Başvuru, bir kişinin kamu görevlilerince kaçırılıp öldürülmesi ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; olayın faillerinin yargılanmaması nedeniyle bu kişilerden yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek tehdit, belirsizlik ve endişe sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir kişinin kamu görevlilerince kaçırılıp öldürülmesi ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; olayın faillerinin yargılanmaması nedeniyle bu kişilerden yönelebilecek ve yaşam boyu sürecek tehdit, belirsizlik ve endişe sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Şırnak ili İdil ilçesi Ortaköy köyü muhtarı olan Ş.Ş. 17/4/1994 tarihinde, İdil Jandarma Komutanlığını telefonla arayarak Cizre-Nusaybin kara yolu üzerindeki bir dinlenme tesisi yakınında bir ceset bulunduğunu söylemiştir. Cesedin bulunduğu yere giden kolluk görevlileri olay yerini ve cesedi inceleyip cesedin kime ait olduğunu araştırmıştır. Kolluk görevlilerince düzenlenen söz konusu işlemlere ait tutanakta; olay yerinde sırt üstü yatar vaziyette duran ve sol şakağında bir kurşun deliği bulunan bir ceset görüldüğü, ölü morlukları ile ölü katılığının oluştuğu, cesedin yakınlarında kanlı ve düğümlü bir bez parçası, siyah bir deri cüzdan, kahverengi bir tarak ve plastik bir kimlik cüzdanı bulunduğu, cüzdanlarda kartvizitler, üzerinde isim ve telefon numaraları yazılı kâğıt parçaları ile ölü olarak bulunan kişinin fotoğrafının olduğu bir sınav giriş belgesi bulunduğu, sınav giriş belgesine göre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, deri cüzdan üzerindeki kanın kuruduğu, ceset üzerindeki kandan başka çevrede kan izi bulunmadığı, bu nedenle kişinin muhtemelen başka bir yerde öldürüldüğü, olay yerinde bulunan Ş.Ş. ile çevrede oturanların ölen kişiyi tanımadığı, olay yerinde boş kovan bulunmadığı, başka iz ve delil tespit edilemediği belirtilmiştir. Bir kolluk görevlisince olay yerinin basit bir krokisi çizilmiştir. Kolluk görevlileri, Ş.Ş.nin olay hakkında ifadesini almıştır. Ş.Ş. ifadesinde, saat 30 sıralarında köye dönerken yol kenarındaki cesedi gördüğünü, aracından inip cesede baktığını ve köye gidip telefonla karakolu aradığını söylemiştir. İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerinin bildirmesi üzerine olaydan haberdar olan İdil Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl soruşturma başlatılmış ve cesedin bulunduğu gün olay yerinde, Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekim tarafından ölü muayenesi yapılmıştır. Bahse konu işleme ilişkin tutanakta; üzerinden çıkan belgeye göre cesedin Ö.Ö. isimli kişiye ait olduğu, cesedin sol gözünün altında 0,5x1 cm ebatında bir mermi giriş deliği, cesedin kafasının arka kısmında ise büyükçe bir mermi çıkış deliği bulunduğu, beynin mermi çıkış deliğinden dışarı taştığı ve kesin ölüm nedeninin de kafanın arkasının parçalanarak beynin akması olduğu belirtilmiştir. Ölüm nedeni tespit edildiği için klasik otopsi işlemine gerek görülmemiştir. Faillerin gizli ve sıkı bir şekilde aranması için 10/5/1994 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazan Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/1994 tarihinde, faillerin dava zamanaşımı süresinin sonu olan 17/4/2014 tarihine kadar aranması amacıyla daimî arama kararı vermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, civardaki Cumhuriyet başsavcılıklarına yazdığı 3/10/1997 tarihli müzekkereler sonucunda Ö.Ö.nün açık kimlik bilgilerini tespit etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 6/11/1997 tarihinde, istinabe yoluyla başvurucu Süleyman Ölker'in ifadesini almıştır. Başvurucu Süleyman Ölker ifadesinde; PTT'de geçici işçi olarak çalışan ağabeyi Ö.Ö.nün 1994 yılı Nisan ayında kaybolduğunu, bir gün sonra da cesedinin bulunduğunu, Ö.Ö.yü kimin öldürdüğünü bilmediğini ve teşhis etmeleri üzerine cesedin kendilerine verildiğini söylemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/1997 tarihinde istinabe yoluyla dinlediği A., Ö.Ö.nün kardeşi olduğunu, 1994 yılında cesedi bulunan Ö.Ö.yü öldüren kişi hakkında bir şey duymadıklarını ve kardeşinin cesedini o tarihlerde teslim aldıklarını beyan etmiştir. Ö.Ö. hakkındaki Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) Ölüm Tutanağı, Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1997 tarihinde düzenlenmiştir. Daimî arama kararının verildiği tarihten 11/6/2014 tarihine kadar geçen sürede, kolluk görevlilerince düzenli olmayan aralıklarla tutulan, faillerin tespit edilemediğine ve araştırmanın devam ettiğine dair tutanaklar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/6/2014 tarihinde -kasten öldürme suçu için- olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda yazılı dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle olay ve fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla 8/12/2014 tarihinde soruşturma evrakının bir örneğini almışlardır. Başvurucular; yakınlarının ölümüyle ilgili soruşturmanın etkin yapılmadığını, daimî arama kararı nedeniyle düzenlenen, faillerin tespit edilemediğine dair tutanaklar dışında 26/11/1997 tarihinden sonra herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadığını, soruşturma evrakının bir örneğini almaları üzerine kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberdar olduklarını, Ö.Ö.nün Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) mensuplarınca öldürüldüğünü düşündüklerini, söz konusu birimin bazı mensupları hakkında başka eylemler nedeniyle dava açıldığı için dava zamanaşımı süresinin kesildiğini ve esasen yakınlarına karşı işlenen suçun insanlığa karşı işlenen suçlardan olması nedeniyle olayda dava zamanaşımı süresinin bulunmadığını belirtip, soruşturmanın etkisiz yürütüldüğüne ilişkin örnekler de vererek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir. Bu itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 6/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Hâkimliğin kararı 22/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve 20/2/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. Başvurucuların ölenle yakınlıklarına ilişkin resmî bir belge bireysel başvuru dosyasında bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular, Ö.Ö.nün başvurucu Süleyman Ölker'in kardeşi, diğer başvurucu Ahmet Ölker'in nüfus kaydına göre amcası, gerçekte ise babası olduğunu öne sürmektedirler. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuka ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır. Bununla birlikte konuyla ilgisi olmadığı için söz konusu kararda yer almayan birkaç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına burada yer verilmesi gerekmektedir. AİHM, her hâlükârda kabul edilemez bulduğu bazı başvurularda her bir kabul edilemezlik kriteri yönünden ayrı bir inceleme yapmamış ve sadece bulduğu kabul edilemezlik nedeni yönünden değerlendirme yapmıştır (açıkça dayanaktan yoksun bulunan başvuruda iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itirazın incelenmediği kararlar için bkz. Kyriacou Tsiakkourmas ve diğerleri /Türkiye, B. No: 13320/02, 2/6/2015, § 277; Eylem Kaya/Türkiye, B. No: 26623/07, 13/12/2016, § 55).