11. Hukuk Dairesi 2011/9192 E. , 2012/17874 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2011 tarih ve 2009/364-2011/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/9192 E. , 2012/17874 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2011 tarih ve 2009/364-2011/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette % 4 oranında pay sahibi iken hisselerini noterlikte düzenlenen 24/10/2002 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesiyle davalı ...’e sattığını, devrin pay defterine işlenip ilan edildiğini, davalı ...’le 15/04/2003 tarihinde noterde düzenledikleri fesihname ile devir sözleşmesinden geri döndüklerini, ancak İrem’in dava tarihine kadar hisse devri sözleşmesi yapmaktan kaçındığını ileri sürerek, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nda İrem’in 4.000 paya isabet eden kısmının iptal edilip müvekkili adına tescilini, pay defterine işlenmesini, ilanını, 15/04/2003 tarihinden itibaren alamadığı kar paylarından şimdilik 7.000 TL’nın ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, fesihnamenin hisse devir sözleşmesi niteliğinde olmadığını, davacının tabanca ruhsatı alabilmesi için yapıldığını, başkaca hukuki ve ticari ilişkide kullanılmadığını, davacının 24/10/2002 tarihinde istifa ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 525. maddesi atfıyla 520. maddesi uyarınca payı devredenle devralan arasında yapılmış geçerli bir devir sözleşmesi bulunması gerektiği, sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterde tasdik edilmesi geçerlilik bakımından zorunlu olduğu, taraflar arasındaki fesihnamenin devir sözleşmesi niteliğinde olmadığı, söz konusu şirket hisselerinin devri sonucunu doğuran bir tasarruf işlemini içermediği, davalı ...’in devraldığı hisselerin sahibi olmaya devam ettiği, davacının şirkette genel koordinatör olarak görev yapmasına, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olmasına rağmen davalıya önceden devrettiği paylarını geri aldığını iddia ettiği tarihten ortaklıktan ayrıldığı tarihe kadar geçen süre içersinde alınan ortaklar kurulu kararlarında imzasının yer almamasının ve şirket tarafından resmi kurumlara gönderilen yazı ve beyanlarda ortak olarak gösterilmemesinin de bu hususları desteklediği, fesihnameye dayalı olarak payların davacı adına pay defterine kaydedilmesinin ve ortaklar kurulunun muvafakatinin payın devredilmiş kabul edilmesine yol açmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.