DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2226 E. , 2024/811 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2226 Karar No : 2024/811 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2018/1760, K:2022/8068 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2226 E. , 2024/811 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2226 Karar No : 2024/811 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2018/1760, K:2022/8068 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2022 tarih ve E:2018/1760, K:2022/8068 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dairelerinin karar verdiği tarih itibariyle, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dolayı yürütülen soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın E:... sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü, FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapılarak davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç belirtildikten sonra davacının durumu değerlendirilerek; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına yeterli bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı, Hukuk Adamları Birliği Derneği üyeliği yönünden, FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı dernek üyeliği, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararda eşinin yargı kararı ile tespit edilen FETÖ ile irtibatından bahsedilmişse de, eşi hakkındaki ceza soruşturmasının halen devam ettiği, verilen kararın masumiyet karinesine, suçta ve cezada şahsilik ilkesine aykırı olduğu, davacının terör örgütleriyle irtibat ve iltisakının bulunduğu hususunda objektif ve ikna edici nitelikte somut olgulara dayalı yeterli gerekçe ortaya konulamadığı, davalı idare tarafından Anayasa ve yasa ile kendisine verilmeyen bir yetkinin kullanıldığı, savunma hakkı kullandırılmaksızın karar alındığı, Olağanüstü Hal KHK'sı ile geçmişe dönük olarak yapılan düzenlemeler ile silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, ihraç kararının hiçbir bilgi veya belgeye dayanmaksızın alındığı, Danıştay Beşinci Dairesinin İdarenin değerlendirmediği delilleri esas alarak davanın reddine karar verdiği, Anayasa ve Hakimler Savcılar Kanunu ile mevzuatta hakim ve savcıların disiplin soruşturmalarının nasıl yürütülmesi gerektiğinin ayrıntılı olarak düzenlendiği, Sözleşmenin 6. maddesine dayanılarak bu haklara kısıtlama getirilmesinin mümkün olmadığı, Anayasa'ya aykırılık itirazının dikkate alınmadığı, hakim ve savcılar hakkındaki inceleme ve soruşturmanın nasıl başlatılacağının Anayasa'nın 159/9. maddesinde düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak soruşturmaya başlanıldığı, davalı İdare tarafından delil olarak ileri sürülen belgelerin işlem tarihinden sonra oluşturulduğu, ceza soruşturması sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği, dava konusu işlem ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkelerinin, masumiyet karinesinin, özel hayata saygı hakkının, non bis in idem kuralının ihlal edildiği, Dairenin davacının ihracını gerektirir dosyada hiçbir delil bulunmamasına rağmen, eşi hakkında yürütülen ceza soruşturması ve davacının istifa ettiği dernek üyeliğini ret kararına gerekçe yaparak, önceki kararları ile çelişkili karar verdiği, ileri sürülen ve davanın esasını etkileyen esaslı argümanlara gerekçeli kararda cevap verilmediği, Danıştay Beşinci Dairesinin HSK kararlarını denetimde yeterli yetkisinin olmaması ve 667 sayılı KHK'nın 3. maddesini somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine götürmemesi nedeniyle bir mahkemeye ulaşma hakkının ihlal edildiği, HUKAB derneğine üyeliğin davanın reddi kararını destekleyici unsur olarak kabulü nedeniyle ifade hürriyeti ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği, ayrıca hakların kötüye kullanılması yasağının, mülkiyet hakkının ve eğitim hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin idari işlemde bulunması gereken unsurlar bakımından da hukuka aykırı olduğu, dava açılırken Danıştay başvuru harcı ve Danıştay karar harcı ile gider avansı yatırılmasına rağmen davacı aleyhine harç ve gider avansına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasının ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında devam etmekte olduğu anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza soruşturması sonucu verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. Diğer yandan, davacı tarafından dava açılırken Danıştay başvuru harcı ve Danıştay karar harcı ile gider avansı yatırılmasına rağmen davacı aleyhine harç ve gider avansına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunduğu, Danıştay Beşinci Dairesinin 29/12/2017 tarih ve E:2016/39494, K:2017/25891 sayılı kararı ile davacının adli yardım isteminin kabul edildiği ve davacı tarafından dava açılırken gerekli harç ve posta giderinin yatırıldığına dair bir belge de sunulmadığı anlaşıldığından anılan husus kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2022 tarih ve E:2018/1760, K:2022/8068 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 17/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.