İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/09/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk …
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1146 KARAR NO : 2025/1947 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2021 NUMARASI : 2020/35 Esas - 2021/930 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/09/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü ...'nin sevk ve idaresindeyken devrilmesi sonucunda araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin murisi müteveffa ...'nın hayatını kaybettiğini, müvekkilinin annesinin ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kaldığını beyanla, şimdilik (HMK md. 107) 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; müteveffanın yolcu konumunda olması ve kazanın tek taraflı kaza olması nedeni ile kusur raporu alınmadığı, zira kazanın meydana gelmesinde müteveffanın herhangi bir kusuru ve etkisinin bulunmadığı, davacının yaş itibariyle destek tazminatı talep edemeyeceği, bunun haricinde müteveffanın davacıya somut şekilde destekte bulunduğuna dair delil sunamadığı bu nedenle davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği, taraflar arasında Ekstra trafik sigortası poliçesi adı altında bir ek teminat getirildiği bu poliçenin 3. Sayfasında Artan Mali Sorumluluk Manevi Tazminat Klozu başlığı altında "motorlu kara taşıtları ihtiyarı mali sorumluluk sigortası genel şartları çerçevesinde manevi tazminata ilişkin talepler teminata dahil edilmiştir. Manevi tazminat teminatı, poliçede belirtilen Artan Malı Sorumluluk Teminatı Limitinin %25'i ile sınırlıdır....." denilerek manevi tazminatların da poliçe kapsamına dahil edildiği, Poliçenin 2. Sayfasında ise artan mali sorumluluk kombine tek limit adı altında 250.000,00 TL teminat limiti koyulduğu, klozda belirtildiği üzere ise manevi tazminat teminatının üst limiti bu 250.000,00 TL 'nin %25 i ile sınırlı olacağı (62.500,00 TL), bu kapsamda talebin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatına hükmedildiği, davalının 19/03/2019 tarihinde temerrüde düştüğü şeklindeki gerekçeyle;a-Maddi tazminata ilişkin davanın ispatlanamaması nedeni ile REDDİNE,b-Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile poliçe limiti olan 62.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinden 19/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, talep miktarı üzerinden vekalet ücreti verilmesi gerektiği, yargılama gideri olan arabuluculuk ücretinin de dava reddedilmiş gibi tamamından müvekkilinin sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasının da hatalı olduğu kabul ret oranına göre taraflar arasında paylaşım yapılması gerektiği; mahkemece kabul edilen manevi tazminat miktarının müvekkilinin yaşadığı tramvaya karşılık olarak çok düşük bulunduğu, müteveffanın sağlığında müvekkiline destek sağladığı halde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin herhangi bir destekten yoksun kalmadığı görüşünün hatalı olduğu, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın talep doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1-Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf incelemesinde;a/Destekten yoksun kalma tazminatı, kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup; ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları talep edebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı TBK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. 6098 sayılı TBK'nun 53/3 maddesinde sözü edilen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır. Yani eylemli ve düzenli olarak bir kişinin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için eylemli ve düzenli bir yardımın varlığı gereklidir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır ise de destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için açıklanan tüm bu olguların mevcut olduğunun ve desteğin sağlığında eylemli ve düzenli olarak talepte bulunana yardım ettiğinin, destek tazminatı talebinde bulunan tarafın da somut olarak kanıtlanmalıdır.Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, ölenin oğlu olan davacı kaza tarihinde, 28 yaşında olup, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yaş itibariyle varsayımsal desteklik yaşını aşmış olup, müttevefanın sağlığında kendilerine düzenli ve eylemli bir biçimde maddi yardımda bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de ibraz edilebilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, davacının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında bir yanılgı tespit edilemediğinden, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.b/Ancak; AAÜT md. 13/2; "Hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmü gereğince, Mahkemece reddedilen dava değeri 100,00-TL üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00- TL arabuluculuk giderinin yerel mahkemece tarafların haklılık durumuna göre belirlenmesi gerekirken, davacı aleyhinde hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.2-Davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarına gelince;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda zararlandırıcı eylemin tarihi, olayın meydana geliş şekli, müttevefanın kazanın meydana gelmesinde kusursuz oluşu, yaşı, talepte bulunanların sayısı, paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında, ölümle sonuçlanan taksirli eylem nedeniyle hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanmasına ilişkin kurala göre az takdir edildiğinin anlaşılmasına göre; davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmuştur. Ancak; yukarda (1-b ile 2. bentte) açıklanan hatalı uygulamaların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin, vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ile manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması, HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince hatalı uygulamanın düzeltilmesi suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve 2020/35 Esas - 2021/930 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun (1-a) bendinde açıklanan nedenlerle REDDİNE, (1-b) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve 2020/35 Esas - 2021/930 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Maddi tazminata ilişkin davanın ispatlanamaması nedeni ile REDDİNE, b/Manevi tazminata ilişkin davanın KABULÜ ile poliçe limiti olan 62.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinden 19/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, c/Alınması gerekli 3.415,50 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 171,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.244,38 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, ç/Davacı tarafından yapılan 1.249,25 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 1.246,76 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye bedelin davacı üzerinde bırakılmasına, d/Maddi tazminat yönünden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e/Manevi tazminat yönünden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f/Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 1.317,36 TL'sinin davalıdan, 2,64 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, g/Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda manevi tazminata ilişkin hüküm bölümü bakımından HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle kesin; maddi tazminata ilişkin hüküm bölümü bakımından ise HMK.m.361 hükmü uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025