 uyarınca senede karşı tanıkla ispat yasağına aykırı olduğunu savunduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olması nedeniyle borçlu olunmadığı iddiasını ispat yükünün davacıda olduğunu ve bu iddianın ancak senetle eşdeğer yazılı delille ispatlanabileceğini ileri sürdüğünü, söz konusu senette "teminat" ibaresi bulunmadığı gibi senede açıkça atıf yapan bir sözleşmenin de mevcut olmadığını beyan ettiğini, ayrıca davacıların takibin kesinleşmesiyle birlikte mal kaçırma amacıyla taşınmaz devri yaptıklarını ve bu hususta tasarrufun iptali davası açıldığını ifade ederek, davanın kötü niyetli ve haksız olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili; tarafların kardeş olduğunu, 18/01/2019 tanzim, 18/10/2019 vadeli, 500.000,00 TL bedelli bonoya dayanılarak takip başlatıldığını, taraflar arasında bononun düzenlenmesini gerektiren borç ilişkisi bulunmadığını, 2008’de ortak konut alınması, kredi ödemelerinin uzun süre yarı yarıya yapılması, son taksitlerin bir kısmının davacılarca ödenmesi sürecinde teminat senedi olarak verildiğini, taşınmaz satışından dolayı kardeşine yaklaşık 260.000 TL borcu olabileceğini, ancak senedin tamamına dayanılarak yapılan takipte istenen fazlalık yönünden borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. Davalı alacaklı, Gebze İcra Müdürlüğü ... E. dosyasında, 18/01/2019 tanzim , 18/10/2019 vadeli , 500.000,00 TL bedelli, lehtarı davalı, borçlusu davacı ..., kefili ... olan bonoya dayalı olarak davacılar aleyhine 500.000,00 TL asıl alacak + 90.123,29 TL işlemiş faiz + 1.000 TL komisyon talebiyle 18/01/2021 tarihinde takip başlatılmıştır. Davacılar, bononun teminat olduğunu ileri sürerek 331.123,29 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.Mahkemece, davacıların teminat iddiasını ispatladıkları bononun taşınmaza yönelik teminat amacıyla verildiğinin ispatlandığı, 500.000 TL’lik senet bakımından davacıların 260.000 TL’lik kısmı kabul ettikleri gerekçesi ile kalan 240.000 TL asıl alacak yönünden davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf talep etmiştir. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. Bedelsizlik (teminat) iddiası, düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir ve borçlu tarafından yazılı delil ile ispatı gerektirir. Dosya kapsamına göre , bononun bedelsizliği teminat iddiasının davacı tarafça yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacı tarafça sunulan ... yazışmaları, kira ödemelerine ilişkin kayıtlar ve bankadan celbedilen, davalının müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzasını içeren konut kredi sözleşmesi kapsamında iddia olunan taşınmaz alımına dair hukuki ilişkinin varlığının ispatlandığı bu delillerin taşınmaz kredisi kapsamında teminat olarak bono düzenlendiği iddiası yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu , dolayısıyla HMK 202. Maddesi uyarınca tanık dinlenmesinin mümkün olduğu, dinlenen taraf tanıkların özetle ; tarafların kardeş oldukları, davaya konu taşınmazın davacı ... ile davalı ... tarafından birlikte alındığı, kredi borcunun büyük ölçüde birlikte ödendiği, taşınmazın resmi olarak davacı ... adına kayıtlı olduğu, tarafların uzun süre birlikte yaşadıkları, davalının evden ayrılmasından sonra taraflar arasında taşınmazın paylaşımı ve davalının alacağının güvence altına alınması amacıyla dava konusu senedin düzenlendiği, senedin taşınmazdan kaynaklanan hak ve alacak ilişkisi kapsamında teminat amacı taşıdığı, davacının davalının kira giderine katkı sağladığı hususlarının beyan edildiği, bu haliyle davalı tanıkları dahil tanıkların bononun teminat amacıyla verildiğinin doğruladıkları dikkate alındığında davacı tarafın kredi kullanımı ve davalının buna kefil olması ve ortak olarak taşınmaz almaları ancak resmi olarak taşınmazın davacı üzerine alınması nedeniyle oluşan alacağın tahsilinin temini amacıyla verildiği, davacının kendi yönünden kredi taksitlerini ödediği gibi davalıya kira için ödeme yaptığı bu nedenlerle senedin davacı yanın kabul ettiği miktar dışında bedelsiz kaldığı anlaşılmıştır. Menfi tespit davası takibin kesinleşmesi sonrasında da açılabileceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Yine davacıların mal kaçırdığı, bu nedenle menfi tespit davasının kötü niyetli olduğu, tasarrufun iptali davalarının bulunduğu yönündeki iddiaların da, eldeki davanın konusu yönünden sonuca etkili olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının ispat kuralları ve dosya kapsamına uygun olduğu , davanın kısmen kabulü ile 240.000,00 TL yönünden menfi tespit hükmü kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih ve 2022/177 E. 2023/669 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.394,40-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.098,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.295,80-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026