4. Hukuk Dairesi 2021/16768 E. , 2023/11035 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/101 E., 2021/199 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/Davacıların İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/76 E., 2020/237 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmişt…
**4. Hukuk Dairesi 2021/16768 E. , 2023/11035 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/101 E., 2021/199 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/Davacıların İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/76 E., 2020/237 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...'un Halk Bankası İpekyolu Şubesi'nden 20.10.2016 tarihinde 170.000,00 TL bedelli konut kredisi kullandığını, kredi çektiği esnada davalı nezdinde kredi grup hayat sigortası tanzim edildiğini, sigorta poliçesi devam ederken 26.06.2017 tarihinde kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini, bu durumda davalı tarafın sigorta poliçesi gereği kredi borcunu bankaya ödeyerek kalan tutarı davacılara ödemesi gerektiğini, murisin poliçenin yapıldığı sırada hasta olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davalı sigorta şirketinin hayat sigortası yapıldığı sırada sağlık taraması ya da sağlık durumuna ilişkin belge istenilmesi yönünde herhangi bir istekte bulunmadığını, bu hususta davalı şirketin her türlü araştırma ve inceleme yapma yetkisi var iken bunu yapmayarak kusurlu davrandığını, sigorta poliçesinin yapıldığı sırada hasta olan kişi açısından da sigorta şirketinin poliçeden dolayı sorumlu olduğunun yargı kararlarında kabul edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla murisin kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle doğan maddi zararlara karşılık 8.000,00 TL maddi zararın ölüm tarihinden itibaren, davacıların dava sonuçlanıncaya kadar ödedikleri kredi borcunun ise iade tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesine göre sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği ve bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, aynı yasanın 1439/1 maddesine göre sigortacı için önemli husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde sigortacının sözleşmeden cayabileceği veya prim farkı isteyebileceği, dosyada bulunan 20.10.2016 tarihli sigortalı adayının sağlık beyan formunda murisin formda yer alan bütün hastalıklara ilişkin sorulara matbu olarak hayır şeklinde cevap verdiği, hastalıklar arasında kalp hastalığının da bulunduğu, ayrıca "Tedavi olmanızı gerektiren bir sağlık sorununuz bulunuyor mu?" şeklinde genel bir sorunun da sorular içinde olduğu, murisin bu soruya da hayır cevabını verdiği, 24.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda sigorta tarihinden önce olacak şekilde davacıların murisinin 2016 yılından önce teşhis edilmiş kalp hastalığının olduğu ve kalp hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğunun tespit edildiği, murisin bildiği ve tedavi gördüğü hastalıkları bildirmesi gerektiği, bütün sorulara hayır şeklinde verilen cevabın mevcut rahatsızlıkları gizleme amacı taşıdığı, sigorta şirketinin sigortalıya sormadan bütün soruları hayır şeklinde işaretlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun aksinin ispat edilemediği, bu nedenle mevcut sigorta bildirim formuna itibar edildiği, murisin sigorta tarihinde kendisinde var olan ve ölümüne neden olan kalp rahatsızlığını davalıya bildirmediği, davalının süresinde cayma hakkını kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hayat sigortasının sigorta ettirenin ihtiyaçlarından ziyade kredi veren bankanın ihtiyaçları ve zorlaması ile ortaya çıkan bir sözleme olup irade özgürlüğünün bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile gerekçe gösterilmeden hüküm kurulduğunu, sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ve ölüm arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, bu tespit ve değerlendirmenin tıbbi ve teknik bilgiyi gerektirdiğini, davacıların murisinin kalp rahatsızlığı ile ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının kesin şekilde ortaya konulmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için murisin sigorta için önemli sayılabilecek bir hususu bildirmediği kabul edilecek ise de gizleme kastı bulunmamakla ihmalin bulup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından eksik/yanlış beyanda bulunulması halinde sigortalının hangi yaptırımlara maruz kalacağının kendisine bildirilmemesinin bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, sigortacının da sözlemeden önce sigorta ettirene yazılı olarak vereceği bilgiler ile beyan yükümlüğünün yerine getirilmesine katkıda bulunmakla yükümlü olduğunu, sözleşme öncesi beyan yükümlüğünün gereği gibi yerine getirilmemesine sigortacının aydınlatma yükümlüğününü yerine getirmemesi sebebiyet vermiş ise bu durumda sigortacının cayma hakkını kullanmaması gerektiğini, kimsenin kendi kusurundan menfaat elde edemeyeceğini, TTK 1442/1-b maddesinde caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse cayma hakkının düşeceğinin düzenlendiğini, beyan yükümlülüğünün ihlali ve kusurun varlığının ispat yükünün basiretli tacir olan sigortacıya ait olduğunu, sigortacının sigorta ettirenin beyan görevini ihlal ettiğini ve soru listesindeki sorulara yanlış cevap verdiğini ispat etmesi gerektiğini, başvuru formundaki sağlık bölümünü sigorta ettirene doldurtmayan ve imzasını almayan sigortacının ispat yükünü yerine getirmediğini belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar murisinin dava dışı bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle davaya konu hayat sigortası poliçesinin düzenlendiği, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK 1435 inci maddesine göre sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının haklı olduğunun kabulü için, sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerektiği (aynı yönde Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2020 Tarih, 2019/2389 Esas, 2020/904 Karar sayılı ilamı), bilirkişi raporu ile murisin kredi sözleşmesinden önce var olan kalp hastalığı nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğinin tespit edildiği, sigorta poliçesinin her sayfasının muris tarafından imzalandığı, poliçede yer alan sağlık beyanı kısmında kalp hastalığı olup olmadığı yönündeki soruya hayır cevabının verildiği, yine tedavi olmanız gereken bir sağlık sorununuz var mı yönündeki soruya hayır cevabının verildiği, murisin TTK 1435. maddesine gereğince sözleşmenin yapılması sırasında önemli husus olan ve kendisinde var olduğunu bildiği kalp rahatsızlığını davalı sigorta şirketine bildirmediği, bu nedenle davalının tazminattan sorumluğu olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigorta poliçesi ile teminat altına alınan sigortalının hayatını kaybetmesi nedeni ile vefat teminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1436,1437 ve 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.